Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
Halkın Kurtuluş Partisi Gebze İlçe Örgütü 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. “Kadınlar!...
Halkın Kurtuluş Partisi Gebze İlçe Örgütü 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.
“Kadınlar! Bizim Kadınlarımız…”
Uyanın! Köleliğe Gidiyoruz!
8 Mart Tarihe kanla yazılmıştır!
8 Mart ki Newyork’lu 127 kadın dokuma işçisinin işverenler tarafından diri diri yakılarak can vermesiyle yazılmıştır. Onların tek amacı günde 16-18 saat çalışan işçiler için 8 saatlik iş günü hakkını kazanmaktı! Bugünlerde yasalarda kalsa da 8 saatlik iş günü hakkımız varsa o Emekçi Kadınların büyük katkısı sayesindedir.
Bugün kadınlarımız ve çocuklarımız içler acısı bir durumdadır.
Başta AKP’giller’in Kaçak Saraylı Şefi olmak üzere, bakanlardan AKP vekillerine, bürokratlardan sözde yazarlara kadar geniş bir gerici güruh, her ağızlarını açtıklarında kadını aşağılayan, köle yerine koyan açıklamalar yapıyorlar:
“Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum.” Recep Tayyip Erdoğan/Kadın dernekleri ile yaptığı toplantıda.
“Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum.” Ayhan Sefer Üstün/Akp Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
“Bir kadın çalışmayı tercih ederek fuhuşa hazırlık yapmış olur" Nurettin Yıldız/Sosyal Doku Vakfı Başkanı
Onlar konuştukça kadına şiddet artıyor! Kadın cinayetleri artıyor!
Onlar konuştukça öpmeye, koklamaya bile kıyamadığımız çocuklarımıza tecavüz ediliyor!
Üstelik bu suçları işleyenleri de AKP’nin hukuk bürosuna dönüşen Yargı koruyor:
Ensar Vakfı’nda 9-10 yaşlarında 45 öğrenciye tecavüz olayının ortaya çıkması üzerine kendisi de bir anne olan Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu: “Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz” dedi. Tüm ülkede infiale neden olan bu olayın davası kamuoyunun tepkisini azaltmak için tek celsede bitirildi.
Dünya istatistiklerine göre Türkiye, 2006 yılında 135 ülke arasında cinsiyet eşitsizliğinde 105’inci sıradayken 124’üncü sıraya geriledi. Araştırmanın yapıldığı 135 ülke arasında bizim durumumuzdan daha beter olan yalnızca 11 ülke var. Onlar da Ortadoğu ülkeleri.
Ülkemizde okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 3.8 milyon. DİSK’in hazırladığı işsizlik raporuna göre 2016’da, kadın işsizliği zirve yaptı. Son iki yılda işsiz sayısı 475 bin artarken kadın işsiz sayısı 331 bin arttı.
Türkiye’de Ocak 2017’de 37, Şubat’ta 30, 2016 yılında ise 328 kadın öldürüldü.
Şu an resmi rakamlara göre çocuk gelin sayısı 181 bin ve Türkiye bu rakamla Avrupa ülkeleri olarak değerlendirilen ülkeler arasında çocuk gelin oranında Gürcistan’dan sonra ikinci sırada. Her geçen gün de bu rakam artıyor.
Nasıl oldu da bu duruma düştük?
Çünkü Türkiye Devrimi’nin Önderi Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’nın dediği gibi; “1950’den beri Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor.” ABD ve AB Emperyalistleri yönetiyor.
Çünkü AB-D Emperyalistleri tarafından, Ilımlı İslam Projesi çerçevesinde, Anadolu’nun her tarafı örümcek ağı gibi tarikatlarla, Kur’an Kurslarıyla, gerici, Ortaçağcı derneklerle donatılmış durumda. Bugün halkımızın, İşçi Sınıfımızın bilinç seviyesi ne yazık ki sıfırın altına düşürülmüş durumda. 20 milyon insanımız düşünemez hale getirildi, meczuplaştırıldı.
Bu yüzden kadınlarımız bile göz göre göre, Afganistan’da bir kadının “kafese kapatılmış kuşlar gibiyiz. Böyle canlı evde hapis olmaktansa ölmek daha iyi” dediği, kadının yok oluşu demek olan Ortaçağcı kölelik düzenini ister duruma getirildiler.
Laiklik Kadının Özgürlüğüdür!
Mustafa Kemal önderliğinde emperyalizme karşı dünyanın ilk muzaffer Kurtuluş Savaşı olan Antiemperyalist 1. Kurtuluş Savaşı’mızın en önemli sonuçlarından biri de gericiliğe karşı kazanılan zaferdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir İslam ülkesi olduğunu belirleyen hüküm, 10 Nisan 1928’de Anayasanın 2’nci maddesinden çıkartılmıştır. 1937 yılında yapılan bir değişiklikle de Anayasasında Laiklik ilkesine yer vererek Cumhuriyetin temel ilkesinin Laiklik olmasını kabul eden ilk Avrupa ülkesi olmuştur ülkemiz. Ve bu ilke sayesinde yine birçok Avrupa ülkesine göre çok daha önce kazanımlar sağlanmıştır kadınlarımıza. Seçme ve seçilme hakkı, eğitim hakkı, boşanma hakkı, velayet hakkı….
İşte bu yüzden Laiklik Kadının yaşam hakkıdır! Biz kadınlar için vazgeçilmezdir.
Bugünkü dertlerimizin en önemli kaynağı bu kahrolasıca Sömürü Düzenidir. Bu sınıfsal bir meseledir. Yani kadın ve erkek emekçiler olarak bu kahrolasıca Parababaları Düzenini yok etmeden kurtuluşumuz mümkün değildir. Kadının Kurtuluşu İşçi Sınıfının Kurtuluşundan Bağımsız Değildir!
Kurtuluş Partili Kadınlar Hayır diyor!
AB-D Emperyalizminin tüm dünyayı 1000 ülkeli hale getirme planları ve bu planın parçası Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ülkemize de Yeni Sevr olarak dayatılıyor. Her gün BOP’un bombaları patlıyor, katliamlar oluyor, ölümler gerçekleşiyor, milyonlarca insan mülteci duruma düşüyor. Bu durumdan da en çok yine Kadınlar ve çocuklar etkileniyor.
İşte bu nedenle Emekçi Kadınlar BOP’a da, Ortaçağcı Gericiliğe de, Başkanlığa da HAYIR diyor.
Tüm kadınlarımızı Türkiye’nin biricik Devrimci Partisi olan Halkın Kurtuluş Partisi saflarında örgütlenmeye çağırıyoruz.
Devrimci kadın önderlerden Clara Zetkin’in sözleriyle bir kez daha sesleniyoruz Kadınlarımıza:
“Uyanın, harekete geçin, savaşın! Bugünkü büyük tarihi durum sizleri cesaretsiz bulmasın. Dünün bilinmeyen milyonlarca köle kadınları, bugünün savaşçıları meydana çıkın ve ileri yürüyün!”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.