Fatoş Özut Kırtay

Fatoş Özut Kırtay

BU TEMCİT PİLAVI SOĞUMAZ

BU TEMCİT PİLAVI SOĞUMAZ

Son haftalarda okul , eğitim konusunu çok sık yazıyorum.

Yazsak bir şey değişiyor mu?

Yangını söndürmek için su taşıyan karınca vardı.

Küçük karıncanın su taşıdığını görünce alaycı bir tavırla sormuşlar:

"Sen, bu minicik halinle taşıdığın suyun, ateşi söndüreceğine inanıyor musun?

Karınca cevap vermişti hatırlarsanız:

"Hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Bir damla da olsa faydamız olur belki."

Bizimki de bu hesap...

Bu hafta da konumuz okulların ekürisi, öğrenci taşımacılığı yapan servisler...

Yeni eğitim öğretim yılı başladı.

Çocukların sırtında çantaları, velilerin kafasında hesapları var.

Defter, kitap, kırtasiye, kıyafet derken bir de okul servisi ekleniyor bütçeye.

Sayın yetkililerimiz önemle belirtmişti.

Hani çocuklar mahallelerindeki okullara gidecekti...

Son yıllarda eğitimde sık sık “adrese dayalı kayıt”, “kayıt alanı” ve “öğrencinin ikamet adresine göre okulunun belirlenmesi” konuşuldu.

2026-2027 eğitim öğretim yılında da ilkokul ve ortaokul kayıtları adres bilgileri esas alınarak yürütülüyor.

Fakat hayatın pratiğinde başka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Mahallesinde okulu bulunan çocuk, kimi zaman başka bir okula gidiyor; ardından da okul servisi devreye giriyor.

Burada mesele yalnızca bir servis aracının sabah evin önünden geçmesi değil.

Mesele, bir ailenin eğitim için her ay ödediği bedelin giderek büyümesi.

Kocaeli'de 2026-2027 eğitim öğretim yılı için okul servis ücretlerine yüzde 35 zam yapıldı.

En kısa mesafe olan 0-1 kilometrenin aylık tavan ücreti 3.080 TL olarak belirlendi.

5-7 kilometrede bu rakam 3.810 TL'ye, 10-15 kilometrede 4.480 TL'ye, 20-25 kilometrede ise 5.140 TL'ye çıkıyor.

Rehber personel gerekiyorsa bunun da ayrıca 1.150 TL'lik bir bedeli var.

Bir çocuk evine birkaç sokak mesafedeki devlet okuluna yürüyerek gidebilecekken başka bir okul için servis kullanıyorsa, burada sadece veli bütçesini değil, eğitim sisteminin nasıl işlediğini de konuşmamız gerekiyor.

Elbette her çocuk için aynı şeyi söyleyemeyiz.

Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler var. Bulunduğu bölgede uygun okul bulunmayan çocuklar var. Taşımalı eğitim kapsamında değerlendirilmesi gereken öğrenciler var. Farklı eğitim programları ve mevzuattan kaynaklanan özel durumlar da bulunuyor.

Zaten mesele de bunları yok saymak değil.

Mesele, istisnaların kural hâline gelip gelmediğini sorgulamak.

Çocuğun hangi okula gideceği konusunda veliye tercih alanı bırakılacaksa bunun ekonomik sonucunu da hesaba katmak gerekir. “Mahalle okuluna yönlendireceğiz” deniyorsa bunun eğitim kalitesi, sınıf mevcutları, öğretmen kadroları, okulun fiziki şartları ve güvenliği açısından da karşılığı olmalı.

Çünkü velinin çocuğunu başka bir okula göndermesinin arkasında çoğu zaman bir sebep var.

Kimi veli öğretmen kadrosuna güveniyor.

Kimi okulun eğitim anlayışını daha uygun buluyor.

Kimi çocuğunun güvenliği için başka bir okulu tercih ediyor.

Kimi de mahallesindeki okulun fiziki şartlarından memnun değil.

O zaman asıl soru şu:

Veliyi mahalle okuluna yönlendirmek istiyorsak, önce mahalle okullarını velinin gönül rahatlığıyla tercih edeceği hâle getirmemiz gerekmiyor mu?

Eğer amaç gerçekten mahalle okulunu güçlendirmekse, önce mahalle okullarını birbirine denk hale getirmek gerekmez mi?

Velinin okul seçme isteğinin altında çoğu zaman bir kapris yok. Çocuğunun daha iyi eğitim alacağına inandığı bir okul arayışı var.

Bir başka mesele de ulaşım.

“Okul yakın, yürüsün” demek kulağa kolay geliyor.

Keşke bu kadar kolay olsa…

Çocuğun yürüyebilmesi için güvenli kaldırımlar, düzgün yaya geçitleri ve çocukları koruyacak bir trafik düzeni gerekiyor. Yoğun trafikte özellikle küçük yaştaki bir çocuğu tek başına yola göndermek her ailenin gönül rahatlığıyla verebileceği bir karar değil.

Ayrıca servis yalnızca bir ulaşım aracı da değil artık.

Çalışan anne-baba için zaman meselesi.

Sabah çocuğu okula bırakıp işe yetişmek, öğleden sonra okul çıkışında çocuğu almak…

Her ailenin çalışma saatleri okul saatleriyle örtüşmüyor.

O nedenle bu tartışmayı sadece “servis olsun mu, olmasın mı?” üzerinden yürütmek eksik kalır.

Asıl sorumuz şu olmalı:

Çocuğun iyi bir eğitim alması neden ailenin ulaşım bütçesine bu kadar bağlı hale geliyor?

Bir yandan “çocuğun mahallesindeki okula gitmesi” hedefleniyorsa, diğer yandan o okulların fiziki şartları, sınıf mevcutları, öğretmen ihtiyacı, güvenliği ve eğitim kalitesi de aynı ciddiyetle ele alınmalı.

Çünkü veliye seçenek sunmadan seçim hakkını daraltmak başka bir şeydir; mahalledeki her okulu gerçekten tercih edilebilir hale getirmek başka…

Düzelir mi bu sorunsallar?

Kat kat cevizli baklavayı kim sevmez?

Diye soralım bırakalım!

İnadına u-mutlu kalalım...

Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatoş Özut Kırtay Arşivi