“Faşist dediğim çavuş sayesinde Tutuklanmaktan kurtuldum”
“Faşist dediğim çavuş sayesinde Tutuklanmaktan kurtuldum” dedi.
- Darbe gününe dair, -birinci sayfada yer verdiğimiz hariç- başka anınız var mı?
- Aklımda kalan bir anı ilk gün değil ama bir süre sonra gerçekleşti. Amcaoğlunu gözaltına almışlardı. Birkaç arkadaşla birlikte darbenin üçüncü günü 21.00 sularında eve geldiler. Evlerimiz bitişik sayılırdı. Hemen gittik. Askerler ve polisler vardı. Epeyce kalabalıktı. Amcaoğlu’nun işkence gördüğü belli. Çok belli etmese de bitkin vaziyette. Amcam polislere çay kahve söylüyor, mümkün olduğunca iyi görünerek oğluna eziyet etmesini engellemeye çalışıyor. Dışardaki ayakkabıları kızlar temizliyor. O sırada askerin birisi yanaştı ve hafif sesle, “Bacım! Bırak bunları temizlemeyi adamlar size ne kötülükler düşünüyor siz ne yapıyorsunuz?” dedi. Muhtemelen devrimci bir arkadaştı.
- Neyse ilerleyen saatlerde Emniyet müdür muavini olduğunu bildiğimiz ve tanıdığım işkenceci, “Evet şimdi Çek onlusunu getirin” dedi. Amcaoğlu kulağıma eğilerek, "Tabancayı sakladığımız yeri biliyorsun onu söylemek zorunda kaldım yeri göster” dedi. Gerçekten de tabancayı 12 Eylül sonrası ben saklamıştım. Ancak daha sonra sakladığım yeri değiştirdim. İkinci yeri benden başka kimse bilmiyordu. İşin kötü yanı 12 Eylül darbesine karşı bildiriler yazdığımız daktilo da aynı yerdeydi. Bu daktilo ele geçerse bildirilerin kim tarafından yazıldığı da ortaya çıkacaktı.
- Saat 22:00 sıralarında tabancanın ilk saklandığı yeri göstererek, ‘Burada’ dedim. Aklımca tabancayı arayıp bulamayacaklar, böylelikle tabanca teslim etmemiş olacaktık. Bahçe duvarını yıkarak aramaya başladık. Ellerimizde küçük piknik tüplerinden yapılan lüks lambalar saatlerce duvarda olmayan tabancayı arıyoruz. Baktım ki bunların vazgeçeceği yok, elleri kelepçeli kenarda oturan Amcaoğlu’nun yanına gittim. Kulağına, ‘Silah burada değil ama sakladığım yerde, yanında daktilo da var. Ne yapayım?’ dedim. O da, ‘Bana çok işkence yaptılar, her yerimden elektrik verdiler. Silahı vermek zorundayız, sen git getir ama bunlara çaktırma” dedi.
- Bir fırsatını bulup arama yerinden ayrıldım. Müdür muavini farkına vardı. Arkamdan, ‘Dur, gel buraya’ diye bağırdıysa da gecenin karanlığında fındık bahçelerinden fırlayıp çıktım. 3 kilometre mesafede annemlerin baba evine giderek silahı bulunduğu yerden aldım. Bir başka yeri, silahı oradan almışım gibi düzenledikten sonra elimde silahla geri döndüm..
- Müdür muavini, ‘Bize aldığın yeri göstereceksin’ dedi. Yanına Maçka’daki başkomiseri ve iki tomsonlu polisi, eli kelepçeli Amcaoğlu'nu alarak yola koyulduk. Yolun bir kısmını araçla bir kısmını yaya olarak gittik. Hava puslu, yağışlıydı, Amcaoğlu’nun eli kelepçeli olduğu için kayıp düşüyordu. Bu şekilde eve geldik. Onlara tabancayı aldığım yer olarak düzenlediğim yeri gösterdim. İkna oldular. Çıkışta Müdür muavini bana küfretti. Ben de karşılık verdim. Kafamda benim de artık dönüşü olmayan bir yola girdiğim gözaltına alınacağım fikri yerleşmişti.
- ‘Nasılsa gidiyorum bunlara boyun eğmeyeceğim’ diyordum. Ben karşılık verince ortam birden sessizleşti. Kafama çevirdiğimde müdür muavininin elinde bir fasulye sırığını ( Bir de sarnak derler ) bana doğru indirdiğini gördüm. Refleksle kafamı yana çektim, sırık omuzumda parçalandı. Maçka’daki komiser elimden tutarak beni hızla uzaklaştırdı. Tahmin ettiğim gibi eve geldik, müdür beni de gözaltına aldığını söyledi. Araca binerek polis karakoluna gittik. Bu sırada saat sabaha doğru 03:30 olmuştu.
- Biz karakola gidip gözaltı işlemleri yaparken kapıdan Jandarma uzman başçavuş girdi. Kızı benimle aynı sınıfta okuduğu için kendisini tanıyordum. Nereden haber almışsa veya kim söylemişse emniyet müdür muavinine dönerek, ‘Yüksel bundan sonra benim kontrolüm altında, herhangi bir yanlış hareketini görürsem onu kendi elimle sana getireceğim’ dedi. Ben hem sevinmiş hem de şaşkındım ama biraz da utanç içinde. Çünkü bu uzman çavuştan bahsederken faşist uzman v.s gibi sözler kullanıyorduk. Bu şekilde 12 Eylül 1980 darbesi sonrası uzman çavuşun sayesinde tutuklanmaktan kurtulmuştum. Birçok anı var ama bu anı benim için insanları tanımadan yaftalamanın ne denli yanlış olduğunu göstermesi bakımından öğretici ve önemlidir.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.