Halil Yeni

Halil Yeni

Sahnenin Tozundan Hayatın Derinliklerine

Sahnenin Tozundan Hayatın Derinliklerine

Cengiz Bozkurt’un 2025’te yayımlanan “Ben Gülüyor muyum?” kitabı, İnkılâp Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini almıştı. Tiyatro, televizyon ve sinema emekçisi Bozkurt’un ilk kitabı, yalnızca bir sanatçının anılarını değil, aynı zamanda Türkiye’nin siyasi ve kültürel tarihine dair kişisel bir yolculuğu da içeriyordu.

Geçtiğimiz günlerde anılarıma bakarken kitaba dair aldığım notlar önüme düştü. Daha önce Gebze Haber’de yazmadığım bu noktaları bugün paylaşmak istedim.

Cengiz Bozkurt, kitabında ailesini, çocukluk yıllarını, lise döneminde başlayan ve üniversite yıllarında yoğunlaşan siyasi mücadelesini, hayatının 50 senesine yayılan deneyimlerini samimi bir dille aktarıyor. Hayatı ile sanatı arasındaki bağı, televizyon sektörüne dair eleştirilerini ve kişisel kırılma noktalarını okurla paylaşıyor. “Yakın arkadaşlarım ve ailem dışında neredeyse kimse hayatımın derinliklerini bilmiyordu. Röportajlarım vardı ama kalbimi tam olarak açmamıştım” diyerek, bu kitapla kendisini ilk kez bütünüyle ortaya koyduğunu söylüyor.

1984’te ODTÜ Fizik bölümüne kaydolan Bozkurt, darbe sonrası üniversite yıllarında tiyatroya yöneliyor. Kitapta bu dönemi “Yasakçı zihniyet beni oyuncu yaptı” sözleriyle özetliyor. Ardından İngiltere’ye giderek sanat eğitimi alıyor, üretimlerde bulunuyor ve bu yılların sanatına kattığı derinliği okurla paylaşıyor.

Türkiye’ye döndükten sonra çok sayıda film ve dizide rol alan Bozkurt, setlerdeki çalışma koşullarını ve ruh halini “Nezaket ve zarafet üzerine” başlıklı yazısında eleştiriyor. Bu bölüm, televizyon sektörüne dair önemli bir itiraz olarak öne çıkıyor.

Kitabın son bölümünde ise yaşam ve ölüm üzerine düşüncelerini aktarıyor. Kendi ölümüne dair mizahi bir vasiyet bırakıyor: “O gece beni seven herkes Leyla ile Mecnun’dan Erdal Bakkal’ın Azrail’i kandırmaya çalıştığı sahneyi izlesin ve gülsün, ama sadece gülsün.”

Genç kuşakların büyük çoğunluğu onu “Leyla ile Mecnun” dizisindeki Erdal Bakkal karakteriyle tanıdı. Bozkurt, bu karakterin hayatındaki yerini anlatırken, mizahın ve sahiciliğin halkın hafızasında nasıl kalıcı bir iz bıraktığını gösteriyor.

Sonuç olarak, “Ben Gülüyor muyum?” yalnızca bir sanatçının yaşam öyküsü değil; Türkiye’nin yakın tarihine, sanatın dönüştürücü gücüne ve mizahın hayata kattığı dirence dair içten bir tanıklık. Cengiz Bozkurt, sahnede güldüren yüzünün ardında, derin bir mücadele ve samimi bir yaşam hikâyesi olduğunu bu kitapla okura açıyor.

Bu yazı toplam 115 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halil Yeni Arşivi