Kuru üzümdeki büyük tehlike: Okratoksin

Kuru üzümdeki büyük tehlike: Okratoksin

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilcisi Sema Kopal kuru üzümdeki  Okratoksin konusuyla ilgili olarak bir açıklama yaptı.

Sema Kopal açıklamasında özetle şunları ifade etti: “Geçtiğimiz günlerde, Türkiye’den AB ülkelerine ihraç edilen kuru  üzümlerin Avrupa Birliği Hızlı Alarm Bildirim Sisteminde açıklanan 
(RASFF: Rapid Alert System for Food and Feed) iade sayısının son iki  yılda 5 kat arttığını okuduk. Dışa bağımlılığın arttığı, eti, sütü, buğdayı ve hatta samanı bile ithal ettiğimiz bu dönemde aslında Türkiye’nin ihracatta elini güçlendiren ürünleri de mevcut. Bunlardan biri de kuru üzüm. Kuru üzüm ihracat oranlarında dünya pazarında ciddi bir paya sahibiz. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının hazırlamış olduğu 2017 Çekirdeksiz Kuru Üzüm Raporu’na göre Türkiye, %40-45 oranındaki kuru üzüm ihracatıyla dünyada ilk sırada yer almaktadır. İhracatın %84’ü Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gerçekleştirilmektedir. Fakat dünya pazarında büyük pay sahibi olmamıza rağmen, kuru üzümlerde gümrük girişlerinde yapılan analizlerde, özellikle Okratoksin yönünden AB Gıda Mevzuatına uygun olmayan sonuçlar çıktığı için ihraç ettiğimiz ürünlerin önemli bir kısmı iade edilmektedir. 2000’li yılların başında yapılan çalışmalar Okratoksin sorununun bugün geldiği noktayı işaret ediyordu aslında. Bilim İnsanlarının yaptığı çalışmalarda, toprak kaynaklı küflerin Okratoksine yol açtığı açıklanıyordu. Bu küfün uygun olmayan kurutma yöntemleri (ürünlerin yere serilerek kurutulması vb.) sonucu kuru üzümlerde geliştiği ve kuru meyvelerin kurutma yöntemlerinin iyileştirilmesi gerektiği ortaya 
konuyordu. Ancak bu çalışma sonuçları yetkili makamlarca yeterince değerlendirilememiş, kurutma yöntemlerinde iyileştirme yapılamamış, bunun için üreticinin bilinçlendirilmesi ve desteklenmesi hep geri plana atılmıştır. Bu yüzden bugün geldiğimiz nokta, AB ülkelerinin 
gümrüklerinden geri dönen kuru üzümün Hızlı Alarm Bildirim Sistemindeki (RASFF: Rapid Alert System for Food and Feed) sayının son iki yılda 5 kat artması olmuştur.

KURU  ÜZÜMDE DURUM VAHİM
RASFF raporları incelendiğinde, Türkiye’den AB’ye ihraç edilen kuru 
üzümler için durumun oldukça vahim olduğunu görüyoruz. 5 yıllık Avrupa 
Birliği Okratoksin-A geri bildirim sayılarına baktığımızda son 2 yılda 
ciddi bir artış olduğu görülmektedir. 2013-2014 sezonunda bildirim 
sayısı 2 iken 2017-2018 sezonunda bildirim sayısının 29 olduğunu 
görüyoruz.
Ülkemizde ne yazık ki, ticari kaygılardan dolayı halk sağlığı yok 
sayılmaktadır. Teknolojinin bu kadar geliştiği günümüz koşullarında kuru 
üzümde ve diğer gıdalarda Okratoksin-A önlenebilir bir toksindir ve 
önlenmelidir. Kanserojen olan bu toksinin önlenmesi için acil önlemler 
alınmalıdır.
Daha çok üzüm ve ürünlerinde tespit edilen Okratoksinin temel kaynağı 
toprak olup Okratoksin oluşumunu önlemek için toprakta bulunan mantar 
küflerinin ürüne bulaşmasını engellemek gerekmektedir. Çalışmalar sonucu 
ortaya konulan ortak çözüm önerilerinden biri, hasat öncesi, hasat ve 
kurutma işlemi sırasında uygulanan süreçlerin iyileştirilmesidir. Bunun 
koşulunu sağlayacak devlet desteklerinin arttırılması, üreticinin 
gerekli teknik konularda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. En önemlisi 
de denetim sıklığının arttırılması gerekir. Sadece Gümrüklerde değil, 
yurtiçinde satışa sunulan kuru üzüm ve diğer Okratoksin-A tehlikesi 
taşıyan ürünlerin kontrolünün daha sıkı tutulması gerekmektedir. Aksi 
takdirde gıda güvenliği açısından riskli ürünler hem ülke ekonomisini 
hem halk sağlığını tehdit etmeye devam edecektir.
Tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılığımızın had safhaya vardığı bir 
dönemde birkaç tane de olsa ihracat gücümüzün olduğu ürün de yanlış 
tarım politikaları yüzünden artık satılamaz duruma düşecektir.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.