Fatoş Özut Kırtay

Fatoş Özut Kırtay

GAZETECİLİK MAKAM MI?

GAZETECİLİK MAKAM MI?

Bazı meslekler vardır; insanın yalnızca ne iş yaptığını değil, nasıl bir karakter taşıdığını da ortaya koyar. Gazetecilik de bunlardan biridir. Zira gazetecilik, sadece kalem tutmak, haber yazmak, bir unvan taşımak ya da bir meslek kuruluşunun çatısı altında bulunmak değildir. Her şeyden önce vicdan, sorumluluk ve ahlak meselesidir.

Son günlerde Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti seçimlerinin ardından yaşanan gelişmeler, meslek camiasında yıllardır konuşulan bazı meseleleri yeniden gündeme taşıdı. Seçimlerin ardından gelen istifalar, dile getirilen eleştiriler ve karşılıklı tartışmalar, aslında tek bir soruyu yeniden sormamıza neden oluyor: Biz gazeteciliği mi temsil ediyoruz, yoksa gazetecilik üzerinden kendimize bir alan mı açmaya çalışıyoruz?

Elbette her seçim bir tercihtir. Kazananı da olur, kaybedeni de… Farklı düşünceler, itirazlar ve eleştiriler demokratik hayatın doğal parçalarıdır. Ancak asıl mesele, seçimden sonra nasıl bir duruş sergilendiğidir. Çünkü insanın karakteri bazen kazandığında, bazen de kaybettiğinde belli olur.

Ne yazık ki meslek camiasında zaman zaman dayanışmanın yerini rekabetin, nezaketin yerini kırgınlıkların, ortak değerlerin yerini kişisel hesapların aldığına tanık oluyoruz. Birbirinin başarısını takdir etmek yerine gölgelemeye çalışan, bir başkasının yükselişini kendi düşüşü gibi gören anlayış, mesleğin ruhuna da zarar veriyor.

Bunun eski bir benzetmesi var: Yengeç sepeti…

Sepetteki yengeçlerden biri yukarı çıkmaya çalıştığında diğerleri onu aşağı çeker. Hiçbiri diğerinin kurtulmasına izin vermez. Oysa insanın bulunduğu yer, başkasını aşağıya çekerek değil, kendi emeğiyle yükselerek anlam kazanır.

Gazetecilik camiasında da bazen bu manzaraya rastlamak üzücü. Birlikte güçlenmek yerine birbirinin ayağına basanlar, mesleğin itibarını yükseltmek yerine kişisel hesaplarını büyütenler, dayanışmayı yalnızca kendi çıkarları söz konusu olduğunda hatırlayanlar…

Peki, gazeteci kimdir?

Gazeteci; yalnızca basın kartı taşıyan, bir gazetenin künyesinde adı bulunan ya da kendisini bu sıfatla tanımlayan kişi midir? Elbette mesleğin kurumsal ve hukuki ölçütleri vardır. Ancak gazeteciliğin vicdani ölçüsü de vardır.

Gazeteci; gerçeğin peşinde yürüyen, gücün karşısında eğilmeyen, kamu yararını kişisel menfaatinin önünde tutan, eleştirdiği kadar özeleştiri de yapabilen kişidir. Kalemini birilerinin beklentilerine göre eğip bükmeyen, haberini dostluğa, düşmanlığa ya da çıkar ilişkilerine göre şekillendirmeyendir.

Meslek kuruluşları da tam bu noktada anlam kazanır. Bir cemiyet, yalnızca üyelerin bir araya geldiği, seçimlerin yapıldığı, görevlerin paylaşıldığı bir yapı olmamalıdır. Mesleğin onurunu koruyan, üyeleri arasında adaleti gözeten, farklı görüşleri bir arada tutabilen ve ortak bir meslek ahlakı etrafında buluşturan bir çatı olmalıdır.

Yöneticilik ise bir üstünlükten ziyade, sorumluluktur. Seçilmek, herkesten daha değerli olmak anlamına gelmez, aksine daha fazla sorumluluk üstlenmek demektir. Makamlar geçicidir, seçimler yenilenir, isimler değişir. Geriye kalan ise insani izlerdir...

Unutmamak gerekir ki gazetecilik, birbirinin kalemini kırma yarışı değil, toplumun karanlıkta kalan meselelerine ışık tutma mesleğidir. Bizler başkalarının yanlışlarını görünür kılarken kendi içimizdeki yanlışları görmezden gelirsek, anlattığımız doğruların inandırıcılığını da zedeleriz.

Belki de artık birbirimize sormamız gereken soru şudur: Aynı mesleğin mensupları olarak birbirimizi neden aşağı çekiyoruz? Neden birinin başarısı hepimizin başarısı olamıyor? Neden ortak bir değerin etrafında buluşmak bu kadar zorlaşıyor?

Mesleklerin itibarı, tabelalarla, unvanlarla ve seçim sonuçlarıyla ölçülmez. O itibar, insanların birbirine duyduğu güvenle, toplumun gazeteciye duyduğu saygıyla ve kalemin ne kadar bağımsız kalabildiğiyle ölçülür.

Dileğim; gazetecilik camiasının kişisel hesapların gölgesinden çıkarak yeniden mesleki dayanışmayı, liyakati, nezaketi ve güveni hatırlamasıdır. Çünkü bir mesleği büyüten, o mesleğin mensuplarının birbirini küçültmesi olmamalı, birbirine değer katabilmelidir.

Kalemimiz keskin olabilir ama vicdanımız körelmesin. Gazetecilik, önce insanın kendisine karşı dürüst olabilmesidir. Makamlara itibar etmeyen, ilkelerin peşinde yürüyen, mesleğini kişisel çıkarlarına değil, toplumun yararına adayan ve gazeteciliğe hakkıyla hizmet eden herkese selam olsun.

U-mutlu kalalım...

Bu yazı toplam 66 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatoş Özut Kırtay Arşivi