Dilek ALP

Dilek ALP

Kent Serisi 115: 27 YIL SONRA FARK ETTİM Kİ..

Kent Serisi 115: 27 YIL SONRA FARK ETTİM Kİ..

27 yıl önce bugün, 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gecede saat 03.02’de hayatlarımız ikiye ayrıldı.
Gidenler ve geride kalanlar…
O gece yalnızca binalar yıkılmadı. Kentler, meslekler, aileler, evler, sevgiler, alışkanlıklar ve insanların geleceğe dair kurduğu hayatlar da yıkıldı.

00edb524-752a-4c61-a382-b775a2dfc4cf.jpg

Şimdiye kadar bunu dile getirme fırsatım olmadı belki. Ama ben de o insanlardan biri olduğumu yeni fark ettim. O kadar uzun süre dışarıdan bakmaya, ayakta kalmaya ve herkesi toparlamaya zorlanmışım ki bunu anlamam neredeyse çeyrek asır sürdü.

3d87332c-1bc6-4c7c-99f6-d4e46a7abc90.jpg

Çok sevdiğim kentimi kaybettim.
Evimi, iş yerimi, iş arkadaşlarımı, komşularımı, dostlarımı kaybettim.
Yıllar boyunca dünyanın dört bir yanından büyük bir hevesle biriktirdiğim anılarımı, mesleki hayatım boyunca oluşturduğum birikimimi ve kurduğum düzeni kaybettim.
O günün en ağır taraflarından biri ise çocuğumun hayati tehlikesiyle yüzleşmekti.
Bilincimizi kaybetmek üzereydik. Kollarımızın arasında oğlumuzu kaybettiğimizi sandık.
Bütün bunları yaşadığımıza şu an bile bazen inanamıyorum.

6ebac5a3-fd61-419c-9499-b390cc3d9d96.jpg

Meğer o kadar yoğun bir şekilde başkalarının yaralarına merhem olmaya çalışmışım ki kendi acımı silmişim, görmezden gelmişim. Belki de farkında olmadan benim ayağa kalkma yöntemim bu olmuş.
Ağlamaya fırsat bulamamışım.
Hep başkalarının acıları için döktüğüm gözyaşlarının bir kısmı benimmiş meğer.
Uzun yıllar bunu anlatamadım. Ama arka planda hep aynı direnç vardı. Çünkü depremden sonra herkesin bir görevi oldu. Benim görevim güçlü olmak ve düzen kurmaktı. İnsanları toparlamak, sakinleştirmek, yeni bir düzen kurmalarına yardım etmek, hayatın devam edebilmesi için eksilen yerleri doldurmak… Her şeye rağmen “hayat devam ediyor” demekti.

8e710cac-ad20-4221-9ceb-23672bd83695.jpg

Herkesin toparlanmasıyla o kadar meşguldüm ki kendi toparlanmamın sırası hiç gelmemiş.
Yasımı ertelemişim.
Korkularımı ertelemişim.
Kendimi ertelemişim.

9d824ba8-cba2-49d7-aa3f-164a5abace45.jpg

Sonra hayat yeniden başladı. Herkes giderken ben kentimden ayrılamadım. Kaldım ve yeniden bir düzen kurmaya çalıştım.
Evim değişti. Bana yabancı bir ev.
İşim değişti. Tecrübelerim acıyla pekişti.
Sokaklarım değişti. Anılarımız uçtu gitti.
Şehir aynı şehir değildi artık. Hiçbir yeri hatırlamaz hale geldim.
Yeni insanlarla, yeni alışkanlıklarla, yeni bir hayatla tanıştık. Sıfırdan düzenler kurduk.

9198a111-792c-4be3-9873-6ea61a5fece5.jpg

Dışarıdan bakıldığında buna “yeniden başlamak” deniyordu. İçeriden bakıldığında ise bunun adı, her gün biraz daha dayanmayı öğrenmekti.

54667868-b7e6-415a-9cd2-1b988fa5f8c5.jpg

Yıllar geçti. Kendi açımdan ürettim, çalıştım, öğrettim, araştırdım. Yeni projeler kurdum, yeni insanlar tanıdım. Hayat ilerledi. Ama deprem takvimde kalan bir tarih olmadı. Bazı olaylar biter; bazıları insanın içinde yaşamaya devam eder. Deprem de öyle bir şey.

c34024c9-8e6e-469f-90ed-7b2c5bb6f35c.jpg

Bugün, 27 yıl sonra, kendime ilk kez bu kadar açık söylüyorum:
Ben de depremi yaşadım…

Bu cümle çok basit görünüyor ama benim için yıllarca kurulamadı. Çünkü hep “iyileştiren” tarafta durdum. Oysa iyileştirmeye çalışanların da yaraları olurmuş. Bunu yine kendi başıma fark etmiş olmam da düşündürücü. Herkes kendi acısıyla o kadar meşgul ki… Acılar bile birbirleriyle yarışıyor. Oysa acının yarışanı olmaz.

d005a481-e6a7-4c2b-8846-2cd20d38e4ca.jpg

Depremden sonra en çok kaybettiğim şeylerden biri, durup kendi acımı dinleyebilme hakkımdı.
Bugün bunu geri alıyorum.
Bu yazı bir sitem değil.
Bir hesaplaşma da değil.
Bir hatırlatma.

d38f7942-efa8-49da-8bcf-d6f4ffbdf0ae.jpg

17 Ağustos yalnızca hayatını kaybedenleri anmak için değil, hayatta kalıp bambaşka bir yaşam kurmak zorunda kalanları da hatırlamak için var.
Bir gecede yetişkin olmak zorunda kalanları…
Kentini, evini, mesleğini, düzenini geride bırakıp yeniden başlayanları…
Yıllarca kendini defalarca anlatmak zorunda kalanları…
Hayatın içinde bir yer edinmeye çalışırken geçmişini de yanında taşımak zorunda kalanları…

Bizler yalnızca enkazdan çıkan insanlar değildik.
Enkazdan sonra yeniden hayat kuran insanlardık.

dc1e353f-807b-4c57-88d8-86a6c8832c40.jpg

Bugün beni en çok düşündüren şey ise hafızamız.
Acılarımızı çok hızlı tüketiyoruz.
Ortak yas tutmayı, birlikte susmayı, birbirimizin kaybına saygı göstermeyi giderek unutuyoruz.
Oysa 17 Ağustos yalnızca geçmişte yaşanmış bir felaket değil; bu ülkenin ortak hafızasıdır.

e48c2f18-42d2-4cc3-b7a6-71cb8b97fd23.jpg

Belki bugün ihtiyacımız olan şey büyük sözler değil.
Sadece bir günlük nezaket.
Biraz daha sessizlik.
Biraz daha hatırlamak.
Çünkü 27 yıl önce, 45 saniyede yalnızca binalar yıkılmadı.
Hayatlar yıkıldı.
Ve bazı hayatlar hâlâ o geceden sonra kurulmaya devam ediyor.
27 yıl önce ben de oradaydım.
O yaşa kadar sahip olduğum çoğu şeyi kaybettim.
Tozun, dumanın arasından yeniden başladım.

Ve bugün biliyorum ki pes etmeden devam etmek, bazen hayatın en sessiz ama en güçlü direnişidir.

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nde yitirdiğimiz tüm canların anısına…

U N U T M A Y A L I M…


Fotoğraf notu:
Bu yazıda kullanılan fotoğraflar, 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin tanıklığını ve hafızasını fotoğraflarıyla belgeleyen, Gölcüklü değerli fotoğraf sanatçısı Hadi Arslan’a aittir.
Onun objektifinden kalan bu kareler, yalnızca bir felaketin değil, bir kentin yaşadığı büyük yıkımın ve insan hikâyelerinin de hafızasıdır.
Hadi Arslan’ı da saygı ve minnetle anıyoruz.

#17Ağustos1999 #GölcükDepremi #Gölcük #MarmaraDepremi #Deprem #DepremHafızası #DepremGerçeği #DepremBilinci #Unutmayalım #17Ağustos #Gölcük1999 #Marmara1999 #ToplumsalHafıza #OrtakHafıza #KolektifHafıza #AfetHafızası #HayattaKalanlar #YenidenBaşlamak #HayataTutunmak #Türkiye #Anma #SesimiDuyanVarmı

f2a90654-2aae-4e12-9105-3226d30e7dcf.jpg

Bu yazı toplam 405 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Dilek ALP Arşivi