Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

CUMHURİYET’İ YENİDEN KAZANMAK

CUMHURİYET’İ YENİDEN KAZANMAK

Her yıl 29 Ekim geldiğinde içimizde yükselen o haklı gurur, son yıllarda giderek derinleşen bir kaygı ve sorgulamayla baş başa kalıyor. Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) Cumhuriyet’in 103. yıldönümü vesilesiyle yayımladığı açıklama, tam da bu hislere tercüman olan, dünü saygıyla bugünün ve yarının yakıcı meselelerini tam kalbinden yakalayan bir tahlil sunuyor.

Bugün Türkiye’de milyonlarca insan aynı soruyla uyanıyor: Cumhuriyet bizler için ne anlam ifade ediyor?

Cumhuriyet, kuruluşunda sarayı, halkı tebaa gören anlayışı reddeden; bağımsızlığı, aydınlanmayı ve yurttaşlığı esas alan devrimci bir adımdı. Yoksul Anadolu köylüsünün, yurtsever aydınların, subayların ve Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen o büyük kurtuluş kavgası, bir halkın kendi kaderini eline alma iradesiydi.

Ancak bugün geldiğimiz noktada sormak zorundayız: O gün halkın olan Cumhuriyet, bugün kimin elinde?

TKP’nin açıklamasında yer alan şu ifadeler, günümüz Türkiye’sinin sosyo-ekonomik tablosunu özetleyen en yalın ve sarsıcı tespittir:

“Cumhuriyet; artık lokma hesabına başlayan işçi sınıfımızın, emeklimizin, öğrencimizin, çiftçimizin, esnafımızın etrafında kenetlendiği, haramilerin saltanatı yerine halkın iktidarının kurulduğu bir siyasi programa dönüşmeli.”

Gerçekten de öyle... Mutfaktaki yangınla boğuşan emekli, geleceğini yurt dışında arayan öğrenci, ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçi ve ay sonunu getiremeyen işçi için Cumhuriyet, sadece geçmişte kalmış görkemli bir hatıra olamaz. Geleceği karartılan, yarınından endişe duyan bir toplumda Cumhuriyet’in "kimsesizlerin kimsesi" olma sözü zedelenmiş demektir.

Elden kaçırılan güvenlik, yitirilen sosyal güvenceler ve belirsizleşen yarınlar, ancak Cumhuriyet’i "Yeniden" ve bu kez doğrudan emeğin merkeze yerleştiği bir anlayışla inşa ederek geri kazanılabilir. Bir yurttaşın doğduğu andan itibaren huzurunu, sağlığını, eğitimini ve refahını teminat altına alamayan bir düzen, Cumhuriyet’in özüne terstir.

Bu nedenle "Yeniden Cumhuriyet" demek; sömürünün, güvencesizliğin ve adaletsizliğin karşısına emeğin, eşitliğin ve kamusal yararın dikilmesi demektir. Halkın kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğu bir siyasi iradeyi ayağa kaldırmaktır.

Kurtuluş Savaşı’nın o yoksul ama başı dik Anadolu köylüsüne, aydınlanma meşalesini taşıyan aydınlara ve Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşlarına verilecek en güzel yanıt; onların bıraktığı mirası edilgen bir övgüyle anmak değil, o mirası emekçilerin Cumhuriyet'i olarak yeniden inşa etme kararlılığını göstermektir.

Yarınlarımızı geri almak ve bu toprakları yeniden güvenli, mutlu bir yuva kılmak için ihtiyacımız olan şey tam da bu kararlılıktır.

Bu yazı toplam 109 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Akgün Arşivi