Siyaset yapacaksam milletvekilliğini tercih ederim
Tunahan Tüze, aktif siyaseti bir ara düşünmüş ancak kendisine çok cazip gelmemiş: İnsanların yüzüne gülüp arkalarından farklı düşünmek, bana ters… Öyle yapmazsanız da bir yerlere gelemiyorsunuz. İçeride de politik olmak lazım!
- Belediye başkanlığı mı, milletvekilliği mi?
- Onlar hakkında çok bilgim yok ama daha çok insana hitap edebilmek sizi daha faydalı yapabilir. Kendi düşüncelerinizi başkalarına aktarmış olabilirsiniz. Yani yapacaksam milletvekili olarak yapmayı tercih ederim. Çok fazla kesime hitap ediyorsunuz. Kocaeli Milletvekili olarak gittiğinizde Kocaeli’yi temsil ediyor ama herkesin sesi oluyorsunuz.
BABASI BELEDİYE BAŞKANLIĞI ÖNERDİ
Tunahan Tüze’ye sorumuz beraberinde yine bir “kuşak çatışması”nı getirdi. Devreye babası Serdar Tüze girdi: “Belediye başkanlığı daha icracı. Hükümette icra iktidar milletvekili olmanız lazım. Olamadığınız sürece, topluma faydalı olmayabilirsiniz. İktidar milletvekili olarak bölgene hizmeti; diyaloglar ve insan bağlantısı ile kurtarıyorsun Gebze Belediye Başkanlığı’nın da Büyükşehir faktöründen ötürü icra gücü o kadar etkili değil.
Pandemi sürecinde gerçekleşen röportajımızda fotoğraflar dönemin izlerini taşıyacak. Babası ile aktif siyaset biçimi konusunda farklı bir tutum sergileyen Tunahan Tüze bildiğini okuyacak, ileride aktif siyasete atılırsa tercihini milletvekili adaylığından yana kullanacak gibi.
**
Kıbrıs’ta amelelik yaptım.
Harcaması çok zor geldi
Tunahan Tüze babasının esnaflık yapmasına rağmen yanında çalışmayı, çalışmak olarak görmemiş. Gebze’yi de çok yakın, çok tanıdık diye tercih etmemiş: “Babamın yanında çalışmak bana çok da çalışmak gelmediği için özel olarak Kıbrıs’a gittim. Amelelik yaptım. Utanacak bi’şi değil. Baktığım zaman, neyi istemediğimi anladım. Siz eğer beyninizi kullanarak bir yere gelmezseniz vücudunuzu kullanarak bir yere gelmek zorunda kalırsınız. İş yapmak, depoda görevli olarak çalıştım. Sipariş geliyordu, araca yüklüyorduk. TIR geliyordu. İndirip depoya istifliyorduk. Havuz yapımını da katıldım. Para kazanmanın çok kolay olmadığını ve o kazandığınız paranın kolay harcanmadığının da tecrübesini edindim. Ve iş disiplini edindim. 09.00-17.00 çalışıyordum ama tır 15.00 gibi gelirse, 20.00’yi buluyordu çalışma saatimiz.
BABAM MAAŞIMI AZ KONUŞTU
Zorunlu mesai, emek sömürüsü değildi. Biraz farklı işler yapma, farklı yerlerde farklı insanlar tanıma durumu ile gittiğim için parasal boyutunda değildim. Maaşımı babam konuşmuştu ama bir tık fazlası olduğunu, hak ettiğimi düşünüyorum.”

Tunahan Tüze’den inciler
İzmit bana İstanbul’dan uzak
B planım meslek olarak, herhangi bir mühendislik dalı olabilir ama iyi bir kazancı olmalı.
İzmit bana İstanbul’dan uzak. Marmaray ile karşısı olsun, ekonomik ve hızlı. Arkadaşlarım da ağırlıklı İstanbul’da ama arkadaşlarımın çoğu Gebze’de olsa yine İstanbul’u tercih ederim. İstanbul en azından restaurant açısından İzmit’e kıyasla bir tık daha kalitelidir diyebilirim. İzmit’e de gittim yani, çarşısına gittim, tramvaya da bindim.
Kuşak dediğimiz şey farklı bakış açılarının getirdiği fikirler ve yorumlamalar oluyor.
Babaannemle tartışıken babam, ‘Babaannen haklıdır’ dediğinde babamın beni ikna etme olasılığı zayıflıyor. Söylediğinden çok üzülüyor ve kızıyorum. Yani bizim söylediklerimizin, konuştuklarımızın hiçbir önemi yok mu? Hiçbir anlamı yokmuş gibi bir imaj oluyor. Onlar öyle gördüğü için öyle yapıyor olabilir.
Üniversite sınavına hazırlanıyorum. Böyle şeylere ilgilenmiyorum.
Bursa, Mustafakemalpaşa’nın bir köyünde, okula gittik. İki katlı. Alt kat ana sınıfı ve üst katta sınıflar. Küçük bir ev aslında okul. Çok güzel karşılandık. Boya, malzeme alıp okulu iç dış boyadık.
Omurilik felçlileri için koşuya katılmışlığım var. Yardımda bulundum.
Kan bağışına başlamadım. İğneden hala çekiniyorum. Ama kan bağışı ve kök hücre için çok önemli. Kök hücre ile bir insanı kurtarabiliyorsunuz.
Anne: Gençlerin sorgulamaları güzel aslında. Z kuşağı olarak görmüyorum. Önemli olan insanın istemesi. İstediğinizde her şeyi yaparsınız. Bahaneler hiçbir zaman engel olmamalı.
Yol vermedi diye insanların öldürülme riski var bu ülkede. Bütün çalışmaları, emekleri bir anda, bir adamın hır gün yapmasıyla son buluyor.
Dediğim gibi çok fazla öfkeliyiz. Bir şeylere öfkeli bu halk. Ve bu öfke bir yerde çıkıyor. Karşılaşıyorsunuz.
Basketbol maçlarına gittiğimde, çok öfke olmuyor ama benim kendimi tutamayıp, sonra yanımdaki hanımefendiden özür dilediğim oldu. Genellikle ıslama ve yuhalama oluyor.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.