EMEP: Bu tablo kimin eseri?
Emek Partisi Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz, TÜİK'in açıkladığı son ölüm ve intihar verilerinin ülkenin ve Kocaeli öznelinde yurttaşların içine sürüklendiği sosyal-ekonomik çöküşün düşündürücü ve can yakıcı bir olduğunu vurguladı.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı son ölüm ve intihar verilerini değerlendiren Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz, "Kocaeli’yi yönetenlerin her fırsatta diline doladığı ve panoları süsleyen 'Mutlu Şehir Kocaeli' mottosunun kocaman bir yalandan ibaret olduğu, kentimizin ve ülkemizin acı gerçekleriyle bir kez daha yüzümüze çarpılmıştır. İşçinin, emekçinin, yoksulun payına intihar, iş cinayetlerinde ölüm ve çaresizlik düşerken; iktidarın ve yerel yöneticilerin çizdiği pembe tabloların halkın yaşamında hiçbir karşılığı olmadığı her gelişmeyle doğrulanmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son ölüm ve intihar verileri, ülkemizin ve kentimizin içine sürüklendiği sosyal ve ekonomik çöküşün düşündürücü ve can yakıcı bir özetidir" dedi.
TÜİK verilerine göre 2025 yılında ülke genelinde 4 bin 599 kişinin intihar ederek yaşamına son verdiğini vurgulayan Şahbaz, bir sanayi kenti olan ve zenginliğiyle övünülen Kocaeli’de ise 2025 yılında 97 yurttaşın yaşamına son verdiğini söyledi.
"DERİNCE’DEKİ TRAJEDİ BİR ANLIK CİNNET DEĞİL, SİSTEMIN SORUMLU OLDUĞU BİR CİNAYETTİR!"
"İlimizde yoksulluğun neden olduğu intihar olayları ne yazık ki devam ederken, merkezi ve yerel iktidar sahipleri 'Mutlu Şehir' söylemiyle yaşanan açlığı ve yoksulluğu gözden kaçırmaya çalışmaktadır" diyen Şahbaz, "Körfez ilçemizde yaşayan ve çocuğuna okul kıyafeti alamadığı için intihar eden baba hafızalarda yer edinmişken, birkaç gün önce Derince ilçesi Fatih Sultan Mahallesi’nde yaşanan trajedi; hayat pahalılığının, yoksulluğun ve çaresizliğin insanları getirdiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermiştir. 44 yaşındaki Soner Ata, evinde asılı halde ölü bulunmuş; 12 yaşındaki Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastası oğlu N.E.A.’nın bağlı olduğu cihazın fişinin çekildiği görülmüştür. Yoğun bakımda tedavisi süren çocuğumuzun ve babasının yaşadığı bu dram, münferit bir olay değildir. İşsizlik, yoksulluk ve hayat pahalılığının yanı sıra sağlık sistemini piyasalaştıran; SMA hastası çocukların tedavi masraflarını karşılamaktan imtina edip aileleri kampanya kutularına ve çaresizliğe mahkûm eden bu sistem, bu ölümlerin doğrudan sorumlusudur. Bir babayı, evladının cihaz fişini çekecek kadar çaresiz bırakan şey; derinleşen ekonomik kriz, geçim sıkıntısı ve geleceksizliğin ta kendisidir. Sorumluları ise bu ülkeyi yönetenlerdir" diye konuştu.
Kaynak:Tuğçe Yakıcı
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.