YENİ PARTİ’NİN ZORLU SINAVI
Gazetecilik mesleğinin getirdiği en büyük avantaj, şüphesiz halkın nabzını bizzat yerinde tutabilmektir. Sokakta, çarşıda, pazarda insanlarla kurduğumuz her temas, ülke ve bölge gündemine dair çarpıcı gerçekleri önümüze seriyor. Her zaman olduğu gibi siyaset sohbetlerin ilk sırasında yer alıyor; ancak son dönemde dile getirilen soruların ve yorumların odağında tek bir başlık öne çıkıyor: Özgür Özel’in genel başkanı olduğu Yeni Parti.
Sokaktaki tablo açıkça gösteriyor ki Yeni Parti’ye yönelik ilgi oldukça yüksek bir seviyede. Bu ilgi yalnızca sosyal demokrat kesimle sınırlı kalmıyor; toplumun farklı kesimlerinden insanlar bir şekilde Yeni Parti’ye yöneliyor, beklentilerini dile getiriyor. Mevcut siyasi partilerden umudunu kesmiş, ülke siyasetinde yeni bir yol ve alternatif arayanlar için Yeni Parti belirgin bir çekim merkezi haline gelmiş durumda.
Elbette siyasette rakip bir aktörün halk nezdinde ciddi bir karşılık bulması ve ilgi görmesi diğer odakları memnun etmez. Bu nedenle Yeni Parti’nin yükselişini frenlemek adına çeşitli siyasi argümanlar devreye sokuluyor. Bunun en somut örneği, TBMM’de görüşülen çözüm süreci tartışmalarında yaşanıyor. Süreç, Yeni Parti üzerinde hem iktidar hem de muhalefet tarafından bir baskı unsuru olarak kullanılıyor.
Yeni Parti bu sürecin dışında kalmayı tercih etse, iktidar ve ortakları tarafından "Silahların susmasını istemiyorlar" denilerek hedef gösterilecek. Sürece destek verse veya yakın dursa, bu kez diğer muhalefet partileri tarafından "İktidar ile iş tutup teröre destek oluyorlar" suçlamasına maruz bırakılacak. Neresinden bakılırsa bakılsın, iki ucu pis bir siyasi denklemle karşı karşıya olunduğu açık.
Buradaki stratejik hesap oldukça net: İktidar, ana muhalefet konumundaki Yeni Parti’yi bu zorlu süreçte köşeye sıkıştırarak seçmen kaybettirmeyi amaçlıyor. Diğer muhalefet partileri ise yaşanacak muhtemel bir kopuştan pay kaparak kendi tabanlarını güçlendirmenin planlarını yapıyor.
Ancak Türkiye’nin yakın geçmişi gösterdi ki siyasete kimlik, mezhep ve inanç faktörleri üzerinden yön vermenin bu ülkeye hiçbir faydası olmadı. Aksine bu dar kalıplar yüzünden demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve iç barışımız ağır darbeler aldı.
İşte tam da bu kırılma noktasında Yeni Parti’nin duruşu önem kazanıyor. Kimlik ve inanç siyasetinin yarattığı tahribata karşı; toplumun tümünü kucaklayan demokratik, çağdaş ve insan haklarını esas alan bir yaklaşım savunuluyor. Halkın söz, yetki ve kararda tek belirleyici olduğu bir sisteme geçilmesini öne çıkarmak, mevcut sıkışmışlığa karşı alternatif bir çıkış yolu sunuyor.
Sokaktaki yoğun ilginin siyasi kulislerdeki bu hamlelerle ne derece baskılanabileceğini zaman gösterecek; fakat halkın ezberlenmiş siyasi manevralar yerine kendisini gerçekten temsil edecek demokratik bir zemin aradığı yadsınamaz bir gerçek.
İşte tamda burada Yeni Parti var!