1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Bu ülkede sanayi durur boğaz durmaz”
“Bu ülkede sanayi durur boğaz durmaz”

“Bu ülkede sanayi durur boğaz durmaz”

Gebze Lokantacılar ve Pastaneciler Esnaf Odası Başkanı Yusuf Ziya Çalış gazetemize vermiş olduğu röportajda, “Bu ülkede sanayi durur boğaz durmaz. Çünkü insanlar yiyecekler” dedi.

A+A-

2010 yılından beri Gebze Lokantacılar ve Pastaneciler Esnaf Odası Başkanlığı görevini başarıyla yapan Yusuf Ziya Çalış ile bir röportaj gerçekleştirdik. Oda başkanı Yusuf Ziya Çalış Gebze’deki esnafın sorun ve sıkıntıları, artan elektrik ve doğalgaz gibi maliyetlerle birlikte Gebze’deki yemek kültürüyle ilgili olarak sorularımızı yanıtladı.

 

 

ODAYA KURUMSALLIK KATTIK

Yeni Haber Gazetesi: Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

 

Yusuf Ziya Çalış: Yusuf Ziya Çalış. 1955 Ordu Perşembe doğumluyum. Eğitimimin ilk ve ortaokulunu köyde Perşembe’de okudum. Liseyi İzmit Akşam Ticaret Lisesi’nde okudum. Eğitim hayatından sonra fabrikalarda işyeri temsilciliği yaptım. Fabrikadaki işçilikten sonra emekli olup bazı firmalarda personel müdürlüğü gibi görevlerde bulundum.

 

Yeni Haber Gazetesi: İlk ne zaman ve nerede esnaflık yapmaya ne zaman başladınız?

 

Yusuf Ziya Çalış: İlk olarak 2008 yılında Darıca Abdi İpekçi Mahallesi’nde bir köfteci dükkânı açarak esnaf oldum.

 

Yeni Haber Gazetesi: Gebze Lokantacılar ve Pastaneciler Esnaf Odası Başkanlığı görevine ilk ne zaman seçildiniz?

 

Yusuf Ziya Çalış: 2010 yılındaki oda seçiminde arkadaşlar oda başkanlığı için beni aday gösterdiler. Esnafımız da bize teveccühte bulununca kongrede oda başkanı seçildim.

 

 

Yeni Haber Gazetesi: Oda başkanı seçildikten sonra odayla ilgili olarak ne tür çalışmalar yaptınız?

 

Yusuf Ziya Çalış: Oda başkanı seçildikten sonra odada hiçbir şey yoktu. Oturacağım masayı ve koltuğu ikinci elden satın alarak göreve başlamış oldum. O dönem bakkallar odası ile bir arada idik. Oda yerimiz çok küçük idi. Daha sonra kurumsallaşma adına daha geniş bir yere çıkalım istedik. Esnafın kayıtları derli toplu değil idi. Bunları derleyip topladık. Odaya kurumsallık kattık. Şuanda hangi üyemiz nerede, hangi üyemizin işi nedir, elektronik ortamda belge verebiliyoruz. Bu anlamda da odamız belli bir seviyeye getirdik. Sadece ekonomik nedenler dolayı odamıza bir yer satın alamadık. Bu arada odamızın SGK başta olmak birçok borcu vardı. Bu borçları ödeyerek odayı borçsuz hale getirdik. Cari ödemeleri zamanında yapıyoruz. Gönül dostlukları oluşturarak tahsilatlarımızı da yapıyoruz. Ekonomik nedenlerden dolayı tahsilat yapmakta zorlanıyoruz. Ancak ödenemeyecek bir rakam değil. Bu sene 505 TL. Bu rakamı Esnaf İşleri Genel Müdürlüğü, ilgili bakanlık bir yasaya göre bunu belirliyorlar. Bizde o belirleme doğrultusunda tahsil etmeye çalışıyoruz. Yani bizim belirlediğimiz bir rakam değil.

 

 

PANDEMİDE KAYIPLARIMIZ OLDU

Yeni Haber Gazetesi: Odanızın işleyişi ne şekilde oluyor?

 

Yusuf Ziya Çalış: Odalarımız 5672 sayılı yasaya göre uygulandı. Oda başkanları ve odaların yapacağı çok bir şey yok. Oda esnafla bakanlık arasında köprü görevi yapıyor. Esnafın bir sıkıntısı varsa bunları not alarak birlik bizim üst kuruluşumuz ve aynı zamanda federasyonlar da üst kuruluşumuz. Ankara’da Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu var hem oraya bağlıyız hem İzmit’te birliğe bağlıyız. Ayrıca konfederasyon olarak da TESK’e bağlıyız.

 

Yeni Haber Gazetesi: Oda olarak kaç üyeniz var?

 

Yusuf Ziya Çalış: Odalar yerel yönetimlerin birlikte çalışması ile güçlüdür. Benim üye sayım pandemiyye kadar 400 civarında idi. Ancak kayıt dışı esnafın çok olduğunu biliyordum. Bunu belediye başkanı ile kaymakamla, vali ile ve bakan ile paylaştım. Gebze Belediyesi’nin personelim yok denetleyemiyorum ifadeleri ile bu kayıt dışı kayıt dışı olmaya devam etti. Pandemi başlayıp esnaflarımıza ucuz kredi verme işlemi başlayınca herkes gelip kayıt oldu. o yıl 300 kusur üyemiz gelip odaya kayıt oldu. Şuanda 733 üyemiz ile son olağan genel kurulumuz gerçekleştirdik.

 

Yeni Haber Gazetesi: Pandemide en çok etkilenen sektörlerin başında geldiniz. Ne tür zorluklar yaşadınız?

 

Yusuf Ziya Çalış:  Pandemi sürecince hastalığın yayılmaması için işyerlerimizi kapattılar. Tabi kapanınca herkesin bir ödeme planı vardı. Çalışanlarımız vardı bu çalışanların maaşları çalıştı. Sigortaları çalıştı. İşyeri kiralarımız devam etti. Çok ender kira almayan işyeri sahipleri oldu. Yok, gibi bir elin parmaklarını geçmiyordu. Kiralarımız devam etti. Dolasıyla bu bizi zarara uğrattı. Para kazanamadık. Bazı yerler tamamen kapatıp ne zaman açacaklarını bilmedikleri için sermayesini vardı lakin işyerlerini kapattılar. Paket servisi altyapı hizmeti olan işyerlerimiz ayakta kalmaya çalıştı. En azından zararı karşılamaya çalıştılar. Ceplerinden çok fazla gitmedi. Ama diğer işletmelerde en büyük sıkıntımızda o dönemde maaşları ödeyemediğimiz için işten ayrılanlar oldu. Dükkân kapalı işten de ayrıldı. İşten ayrılanların hepsi fabrika işçisi oldu. Şimdi lokantacılıkta çalışma saati uzundur. Devlet memuru gibi 8 saat çalışma yok. 11 veya 12 saat gibi bir çalışılır. Bu sektörde çalışan arkadaşlar fabrikaya gidip 7,5 saat çalışmaya başlayınca bu rahatlığı da görünce geri dönmediler. Bide cumartesi Pazar tatilleri de var. Bu şekilde kayıplarımız oldu.

 

Yeni Haber Gazetesi: Dördüncü döneminiz bu dönem için yeni bir proje veya çalışmanız var mı?

 

Yusuf Ziya Çalış:  Bu pandemi ve ülkenin geldiği şuandaki sıkıntının bir durulması lazım. Şuanda evet işlerimiz iyi ama para kazanmıyoruz. Para kazanmadığımız süre içerisinde bir durulması lazım ki biz önümüzü görelim ne yapacağımızı bilelim. Esnafımıza nasıl bir proje yapabiliriz. Şuanda kim ne yapacağını da bilmiyor. Ayakta kalıp kalmayacağını da bilmiyor. Dükkânı kapatır mıyız, devam ederiz şeklinde de kaygı içerisindeler.

 

EN BÜYÜK SORUNUZ PERSONEL

Yeni Haber Gazetesi: Gebze’de esnafların en büyük sorunları nelerdir?

 

Yusuf Ziya Çalış:  En büyük sorun personel ihtiyacımız. Çünkü bizde çırak yok. Çırak artık yetişmiyor. 8 yıllık eğitim bizdeki çırak olayını bitirdi. 8 yılı okuduktan sonra liseyi de bitirince daha çırak olma şansı yok. Onun için de en büyük sorunumuz usta ve çırak bulamayışımız. Çırak olmayan yerde usta da olamıyor. En büyük sıkıntı bu. Zaten yeme içme kültürü de değişti. Eskiden lokantaya gittiğinizde bin bir çeşit sula yemek görüyordunuz. Şimdi genel anlamda baktığınızda fastfooda dönüştü. Ekmek arası döner, dürüm, Adana, Urfa dürüm, tantuni, hamburger gibi yiyeceklere alıştı insanlar. Genç kesime ise çorba dahi içeremiyorsunuz zaten. Genç insanlar maalesef fastofood besleniyorlar. Ayakta, hızlı zaman kaybetmeden bu tür beslenme şekline dönüştü. Bir usta kolay kolay yetişmiyor. Üniversitelerden mezun olan aşçılık okulların mezun olanlarda turizm kentlerini tercih ediyorlar. Hepsini gözü Antalya veya Bodrum’da hele de şimdi yurtdışında. O anlamda da okullardan da faydalanamıyoruz. Sıkıntımız usta ve personel.

 

Yeni Haber Gazetesi: Doğalgaz ve elektrik faturalarındaki yaşanan artışlar ve diğer zamlardan dolayı esnaf ne tür zorluklar yaşıyor?

 

Yusuf Ziya Çalış:  Bu konuyla ilgili olarak bir basın açıklamamızda olmuştu. Ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Elektrik faturalarımız işyeri kiralarımızı geçti. Ana arterlerde işyeri kiralarımıza yaklaştı. Dolasıyla çok ciddi bir girdi maliyeti oluşturdu bize. Bunun dışında diğer şeylerle birlikte moto-kurye, personel onlarda o noktada ve asgari ücretin de artmasıyla birlikte esnafın yükü çok daha fazla arttı. En acemi personele 4 bin 250 lira verirken ustanız 7 bin lira alıyorsa artık on bira istemeye başladı. Moto-kuryelerimiz pandemin döneminde ve kira artışlarından önce 200 lira yevmiye alırken şimdi 300-340 lira aşağıya çalışmıyorlar. Dolasıyla bunlar bizlere çok ciddi maliyetler getirdi. Bu noktada çözüm bulmaya çalıştık. Dükkâna gelip alan müşteri ile evine paket servisi verene aynı fiyat olmasın dedik. Müşteriyi de üzmeden bir fiyat farkı koyalım dedik. Bunu da bu şekilde çözmeye çalışıyoruz. Sadece elektrik değil hepsi biranda olunca bizi boğdu. Un fiyatı 150 liradan 470 liraya çıktı. 220 liraya aldığımız bir teneke 18 litrelik yağ 580-600 lira oldu. Bakliyat ve sebzeler üç katına dört katına çıktı. Sulu yemekte yazın para kazanırdık. Niye patlıcan bir lira olurdu. Domates 50 kuruş olurdu. Ama fiyat tarifemiz değişmezdi. Ucuz aldığımız için yazın para kazanırdık. Şimdi yazı da fark etmiyor turfandası da fark etmiyor. Her türlü fiyatlar almış başını gidiyor. Sıkıntımız bu konuda çok.

 

Yeni Haber Gazetesi: Bu sektörün ne gibi bir önemi var?

 

Yusuf Ziya Çalış:  Bu ülkede sanayi durur boğaz durmaz. Çünkü insanlar yiyecekler. Bir şekli ile yiyecekler. Ama kuru ekmek yiyecekler ama bir çorba içecek ama çalışıyorsa bir poğaça yiyecek veya ekonomisi az da iyi ise Adana dürüm yiyecek, porsiyon yiyecek, tantuni yiyecek, çiğ köfte yiyecek bir şey yiyecek. Yemeden olmaz. 3 öğün yemek yeme zorundayız. Hadi birini attık 2 öğün mutlaka yemek zorundasınız. O anlamda da lokantacılığın üye sayısının düşmemesi ve her gün de bir yerde lokanta açılmasını sebebi sıcak paradan kaynaklanıyor.

 

00-002.jpg

 

Röportaj: Hanifi SURUN

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 3474 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.