“Bu ülkenin Cumhurbaşkanı kimsenin oyuncağı olamaz”

“Bu ülkenin Cumhurbaşkanı kimsenin oyuncağı olamaz”

BMİS Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, Baldur’da grevi kırmaya çalışan eski iş müfettişinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adını kullandığını belirterek, “Bu ülkenin Cumhurbaşkanı kimsenin oyuncağı olamaz” dedi

 

Yaklaşık 10 aydır süren Baldur Süspansiyon grevinde çözüm için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan da randevu isteyen BMİS Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu iki kez başvurmalarına karşın henüz yanıt almadıklarını söyledi. Serdaroğlu, Baldur’da grevi kırmaya çalışan eski iş müfettişinin (Mehmet Koçak) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adını kullandığını belirterek, “Bu ülkenin Cumhurbaşkanı kimsenin oyuncağı olamaz” dedi. Serdaroğlu, Baldur önünde grevin 260’ncı gününde düzenlenen dayanışma etkinliğinde özetle şunları kaydetti:

 

 İŞÇİ HAREKETİNİN ONURUDUR

 “260 gündür Türkiye’de işçi sınıfı onurlu mücadelesini Türkiye’deki özgürlük mücadelesine katkı verecek şekilde sürdürüyoruz. Burada bir tarih yazılıyor, bugünler işçi sınıfının tarihi sayfalarına geçecek. 8 aydır grevde, daha fazla süredir eylemde, daha fazla süredir anayasada kendisine tanınmış olan hakka ulaşmaya çalışıyor. Düşünün bir ülkede anayasal hakkına ulaşamayan ve beş senedir mücadele veren bir işçi var. Bu işçiler bizim onurumuzdur. Bu işçiler sadece Birleşik Metal –İş’in değil Türkiye Cumhuriyeti ve enternasyonal işçi hareketinin onurudur. Biz işverenleri böyle terbiye edeceğiz.  

 

TESLİM OLMAYACAĞIZ

Eğer biz teslim olursak daha da cesaretlenirler, yanlışa göz yumarsak daha da saldırganlaşırlar. Eğer biz bunları kamuoyuyla paylaşmazsak kendilerini insan haklarını savunan bir yapı olarak gösterirler. Bizim görevimiz bilinmeyenleri ortaya koymaktır, yanlışları dile getirmektir. Bu ülkede insanlar susturulmaya çalışılıyor, çaresizlik duygusu yaratılmaya çalışılıyor. Biz bu duyguların eseri olmayacağız, çaresiz olmayacağız, onurumuzu ayaklar altına almayacağız. Biz teslim olmayacağız.  Bundan sonra daha sık burada olacağız. Beş sene sürecekse beş sene sürecek. Burada bizimle bu mücadeleyi sürdürmek isteyen onurlu insanlar oldukça sonsuza kadar sürecek.  

 

HUKUKU TANIMIYORSANIZ YERİN DİBİNE GİDİN

Bir yanlışı bu kadar seyircinin olduğu bir yerde çözmek elbette çözmek kolay değildir. Kendilerini haklı göstererek hükümete, ‘sendika bize şunu yapıyor bunu yapıyor, biz uluslararası bir şirketiz bize sahip çıkın ya da gideriz’ diyorlar. Cehennemin dibine kadar gidebilirsiniz. Siz bu ülkede hukuku tanımıyorsanız, işçilerin hakkını tanımıyorsanız yerin dibine girin. Aylardır yıllardır bir insana bu derece eziyet reva görülür mü?  

 

EMEK ÖZGÜRLÜĞÜ YOKSA DEMOKRASİ YOKTUR

Bizimkisi bir dert hikayesi. 5 yıldır yaşanılan bir dert hikayesi. Bugün Konya'da yine aynı kafa aynı örümcek zihniyetle arkadaşlarımız saldırıya uğradı. işveren bütün işçileri çıkarmaya çalışılıyor. Bizim arkamızda DİSK var Birleşik Metal - İş Sendikası var ve onun onurlu üyeleri var. Biz kendimize güveniyoruz 

Türkiye'nin dört bir yanında işçiler sendikalaştığı için saldırıya uğruyor, yasal haklarını kullanamıyor. ‘Ülkemizde demokrasi var’ diyorsunuz bir ülkede emek özgürlüğü yoksa o ülkede demokrasi yoktur. Her yerde işçi atılıyor bu kadar kötü şartlarda demokrasi kime uygulanıyor?  

 

EYLEMDEN KAÇMAYIZ

Temel kurtuluş işçinin önündeki bütün zorlukları kaldırmaktır. Bunu yapamıyorsak eylemlerimizi devam ettireceğiz, biz eylemden kaçmayız. Önemli olan birlikte hareket etmek ve işçilerin sınıf bilincine ulaştırılmasıdır. Bu bilince ulaşmayan işçiler bu tür zorlukları göğüslemekte zorlanırlar. 

 

YASALARI İŞLEMEZ HALE GETİRMEYİN

Bundan 5 yıl önce sendikalaşmaya başladı bu iş yeri. Dünyanın hangi yerinde beş yıl boyunca sendika hakkı var diyerek o hakka ulaşılamayan başka bir ülke var mı? Sendikalaşmayı yasaklayın insanları kandırmayın. Bir yerlede miş gibi bir görüntü vereceğiz diye bu yasaları işlemez hale getirmeyin.  

5 yıldır sendikasına ulaşamayan bir ülkede bunları yaşıyoruz. 4 yıl sonra yetki geldi işveren yetkiyi tanımadı, mahkeme kararlarını tanımadı. Greve çıkacağız grev kırıcılığı yaptı. Greve başladığımız gün temsilcilerimiz gözaltına alındı. Yasa dışı işlere karşı çıkanlar tutuklanıyor. Haklı olanın ezildiği bir ülke konumuna getirildi bu ülke.   

 

GEREĞİ YAPILMALI

Cumhurbaşkanına ulaşmaya çalıştık. Derdimizi anlatmak istedik randevu verilmedi. Yasadışılığı işverene öğreten kişi de diyor ki onlar ‘cumhurbaşkanından randevu alamazlar. Biz onun önünü kesiyoruz, biz istediğimiz her yere ulaşırız’ diyor. Bu ülkenin cumhurbaşkanı hiç kimsenin oyuncağı olamaz. Bunu söyleyen kişiye karşı gerekenin yapılmasını bekliyoruz sizden. 

 

KİMSE PES ETTİĞİMİZİ GÖRMEYECEK

Bu ülkenin sahipleri taş taş üstene koyanlardır, bu ülkenin emekçileridir, fabrikada üretim yapanlardır. Şu kadar ihracat yaptık, büyüdük diye açıklamalar yapıyorsunuz. Bunları hepsi işçilerin, yani gerçek sahiplerin üzerinden yapılıyor. Ama karşılığında saldırılarla karşılaşıyoruz ve yönetenler buna seyirci kalıyor. Biz beş yıldır yaşadığımız sorunların çözülmesini, dertlerimizin bitmesini istiyoruz. Biz fabrika önünde halay çekmeye devam edeceğiz, kimse bizim bu işten pes ettiğimizi göremeyecek. Burada moralimiz bozuk şekilde durduğumuzu kimse göremeyecek, biz burada halaylarla oyunlarla grevimizi sürdüreceğiz.   

 

BAŞIBOŞLUK VAR

Fabrika batacak hale geldi üretim yapamıyor, grev kırıcıları dahi işten çıkarttılar. İçerde bir başıboşluk var Fabrikanın kapanması pahasına birileri yanlış yönlendirerek burada ülkenin ekonomisine katma değer sunan bir şirketi batırmak üzereler. Bu bizim aylarca dile getirmemize rağmen görmezden geliniyor. Bugün arkadaşlarımızla beraber şu sözü vermek için burada toplandık. Bu sözümüz sonsuza kadar devam edecektir: grev nereye kadar sürerse sürsün devam ettireceğiz, pes etmeyeceğiz. Bu bir sözdür.”

 

Haber: Arzum KAYMIŞ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.