Emineler’in hesabını soracağız

Emineler’in hesabını soracağız

Çocuğunun gözleri tarafından eşi tarafından öldürülen Emine Bulut’un, ‘Ölmek istemiyorum’ haykırışını Gebzeli kadınlar sahiplendi: “Emineler’in hesabını sormak için mücadelemize devam edeceğiz.”

18 Ağustos Pazar günü kızının gözleri önünde boşandığı eşi tarafından bıçaklanan ve hayatını kaybeden Emine Bulut’un ‘Ölmek istemiyorum’ haykırışını Gebzeli kadınlar sahiplendi. Dün akşam saatlerinde Gebze 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında Gebzeli Kadınlar imzasıyla yapılan açıklama Eğitim-Sen Gebze Şube Kadın Sekreteri Ayla Aktürk tarafından okundu. 
TOPLUMSAL SINAVDIR 
Aktürk, “Biz bu davaların takipçisi olacağız çünkü bu davalar kadınlara karşı işlenen suçlar konusunda birer toplumsal sınavdır. Yargı bu sınavı Emine’nin, Tuba’nın ve Güldane’nin davalarında verecek ve biz kadınlar bu davaların da takipçisi ve tarafı olacağız. Çünkü Emine’nin çığlığı hepimizin çığlığıdır. Ne yaşam hakkımızdan ve mücadeleyle elde ettiğimiz hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeye ne de susmaya, korkmaya niyetimiz yok. Böylesi vahşetlerin yaşandığı bugün ve her gün biz kadınlar olarak, her türlü şiddete karşı şiddetsiz bir dünyayı örmek ve Emineler’in hesabını sormak için mücadelemize devam edeceğiz. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” dedi.
YAŞAMAK İSTİYORUZ!
Basın açıklamasına CHP, HDP, EMEP ve ÖDP Gebze ve Darıca İlçe Örgütleri’nden başkan, yönetici ve üyelerin yanı sıra sivil toplum örgütlerinden Eğitim-Sen, Tüm Emekliler Sendikası, ÇYDD, ADD, EYT Gebze, BİLKAR da destek verdi. Eğitim-Sen Gebze Şube Sekreteri Eylem Bahadır açış konuşmasında Emine Bulut cinayetinin ilk olmadığını ancak son olması için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini söyledi. Olayın münferit değil alınan politik kararların sonucu olduğunu kaydedip gerekçeler arasında RTÜK’ün kadına yönelik şiddeti gösteren dizilere sansür uygulamamasına da gösterdi. Basın açıklaması esnasında, ‘Yaşamak istiyoruz’ yazılı ve Emine Bulut imzalı bir döviz açılırken Emine Bulut’un son sözleri olan, ‘Ölmek istemiyorum’ sloganı atıldı. Basın açıklaması, Ayla Aktürk’ün basın açıklamasını okumasının ardından beş dakika süreli sessiz bekleyişle sona erdi. Aktürk basın açıklamasında ayrıca şunları kaydetti: 
HEPİMİZİN HAYKIRIŞIDIR 

“18 Ağustos Pazar günü çocuğunun gözleri önünde boşandığı eşi Fedai Baran tarafından defalarca bıçaklanarak 10 yaşındaki kızının gözleri önünde katledilen Emine Bulut’un son sözleri, ‘Ölmek istemiyorum’ oldu. Emine Bulut’un haykırışı hepimizin haykırışıdır. Ölmek istemiyoruz!

22 Ağustos Perşembe günü Konya’da 3 çocuk annesi Tuba Erkol, evden uzaklaştırma kararı aldırdığı kocası tarafından çocuklarının gözleri önünde 20 bıçak darbesiyle katledildi. Annesinin ölümünden habersiz 9 yaşındaki kızı, ‘Annemsiz uyuyamam ki, onsuz nasıl yatarım, ne olur doktorlara biraz daha fazla para verin de annemi yaşatsınlar’ oldu.
Emine’nin ve Tuba’nın yaşadığı dram bizi perişan etmişken iki gün önce Gaziantep’ten benzer bir haber yüreğimizi yaktı. Yeni doğum yapan 28 yaşındaki Güldane, hastane yatağında boşanmak üzere olduğu kocası tarafından dövülüp başından, koşundan, kolundan, yüzünden yaralandı ve yoğun bakıma kaldırıldı.
Dün Samsun Bafra’da Hasan Beykoz karısı Meryem Beykoz ve kızı Emine’ye katletti.
6 AYDA 216 KADIN KATLEDİLDİ 
Türkiye’de son 3 yılda 932 kadın, 2019 yılının ilk 6 ayında ise 215 kadın katledildi. Çocuğunun gözleri önünde yaşamak istediğini haykırarak eşi Fedai Baran tarafından katledilen Emine Bulut ile bu rakam ne yazık ki 216 oldu. Aslında bu rakamlar gerçek rakamların çok altında. İntihar, kaza, zehirlenme, kayıp olarak kayda geçen birçok vakanın kadın cinayetlerini gizleyen birer örtü olduğunu biz kadınlar deneyimleyerek gördük.
MÜNFERİT DEĞİL, POLİTİK 
Biz kadınların farkında olduğu bir başka gerçek ise kadın cinayetlerinin münferit değil politik olduğudur. Bu rakamların son 15 yılda yüzde 428 gibi rekor bir seviyede artmasının pek çok sebebi var. Hem kadınlar açısından hem de demokratik bir ülke olma açısından önemli bir kazanım olan ve Türkiye’nin 2014 yılında imzaladığı ama uygulamadığı İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin gündemde olduğu bir dönemdeyiz.
KATİLLER KORUNUYOR 
Kadın cinayetlerini önlemeye yönelim yasa tekliflerinin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiği; boşanma, nafaka, miras hakkı gibi Medeni Kanun’la korunan haklarımızın kimi yasa değişiklikleri ile budanmaya çalışıldığı, yargının kadınlara karşı işlenen suçlar konusunda haksız tahrik indirimleriyle erkekleri koruyan uygulamalarının, Şule Çet davasında tanık olduğumuz gibi cinayete kurban giden kadınları değil katilleri koruduğunu görüyoruz.
TESADÜF OLAMAZ 
Kadınların yaşam tarzı, giyimi, doğurganlığı, saat kaçta nerede olduğu üzerinden sorgulama yapıldığı, medyanın da kadınları suçlayıcı bu dili benimseyerek kullandığı ve bu şekilde kamuoyuna da kadınlar aleyhine yönlendirdiği, iktidar partisinin en yetkili ağızlarının ‘kadın erkek eşit değildir’ diyebildiği, Diyanet’in fetvalar ve fıtrat üzerinden kadınların yaşamlarına müdahale etmeye çalıştığı, evlenme yaşının çekilmeye çalışıldığı, kız çocuklarının eğitimdeki gerici politikalarla örgün eğitimin dışına itildiği bu dönemde kadınlara yönelik şiddetin artması tesadüf olamaz.
Buradan bir kez daha belirtmek isteriz ki biz kadınlar bizlere karşı işlenen tüm suçlar karşısında mücadele edeceğiz. Çünkü hukukta da yeri olan kamu vicdanının tatmin edilmesi kavramının biz kadınlara yönelik işlemediğinin farkındayız. Çünkü bizim vicdanımız Güldünya Töre, Ayşe Paşalı, Şule Çet ve daha pek çok kadının davasında yara aldı.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.