HALKLA YÜRÜYENLER KAZANIR
Sokaktaki insanın nabzını tutmak, değişimin yönünü ve toplumsal dip dalgaları görmek açısından her zaman en güvenilir, en şaşmaz kılavuzdur. Son dönemde sahaya çıkıp şöyle bir baktığımızda, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’e dönük ilginin gerçekten oldukça yüksek olduğunu çıplak gözle görebiliyoruz. Özel, adım attığı her yerde, gittiği her ilçede ve meydanda büyük kalabalıklar tarafından coşkuyla karşılanıyor; toplumun her kesiminden, her yaştan yoğun bir ilgiye mazhar oluyor. Tabii ki bu tabloyu sadece tek bir kişiye gösterilen anlık bir teveccüh olarak okumak eksik ve sığ bir yaklaşım kalır. Sokaktaki insanın bu yoğun ilgisi, bir yandan bir lidere umut bağlama arayışıyken, diğer yandan da Türkiye’nin uzun zamandır özlediği yeni bir siyasete, enerjik, dinamik ve kararlı bir duruşa dönük net bir yansımadır. Halk, karşısında sadece konuşan değil, kendi hislerine tercüman olan bir enerji görmek istiyor.
Yelpazenin öte tarafına, yani eski statükonun kalıntılarına baktığımızda ise bambaşka ve bir o kadar tezat bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Karşımızda, girilen 13 seçimi üst üste kaybetmiş fakat buna rağmen en küçük bir sorumluluk hissetmeyen, tabiri caizse adeta mahkeme kararlarıyla CHP’nin başında tutulmaya çalışılan bir Kemal Kılıçdaroğlu gerçeği var. CHP’nin tarihsel yükselişinin ve toplumsal kabullenilişinin önüne adeta bir set çeken malum çevrelerle aynı söylemleri, aynı argümanları paylaşmaya inatla devam eden Kılıçdaroğlu’nun, siyaseten olduğu kadar CHP’nin asıl sahibi olan tabanda da artık hiçbir karşılığı ve inandırıcılığı kalmamıştır. Seçmen, bu iki taban tabana zıt siyasi figür arasındaki tercihini çoktan yapmış ve ağırlığını ezici bir çoğunlukla Özgür Özel’den yana kullanmıştır. Tercihini hâlâ ısrarla Kılıçdaroğlu’ndan yana kullanan dar bir kitle varsa, onlar da seslerini yükseltemeden, suskun, mahçup ve savunmasız bir şekilde kenarda taraflarını seçmiş durumdalar. Elbette ki bu da onların kendi bileceği, kendi siyasi tercihidir; ancak tabanın ana akışını değiştirmeye güçleri yetmemektedir.
Bir gazeteci olarak sahada, sokakta, kahvehanede, özellikle de Kocaeli’de yaptığım gözlemler ve aldığım geri bildirimler bu durumu açıkça, tüm çıplaklığıyla teyit ediyor. Kentimizde, tepeden inmeci veya yapay diyebileceğimiz o "butlancı" yönetime olan desteğin en alt düzeyde, adeta yok denecek kadar az olduğunu yakından gözlemliyorum. Eğer iddia ettikleri o butlana ve onun "arınma", "yenilenme" falan gibi tamamen masa başında üretilmiş kurgusal söylemlerine olan halk desteği gerçekten istenilen ya da iddia ettikleri düzeyde olsaydı, bugün siyasette bambaşka senaryoları, bambaşka dengeleri konuşuyor olacaktık. Ancak hayatın ve sokağın gerçekleri, bu yapay kurgulardan her zaman çok daha güçlü ve nettir.
Çünkü iyi bilinmelidir ki siyasal mücadele sadece isimler, içi boşaltılmış kavramlar veya kuru semboller üzerinden yürütülemez. Gerçek siyaset; haksızlığa karşı eğilmeden dik bir duruş sergilemekle, salonlarda değil halkla birlikte meydanlarda olmakla ve toplumla omuz omuza aynı istikamete yol yürümekle inşa edilir. Özgür Özel, bugün sahada tam olarak bu beklentiye yanıt vermekte, bu formülü hakkıyla yerine getirmektedir. Tabanın ortaya koyduğu bu net ve kararlı tercih ile sokaktan yükselen bu güçlü enerji, yakın geleceğin siyasi rotasını ve ülkenin kaderini belirleyen en önemli, en dinamik faktör olarak önümüzde durmaktadır.