“Soma kaza değil cinayettir!
Eğitim İş Kocaeli Şube Başkanı Bilal Şener Soma faciasının yıldönümünde yazılı bir açıklama yaparak, olayın kaza değil cinayet olduğunu söyledi....
Eğitim İş Kocaeli Şube Başkanı Bilal Şener Soma faciasının yıldönümünde yazılı bir açıklama yaparak, olayın kaza değil cinayet olduğunu söyledi. Şener açıklamasında, “
13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’dan tüm insanlığın yüreğine bir ateş düştü. Tarihimizdeki en kitlesel işçi katliamı yaşandı. Bu katliamda 301 işçi hayatını kaybetti. Çoğu hayatının baharında olan bu işçiler göz göre göre ölüme gönderildiler, ama katiller bunu normalleştirmeye çalışarak KAZA dediler. Biz buna kasten adam öldürme diyoruz ve bir katliam olduğunu düşünüyoruz. Bu katliamın sorumluları da maden ocaklarını özelleştiren ve denetimsiz bırakan AKP İktidarıdır. 301 işçinin hayatını kaybettiği bu katliamda, yüzlerce işçi yaralandı, çocuklar babasız, kadınlar eşsiz, anne-babalar evlatsız kaldı. Soma katliamı karşısında bizim de içerisinde olduğumuz demokratik kitle örgütlerinin tepkisi, AKP iktidarı tarafından çok sert bir şekilde bastırılmaya çalışıldı. Aileler üzerinde baskı kuruldu, insanlar sindirildi. Bütün bu yaşananlardan sonra, AKP hükümeti “Her şey denetlenmiştir, kusur yoktur.” diyerek Soma Holding’in avukatlığını yapmıştır. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın maden kazaları ile ilgili “ÖLÜM MADENCİNİN FITRATINDA VAR” şeklindeki açıklaması insan yaşamına bakışını ortaya koymuştur. Soma’ya giden Başbakana tepki gösteren vatandaşlar, Tayyip Erdoğan’ın korumaları tarafından tartaklanmıştır. Tayyip ERDOĞAN “Bu ülkenin başbakanına yuh çekersen tokadı yersin.” diyecek kadar ileriye gitmiştir. SOMA’da ki katliam, ülke ve dünya gündeminde büyük yankı bulmuştur. Ülkemizde iş cinayetleri sistematik bir şekilde devam etmektedir. Neredeyse her ay yaklaşık olarak 100 işçi iş kazalarından dolayı hayatını kaybetmektedir. 2013 yılında 1235, 2014 yılında ise1886 işçi hayatını kaybetmiştir. Bu işçi katliamlarının en büyük nedeni özelleştirmelerdir. Ülkemizde 1980 faşist darbesi ile birlikte özelleştirme girişimleri başlamıştır.Her biri büyük değerler taşıyan Ata yadigarı kurumlarımız, neredeyse bir yıllık karlarına karşılık yerli ve yabancı sermayeye satılmıştır. Madencilik sektörü de özelleştirmelerden nasibini almıştır. Çağın gerisinde yöntemler ile yapılan madencilik özelleştirilerek, işverenlerin insafına terk edilmiştir. Bu sektör deneyimi olmayan, gerekli teknik donanımdan ve alt yapıdan yoksun olan ve tek düşüncesiyüksek kar olan sermayenin eline geçmiştir. Emperyalistler, daha fazla kar elde etme hırslarıyla özelleştirmenin yanı sıra taşeronlaşma sistemini de uygulamaya koymuşlardır. Bu sistemle özellikle son beş yılda kamuda ve özel sektörde taşeron işçi sayısı yedi kat artmış, 360 binden 2,5 milyona çıkmıştır.” Dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.