Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

SİVAS’IN SIZISI 33 YILDIR YÜREĞİMİZDE

SİVAS’IN SIZISI 33 YILDIR YÜREĞİMİZDE

Tarih, 2 Temmuz 1993. Yer, Sivas... Türkiye’nin alnına çalınan o kara lekenin, Madımak Oteli’nin kundaklanarak 37 aydın ve sanatçımızın katledilmesinin üzerinden tam 33 yıl geçti. Dile kolay, otuz üç yıl... Ancak geçen zaman ne o gün yaşanan vahşeti unutturabildi ne de yüreklerdeki sızıyı zerre kadar hafifletebildi.

O yangın, sadece bir oteli değil; bu ülkenin bir arada yaşama umudunu, laik ve demokratik geleceğini de hedef almıştı. Ve ne yazık ki o ateş, en çok da çocukların masumiyetini yakıp kül etti.

Madımak’ta katledilenlerin en küçüğü, Sivas’a sadece folklor gösterisi için giden 12 yaşındaki Koray Kaya’ydı. Koray, 14 yaşındaki ablası Menekşe Kaya ile birlikte, o karanlık zihniyetin çıkardığı yangında can verdi. İki küçük kardeşin cansız bedenleri, birbirlerine sımsıkı sarılmış halde bulundu.

Anneleri Hüsne Kaya’nın yıllar sonra bir röportajda döktüğü şu kelimeler, adaletin de insanlığın da sustuğu yerdir:

"O günlerde nasıl ölmediğime bugün hálá şaşırıyorum. Koray’ımın sinüziti vardı; ’başım’ deyip yüzünü ekşittiğinde benim kalbim yerinde duramayacak kadar atardı... Menekşe’m sarılık geçirdiğinde neler yaşadığımı ben biliyorum. Ama nasıl oluyor da, iki canımın kaybına rağmen ölmedim... Psikolog anlattı aylar sonra; Sivas’taki meslektaşları Koray’ımı yaşı daha küçük diye kurtarmak için çok uğraşmışlar, ’Bu çok küçük, bari bunu kurtaralım’ demişler, olmamış işte. Yavrularım, abla-kardeş birbirlerine sarılıp gittiler…”

Bir annenin bu feryadı karşısında taş olsa çatlardı. Ancak ne yazık ki, aradan geçen 33 yıllık zaman diliminde, insanları diri diri yakanların ve onların arkasındaki güçlerin, devletin birçok etkili ve yetkili kademesine kadar yükseldiğine hep birlikte tanıklık ettik. Yüreğimizi asıl sızlatan, adaletin gecikmesi ve vicdanların bir kez daha kanatılması oldu.

Katliamın ardından başlayan ve yılan hikayesine dönen hukuk süreci, adaletin ne kadar zorlu bir patikada yürüdüğünü gösterdi. İlk yargılamalarda 22 sanığa 15’er yıl, 3 sanığa 10’ar yıl, 54 sanığa 3’er yıl, 6 sanığa 2’şer yıl hapis cezaları verildi, 37 sanık ise beraat etti.

Nihayetinde uzun süren temyiz süreçlerinin ardından, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2001 yılında onadığı kararla; cumhuriyete karşı örgütlü kalkışmada bulunan sanıklardan 33'ü ölüm cezasına çarptırıldı, diğer sanıklar ise çeşitli hapis cezaları aldı.

Ancak bitmedi... Süren davalar, kaçan sanıklar ve bitmek bilmeyen temyizlerle geçen 33 yılın ardından, Sivas Katliamı davası bugün zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmak isteniyor. Katledilenlerin aileleri, sivil toplum kuruluşları ve ülkenin tüm demokrasi güçleri, insanlığa karşı işlenen bu suçun zaman aşımı zırhıyla örtülmemesi için büyük bir hukuk mücadelesi veriyor. Çünkü biliyoruz ki, insanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımı olmaz, olamaz.

Laik ve demokratik Cumhuriyete dönük bu canice saldırı, ülke tarihimizin en karanlık sayfalarından biri olarak kalmaya devam edecek. Sivas’ta canlarımız, aydınlarımız, geleceğimiz yakıldı.

Eğer bugün susturulmaya çalışılan adaletin sesi olmak istiyorsak, Koray ve Menekşe’nin birbirine sarılan o masum hatırasına borcumuzu ödemek zorundayız.

Sivas’ı unutma, unutturma... Çünkü unutursak, o ateş hepimizi yakmaya devam edecek

Bu yazı toplam 249 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Akgün Arşivi