Tekstilde sömürünün her türünü yaşadım
1980 sonrası Türkiye’nin Özallı yıllarında tekstil sektörü gerek ihracat gerekse hayali ihracatta alıp başını giderken sömürüden payına düşeni HKP Gebze İlçe Saymanı Tunya Kızıltaş da almış: “Tekstilde devam eden; çocuk işçilikten sigortasız çalıştırmaya
Kız saçları ne kara/ Ondan olur makara / Kara gözlü yârime / Yakışmıyor sigara
Yalellin ya allah / Dokumacı kızlar / Yalellin ya Allah / Basmacı kızlar / Yalellin ya allah.
“80’lerde bir çok Anadolu kasabasında reytingi yüksek bir parça idi. Yalellim ya Allah kısmı keyifle hep bir ağızdan söylenirdi.” (Kaynak: Ekşi sözlük)
İHRACAT DA… HAYALİ
İHRACAT DA PATLADI!
80’ler; Darıcalı senarist Birol Güven’in aynı adı taşıyan dizisi. Ve bir diziden ibaret değil. 80’li yılların özellikle ilk başları Özallı yıllar diye adlandırılır ve o Özallı yıllar liberal temelli “özgürlükler” yıllarıdır. Türkiye sanayinin tekstil işkolunda müthiş bir sıçrama gösterirken yine Özallı yılların bir getirisi olarak rüşvet, “Benim memurum işini bilir” söylemi üzerinden meşru hale gelmiş, ihracat hamlesinde ise ihracat rekoru ile birlikte “Hayali ihracat” da alıp başını gitmiştir.
SON ÜTÜCÜDEN ÇİFT İĞNECİYE…
Tekstil sektörü emek sektöründen naylon faturaya, hayali ihracata kadar her tür sömürüye elverişli bir zeminde yükseliş trendini sürdürürken gazetelerin eleman arayanlar sayfalarında neredeyse her iki ilandan biri son ütücüden çift iğneciye, overlokçudan düz makineciye, ortacıdan kalite kontrolcüye… eleman arayan irili ufaklı işyerlerinin ilanlarıyla bezelidir. O yıllar girizgâhtaki hareketli Ankara yöresi türküsünün sözlerinin de ilham kaynağı olmuş yıllardır.
HKP Gebze İlçe Saymanı Tunya Kızıltaş’ın çalışma hayatı o yıllarda tekstil sektörüyle başlamış. Kitabevi ve otomotiv sektörü ile devam etmiş…
TEKSTİLDE O SÖMÜRÜ
HALEN DEVAM EDİYOR
- Tekstil sektörü Özallı yıllarda çok açılan ama sömürünün de zirve yaptığı bir sektör. Siz de o yıllarda tekstil sektöründe çalıştınız?
- Tekstil sektöründe daha büyük firmalarda iş bulamadığım için önce küçük atölyelerde çalıştım. Daha sonraki yıllarda fabrikada çalıştım. Çalıştığımız işyerinde sendika yoktu. Daha önce sendikal çalışmalar olmuş ama başarıya ulaşamamış. Tekstil sektöründe hala da devam eden, küçük yaşta çocuk işçi çalıştırmak, sigortasız işçi çalıştırmak, fazla mesai yaptırmak ve mesai ücretlerinin ödenmemesi, güvencesiz, sağlıksız iş ortamları gibi ciddi sorunlar vardı. Bunların hepsini yaşadım çalıştığım işyerlerinde. Buralarda arkadaşlarımızla beraber sendikal mücadele yürütmeye başladık. O dönemde hareketimiz tekstil sektöründe devrimci bir sendika olmadığı için Dokuma-İş Sendikası’nı kurduk.
12 EYLÜL NEDİR’İ
HERKES OKUMALI
- Kitabevi yılları size ne gibi bir deneyim kazandırdı. Sizi en çok etki altında bırakan dönem kitabı ve üzerinizdeki etkisi neydi.. Dönem dizisi, filmi üzerinden de değerlendirme yapar mısınız?
- Bursa’da bir kitabevinde çalıştım. Hem işsiz olduğum için hem de ilkokuldan beri kitaplara karşı özel bir ilgim ve sevgim olduğu için kitabevinde çalışmaya başladım. Kitapları sevdiğim için, kitap okuyan, araştıran insanları gördükçe geleceğe dair umutlanıyordum. Her kesimden insanla tanışma ve bir arada olma olanağını buldum.
- 12 Eylül’le ilgili okuduğum ilk ve en kapsamlı inceleme kitabı 12 Eylül Nedir? oldu. Derleniş Yayınları’ndan çıkan bir kitaptı. HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut tarafından kaleme alınmıştı. Beni derinden etkileyen bir kitaptır. Kaçak yılları, işkencelerde direnmenin öyküsü, 12 Eylül’ün derin bir tahlili, 12 Eylül’ü anlamak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.
ÖNCE ÖNCÜ İŞÇİLER ÇIKARTILDI…
- Otomotiv sektöründe de çalıştınız. O sektörün emek merkezli değerlendirmesi.
- Otomotiv sektöründe 5 yıla yakın çalıştım. Sendikalı bir yer değildi çalıştığım fabrika. Daha önce sendikal çalışma yapılmış, fakat işveren duyunca ülkemizdeki trajik son, öncü işçiler işten çıkarılmış. Sonrasında da işçilere kırıntı kabilinden iyileştirmeler yapmışlar. Benim çalıştığım dönemde bu haklar da yavaş yavaş işçilerin elinden alınmaya başlamıştı. Maalesef ülkemizde bir sendikalar faciası yaşanıyor.
NAKLİYAT-İŞ DIŞINDA
DEVRİMCİ SENDİKA KALMADI!
- Sendikaların başı işçinin değil işverenin dostu olan sarı sendikacılar tarafından tutulmuş durumda. Bugün Nakliyat-İş Sendikası dışında devrimci sendikacılık yapan sendika kalmadı neredeyse. Kendi işkolunda olsun olmasın, hak gaspına uğrayan tüm işçilere kapısı açık Nakliyat-İş Sendikası’nın. Haklarını almak için mücadele eden işçi sınıfının her zaman yanında, ona önderlik ediyor. Genel Başkanı Ali Rıza KÜçükosmanoğlu, aynı zamanda Dünya Sendikalar Federasyonu Başkanlık Kurulu Üyesi ve Uluslararası Taşımacılık İşçileri Sendikası Enternasyonali TUI Transport’un Genel Sekreteri, tüm yaşamını işçi sınıfı davasına adamış gerçek bir işçi sınıfı önderi.
- Pandemi döneminde de diğer sendikalar gibi kapılarına kilit vurmadılar. Mücadeleye kaldıkları yerden devam ettiler. Coronavirüse yakalandı Ali Başkan ve diğer sendika yöneticileri. İyileşir iyileşmez de yine soluğu mücadele alanlarında aldılar.”


Hikmet Usta insanlığın kurtuluşuna
kendisini adamış bir devrimcidir
- Kurucu genel başkanınız, partinizin ilk iki kelimesinin baş harflerinde de ad ve soyadının baş harflerine atıf gözlemlediğimiz Hikmet Kıvılcımlı’yı değerlendirir misiniz?
- Hikmet Kıvılcımlı Usta, kendini insanlığın kurtuluş davasına adamış bir devrimci önderdir. Daha 17 yaşında Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşımıza katılmış, gösterdiği başarı ve cesaret sayesinde Köyceğiz Kuvayi Milliye Komutanı olmuştur. Daha sonra sosyalizmle tanışmış ve o andan itibaren ömrünü devrimci mücadeleye adamıştır.
- ‘Ben insanın hayvan yerine konmasına isyan ettiğim için sosyalistim’ diyen Kıvılcımlı Usta, ömrünün 22,5 yılını zindanlarda geçirmiştir. Oraları kendi ifadesiyle kızıl birer üniversiteye çevirmiştir. İşkencede direnmeyi en büyük erdem saymıştır. İşkencelerde asla boyun eğmemiştir. Genel Başkanımız Nurullah Ankut’un deyimiyle kimmiş Hikmet Kıvılcımlı?
- ‘Kendini devrim alevinin içine atan, orada yanan ve kaybolan ama gerçek devrimciliğin ne olduğunu “sadece o” anlayan gerçek devrimciymiş!

Emperyalizmin en
amansız düşmanıyız
- HKP iktidarı mümkün mü, nasıl ve niçin HKP veya zihniyeti iktidar olmalı..
-Partimiz, aynı dava yani halkların kurtuluş davası uğruna mücadele etmek için kader birliği yapmış insanlardan oluşmaktadır. HKP, emekçi halkımızın dertlerine somut çözüm önerileri getirmektedir.
HKP’nin kökleri, yüreği insan ve doğa sevgisiyle dolu, değer yaratan halkın içindedir. İnsana, hayvana, bitkiye ve doğaya yapılan tüm haksızlıklara sonuna kadar karşıdır.
HKP, yerli-yabancı parababalarının hizmetinde olan partilerin aksine ABD ve AB Emperyalizminin en amansız düşmanıdır.
HKP, uluslararası parababalarının Türkiye’deki ortaklığını ve savunuculuğunu yapan yerli parababalarına karşıdır. Ayrıca bunların antika müttefikleri olan dini siyasette kullanan ve insanlarımızın temiz, masum din duygularını sömürerek acımasız soygunlar, vurgunlar yapan, tefeci-bezirgân sermayedarlara da aynı derecede karşıdır ve bunları da tasfiye edecektir.
HALK İÇİN DEMOKRASİ
VE HÜRRİYETİ SAVUNUR
HKP, başta işçi sınıfımız gelmek üzere, cahil, âlim, köylü, şehirli bütün değer yaratan emekçi halkın tamamının yanındadır. Onlara içten inanır. Halk için demokrasi ve hürriyeti savunur. Sivil ya da militarist, her türlü kırtasiyeci (bürokratça) geriliği ve polisçi tahakkümü halkımıza layık bulmaz.
YURTSEVERİZ DEVLETÇİYİZ
HKP yurtseverdir: Mukadderatımıza tek yabancıyı karıştırmayacaktır. ABD ve AB Emperyalistlerinin aşağılık, iğrenç, insanlık düşmanı içyüzlerini teşhir edecek, onların bizi yönetmesine ve hayâsızca sömürmesine izin vermeyecektir.
HER TÜRLÜ SÖMÜRÜYÜ
ORTADAN KALDIRACAĞIZ
HKP devletçidir: Pahalı devletin yerine, insanlarımıza iş bulmayı, pahalılık yangınını söndürmeyi birinci görev bilen ucuz devleti geçirecek. Özelleştirme adı altında yerli-yabancı parababalarına yem ettirilen kamu mallarını sömürgenlerin elinden geri alacak. Ayrıca insanlarımızın mal ve hizmet alanındaki temel ihtiyaçlarını üreten kamu kuruluşları oluşturacaktır.
HKP devrimcidir: Her türlü maddi sömürüyü ortadan kaldıracaktır.
HKP laiktir: Her türlü manevi sömürüyü ortadan kaldıracak. Kamu düzenini, aklın, bilimin ve insanî değerlerin kaynaklık ettiği kurallarla sağlayacaktır.
HALKÇIYIZ CUMHURİYETÇİYİZ
HKP halkçıdır: Ruhunu batılı parababalarına satmış bir avuç yerli parababasının (finans-kapitalistin) ve onun müttefiki babil artığı tefeci-bezirgânın oligarşik önderliği yerine; çalışan ve üreten çoğunluğumuzun (halkın) demokratik önderliğini geçirecektir.
HKP Cumhuriyetçidir: Halk tarafından, halk için yönetim, adalet, eğitim-kültür ve sağlık sistemleri kuracaktır.
Şu anda ülkemiz Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı günlerden de kötü ve karanlık bir çemberin içindedir. Ya çok derdin ilacı, halkın gerçek iktidarı kurulacak ya da ölümlerden ölüm beğenilecektir.”

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.