Hemşerim memleket nire’ sorma da ne sorarsan sor!
CHP Darıca Kadın Kolları eski Başkanı Oya Akdeniz’in tek üyesi olduğu sivil toplum örgütü, partisi. Atatürkçü Düşünce Derneği’ne üyelik de düşünen Akdeniz hiçbir hemşeri derneğine üye değil.
İnsanlar arası dayanışmada ayrım olmaması gerektiğini savunan Akdeniz, “Sohbetlerde en sevmediğim ilk soru, nereli olduğum?” dedi
Tek bir soru, hemşerim memleket nire? / Bu dünya benim memleket / (Hayır anlamadın), hemşerim esas memleket nire? / Bu dünya benim memleket
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’nin Özallı yılları ile birlikte liberalizmin getirdiği “özgürlükler” ortamında, 1990’lı yıllara damgasını vuran Barış Manço’nun bu şarkısı, hala dillerde. Şarkının söz yazarı merhum Barış Manço, 1994 yılında Doğru Yol Partisi – DYP’den İstanbul, Kadıköy Belediye Başkanı adayı da olmuş, siyaseten sağ hatta milliyetçi yapıda, özellikle çocukların sevgilisi bir sanatçıydı. Ancak milliyetçi yapıdaki bir sanatçının mikro milliyetçiliğe adeta isyanıdır ilginçtir olan…
KARSLI VE HEMŞERİ
DERNEĞİNE ÜYE DEĞİL
Başta sendikalar, özünde emek hareketine yönelik bir darbe de olan 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden geçtiği sivil toplum örgütlerinin yerine alternatif olarak palazlanan yapı, hemşeri dernekleri oldu. Gerçi 1980 öncesi de vardı ama köyüne kadar mikroları 1980 sonrasına denk geldi. 1971 yılında Kars’ta dünyaya gelen CHP Darıca Kadın Kolları eski Başkanı Oya Akdeniz ile bugün ikincisini yayınladığımız röportaj serisinin konularından biri insanlar arası dayanışma ve bu temelde, hemşeri dernekleri de oldu.
EN SEVMEDİĞİM İLK SORU TİPİ
Akdeniz’in tek üyesi olduğu sivil toplum örgütü, partisi. Atatürkçü Düşünce Derneği’ne üyelik de düşünen Akdeniz hiçbir hemşeri derneğine üye değil. İnsanlar arası dayanışmada ayrım olmaması gerektiğini savunan Akdeniz, “Kalabalık sohbetlerde, yeni tanışmaların olduğu ortamlarda en sevmediğim ilk soru, nereli olduğum? Üçüncü, beşinci, onuncu soru olur anlarım ama daha ilk soru olarak yöneltilmesi, bence hiç cazip değil” dedi.
SİYASETTE BASAMAK OLSUN
DİYE KULLANILMAMALI
Hemşeri derneklerine kayıtsız şartsız karşıtlığının söz konusu olmadığını kaydeden Oya Akdeniz, “Hemşeri dernekleri, amacı doğrultusunda hareket etmeli. Dernek dayanışma demek, o anlamda faaliyet gösterirse faydalı sivil toplum örgütleridir. Dernek adı altında herhangi bir gerekçeyle siyasi partileri desteklemek, dernek başkanlığında sadece bir grupla hareket ederek oradan başka yerlere geçiş amaçlı kullanmak gibi davranışlar bana göre ters. Ama dernek mantığı ile açılan bir yerin bünyesindeki üyeler ile dayanışma içinde olup yardım etmesi, zor zamanlarında, afet ve ihtiyaç zamanında, düğünde dernekte cenazede yardımlaşması tabi ki, güzel bir tutum” dedi.
KAHVE ATMOSFERİNDEN ÇIKMALILAR
Hemşeri dernekleri çatısında okey, ellibir gibi kahve oyunlarının varlığına da atıfta bulunan Akdeniz, “Kahve kültürü, toplumumuz içinde var, yerleşik. İnsanların bir arada olmaları için o tür oyun modellerine başvurmanın ihtiyaç olduğunu düşünüyorum ama bunun dernekçiliğin ve dernek faaliyetlerinin önüne geçmesi doğru değil. Yani hemşeri dernekçiliği kişiler nezdinde, ‘Hadi toplanalım. Kâğıt oynayalım. İki çay içelim’ yapısından çıkmalı” diye konuştu.
HEMŞERİLER BULUŞUYOR
AMA MAHALLELİ AYRIŞIYOR
Hemşeri derneklerinin kendi hemşerilerini bir araya getirirken aynı mahallede yaşayan farklı illerden insanların bir araya gelmesinin önünü kahve oyunlarından sebep tıkadığına işaret eden Akdeniz, “İnsanların evlerinin yanında, sokaklarında kahve olduğunda bir de alternatif olarak hemşeri derneği varsa tercihini üyesi olduğu veya hemşerilerinin yer aldığı hemşeri derneğinden yana kullanıyor. Bu da o mahalle içinde farklı il, ilçe, köylerden insanların memleketlerini merkeze alarak bir araya gelmesine sebep oluyor ve biraz parçalanma oluyor gibi geliyor bana” dedi.
KAYITSIZ ŞARTSIZ KOŞULSUZ DAYANIŞMA
Hemşeri derneklerine kendisinin değil ama annesinin üye olduğunu belirten Akdeniz buna gerekçe olarak dayanışma denilen insani kavramda her tür ayrışıma karşıtlığı gösterdi: “Ben memleketim temelinde hemşeri derneği üyeliğine gerek görmedim. İstisnasız bütün insanların kayıtsız şartsız hiçbir koşul öne sürmeksizin birbirleriyle dayanışma içinde olması gerektiğini savunduğum ve bunu da yaşam biçimi olarak uygulamaya çalışmamdan sebep hemşeri derneğine üyeliğe hiç yanaşmadım” dedi. Akdeniz ayrıca şunları kaydetti:
ASLINDA O DERNEKLERE
ÜYELİK DE ŞART DEĞİL
“Sosyal sorumluluk anlamında düşünüyorum dernekleşmeyi ve aslında bunun için dernek üyeliğinin şart olmadığını düşünüyorum. Düşünce olarak da genelde herhangi bir yapılaşma olmaksızın insanların daha çok devletin önderliğinde dayanışma içinde olmasından yanayım. Bu mantıkla düşündüğüm içinde herhangi bir sivil toplum örgütüne üye olmam gerektiğini düşünmüyorum.
ADD’YE ÜYELİĞİ DÜŞÜNÜYORUM
Beni anlatmak bana düşmez ama sosyal sorumluluk sahibi bir insan olduğumu söyleyebilirim. Öyle hissediyorum. Bunun da özellikle muhatap olduğum her insan tarafından hissedilmesini diliyorum. Bana cazip gelen, gidip geldiğim, sempati duyduğum sivil toplum örgütleri var. Onlardan bir veya birkaçına, örneğin Atatürkçü Düşünce Derneği’ne üye olmayı düşünüyorum. Şu anda parti üyeliğim var.”

Oya Akdeniz kimdir: 1971 yılında Kars’ta, Neriman – Beysefa Akdeniz çiftinin kızları olarak dünyaya geldi. Alstom’dan işçi emeklisi Beysefa Akdeniz çocuklarını Gaziosmanpaşa’da esnaflık, Gebze’de işçilik yaparak büyüttü.
Çolakoğlu Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü mezunu.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde sosyoloji okudu.
Rehabilitasyon merkezinde okul öncesi eğitmeni çalıştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın atamasını yapmadığı, atanamayan öğretmenlerden. Halen özel bir eğitim kurumunda çalışıyor.
Her zaman CHP seçmeniydi ama çalışma yaşamından ötürü üye değildi. 2017’de CHP Darıca İlçe Örgütü’ne üye oldu. Bir dönem kadın kolları yöneticiliğinin ardından bir dönem içinde de kadın kolları başkanlığı yaptı. Bekâr.
İşverenler 40 yıldır hep gülüyorsa
12 Eylül 40 yıldır sürüyor demektir
12 Eylül dönemine dair çok kitap okuyup film izlediğini kaydeden Oya Akdeniz kendisini en çok her fırsatta bıkmadan izlediği ama her izleyişinde ağladığı, “Babam ve Oğlum”un etkilediğini kaydetti. “Bana göre talihsiz bir dönem. ‘Keşke olmasaydı’ dediğim bir süreç ve dönem. Hem çok can kaybı oldu Ekonomik ve siyasal anlamda olumsuzluk, sağ sol davaları üzerinden kutuplaşma ve şiddet ortamı oluştu” diyen Akdeniz’e göre de 12 Eylül hala sürüyor:
BAĞIMSIZLIK! TEORİDE
VAR PRATİKTE YOK!
“12 Eylül bence her şey olabilir. Dış mihrak etkisi çok konuşuluyor. Bana göre o dış mihrak bağımlılığı, bağlılığı günümüzde de var. Birçok anlamda çok büyük etki altında olduğumuzu düşünüyorum. Cumhuriyet, laiklik, demokrasi diyoruz ama bir türlü bağımsız bir ülke olamadık. Ben sözünü ettiğim bu kavramların ülkemizde yeterince yerleşmediği ve hayata geçmediği düşüncesindeyim. Bağımsızlık ifadesi, teoride var ama pratikte karşılığı yok.
PARLAK GELECEKLERİ VARDI
EĞİTİMLERİNİ BIRAKTILAR
12 Eylül’ün etkileri hala sürüyor. Sağ sol davası insanları hem eğitim anlamında hem de ekonomik olarak etkiledi. Eğitimini yarıda bırakanlar oldu. Gelecekleri çok iyi olabilecekken, öğrencilik yıllarındayken gelecekleri çok parlakken çeşitli gerekçelerle eğitimlerini bırakan insanlar oldu. Maddi anlamda yaşanan zorlukların yanı sıra çatışma ortamlarından kaygı duyan ebeveynler çocuklarını okuldan aldı. Hiç telafisi olmayacak şekilde insanlarımızı kaybettik.
GEÇ GELEN ADALET NE
KADAR ADALETSE…
Hala fabrikalarda sırf sendikaya üye olduğu diye, üstelik Anayasa’da yeri olmasına karşın, insanlar işten çıkartıldı ve çıkartılmaya devam ediyor. Üstelik pandemi süreci içindeyiz, pandemide işçi çıkartmak yasaklı olmasına karşın çıkartıyorlar. Yargıya taşınan meselelerde ağır aksak işleyen ve uzayıp giden bir süreç. Çok büyük çoğunluğunda davayı işçilerin kazanmasına karşın geç gelen adaletten ne derece adalet ediniliyorsa o derece ediniliyor.
O SÖYLEMİN ETE KEMİĞE
BÜRÜNMÜŞ HALİ
İşçilerin en küçük bir eylem ve tepkisinde polisi jandarmasıyla kolluk güçleri onların karşısına dizilip yeri geldiğinde şiddet uygularken bir defa olsun Anayasa ve yasa çiğnemelerinden ötürü herhangi bir işverenin ifadesine dahi tanık olamıyoruz. 12 Eylül darbesinin ardından Koç’un, TÜSİAD’ın, sermaye çevrelerinin, “Bugüne kadar işçiler güldü, bundan sonra biz güleceğiz” şeklindeki açıklamalarının ete kemiğe bürünmüş halini yaşıyoruz.

KAHVENİN BİLE 40 YILLIK HATIRI VAR: Akdeniz, “Doğrudur, yanlıştır ayrı mesele. 1960 darbesiyle emek ve demokrasi adına kazanılmış birçok hakkın üzerinden silindir gibi geçti 12 Eylül 1980 askeri darbesi. Üzerinden tam 40 yıl geçti. Bir fincan kahvenin bile altı üstü 40 yıllık hatırı var. Bizde o süre geride kaldı, 12 Eylül’ün üzerimizdeki ağır baskısı ve “hatrı” hala sürüyor ne yazık ki” dedi.
Darbede sırra kadem bastı.
Dönüşünde hiç anlatmadı
Yakın ve geniş ailesinin CHP ağırlıklı solcu olduğunu, dayılarından kaynaklı devrimci solculuğun da yerleşik olduğunu belirten Akdeniz’in çekirdek ve geniş ailesinde bir zamanların Karaoğlan’ı Ecevit’e ayrı bir sempati ve ilgi de varmış. 12 Eylül 1980 askeri darbesini 9 yaşında gören Akdeniz’in sürece dair tek anısı, bir süreliğine sırra kadem basan bir akrabaları:
KAYBOLDU. DÖNDÜ.
İÇİNE ATTI. GİTTİ!
“12 Eylül askeri darbesinde 9 yaşındaydım. O süreçte çok yakın çevremden idamla yargılanan olmadı ama geniş ailemiz içinde akrabalarımızdan birinin kaybolması, hiç haber alınamaması ve birkaç ay geçtikten sonra ortaya çıkması çocukluk dönemimden kalan bir hatıradır. Geri döndü ama o süreçte nerede olduğu, ne yaptığına dair hiç kimseye hiçbir bilgi vermedi. Zaten vakadan yıllar sonra da hayatını kaybetti, gitti. Muhtemelen hatırlamak istemediği, anlatmak bile istemediği acılar yaşadı. Allah rahmet eylesin. İçine attı, öyle gitti.”

ŞAFAK PAVEY’YE TANIŞMADIK AMA..: Uzun yıllar şimdi Darıca’ya bağlanan Abdi İpekçi Mahallesi’nde oturan Şafak Pavey’in ismini çok sık duyduğunu ancak hiç tanışmadıklarını belirten Akdeniz, “Tüm detaylarını bilmiyorum, 1980 askeri darbesiyle ilgili dramatik bir hikayesi var diye hatırlıyorum. Tabi o yıllarda, bugünkü veya bir zamanlardaki gibi tanınmış değildi. Sonradan tanınmaya başladı. Burada yetişmiş olmasından sebep daha fazla anılmayı, aranmayı hak ediyor” dedi.
Darıca’yı annemin sağlığı
ve akrabalar için tercih ettik
Kars’ta dünyaya geldikten sonra bebeklik sürecindeki 40 günü memleketinde geçiren Akdeniz, “Benim ailem o süreci atlattıktan sonra İstanbul’un Gaziosmanpaşa İlçesi’ne yerleşmiş. Ben 9 yaşındayken Darıca’ya taşındık ve 40 yıldır da Darıca’da oturuyorum. Darıca’ya taşınma gerekçemiz biraz annemin sağlık sorunları, biraz yakın akrabalarımızın Darıca’da yaşamasından ötürü oldu. O dönemlerde de ortalık biraz karışık olduğu için göç ettik” deyip ekledi:
İSTANBUL’A NAZARAN SAYFİYE YERİ GİBİ
“Benim annem hem tiroit hastası hem de farklı rahatsızlıkları vardı. Akrabaların varlığının yanı sıra daha temiz havaya duyulan ihtiyaç, o zamanlar Gebze ve Darıca’nın İstanbul’un ilçelerine nazaran daha sayfiye yeri sayılabilecek konumundan ötürü tercih ettiler. Daha sakin daha huzurlu bir yer olması da ailemin Darıca’yı tercihinde etken olmuştur.
YAKINLARININ YAKININDA
DAHA GÜVENDE HİSSEDİYORLAR
İnsanlar sosyal ve kültürel açıdan, düşünce anlamında, gelenek görenek anlamında kendilerine daha yakın bulunduklarının yine yakınlarında yaşamak isterler. Bence onların yanında, yakınında yer almanın hayatlarını daha da kolaylaştırdığını düşünüyorlar. Başlarının herhangi bir şekilde sıkışması halinde hemşerilerinden rahatlıkla destek görebileceklerini öngörüyorlar.

İZMİT ŞİMDİ DAHA CAZİP ve SEMPATİK!: CHP Darıca Kadın Kolları eski Başkanı Oya Akdeniz ile röportajı İzmit’te gerçekleştirdik. Akdeniz, “İzmit, Kocaeli’de yerel iktidarda olduğumuz tek ilçe. 2019 öncesi de severdim ama 2019 sonrası çok daha cazip ve gelmeye başladı” dedi. Akdeniz’e kardeşi Serpil Akdeniz de eşlik etti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.