Bu düzende doğanın da insanlığın da geleceği yok

Bu düzende doğanın da insanlığın da geleceği yok

Her şeye insanları sömüren, doğayı öldüren şirketlerin karar verdiği bir dünya insanca yaşanabilir bir yer olabilir mi, insanlığın bir geleceği olabilir mi?

Özgür Üniversite Kurucusu Fikret Başkaya iklim krizinin geldiği boyutu kapitalizmin krizinden bağımsız düşünülmeyeceğinin altını çiziyor. Bunu aşmanın yolunun ise radikal bir karşı çıkıştan geçeceğini ifade ediyor.

► İklim krizinde hangi aşamadayız?
Bir kere, her yıl gezegenin ürettiği doğal kaynaktan daha çoğunu harcıyoruz. Gerçi, aileler borçlu, şirketler borçlu, devletler borçlu ama bir bütün olarak insanlık da doğaya, [gezegene] borçlu. Her yıl Gezegenin bir yılda ürettiğinden daha çoğunu harcıyoruz, dolayısıyla gezegenin kendini yenilemesine izin vermiyoruz. Buna dünya limit aşımı günü deniyor. Bir fikir vermek için, mesela dünya limit aşımı günü 1997 de Eylül ayına denk geliyordu, 21 yıl sonra, 2018'de 1 Ağustos’a geriledi... Bu dünyanın bir yılda ürettiği doğal kaynağın yılın ilk 7 ayında harcanması demek... Beş ay borçla devam edilecek demek! Bu, başlı başına büyük risk oluşturuyor.

İkincisi, atmosferin ısınması da hızlanmış durumda. Vakitlice durdurulamazsa, insanlığın ve uygarlığın bir geleceği olmayabilir...

► Bu duruma neden ve nasıl gelindi?
Bu süreç, sanayi devrimiyle başladı ve giderek hızı, kapsamı ve yoğunluğu büyüdü. Sanayi kapitalizmi demek aslında "termik kapitalizm" demektir... Ekseri, 'termo-endüstriyel kapitalizm' de deniyor... Kapitalizm, termik enerji üzerinde yükselen bir üretim tarzıdır... Başka türlü söylersek, kömür, petrol, doğal gaz yakarak ve her seferinde daha çok yakarak yol alıyor. Tabii her seferinde atmosfere daha çok karbon gazı (CO2) karışıyor ve belirli bir aşamadan sonra da sera etkisi denilen oluşuyor. Karbon gazı, atmosferin kompozisyonunu değiştiriyor, bir 'örtü' oluşturuyor ve atmosfer ısınıyor. İşte, "atmosferin ısınması" veya "iklim krizi" denilen bu... Tabii sebep-sonuç ilişkisini de göz ardı etmemek gerekir. Atmosferin ısınması neden, iklim krizi sonuçtur...

bu-duzende-doganin-da-insanligin-da-gelecegi-yok-514344-1.

► O halde çok ciddi bir tehditle karşı karşıyayız…
Atina'da orman yangını 90 kişinin ölümüne yol açtı, Geçen yıl Portekiz'de 100 kişi aşırı sıcaktan öldü. Japonya'da sıcak dalgası 120 kişiyi öldürdü. Geçtiğimiz günlerde Kaliforniya’da ABD tarihinin en büyük orman yangını yaşandı... ABD'de yangınların 1970'lerdekinin iki katına çıktığı bildiriliyor... Sibirya da yangınlardan nasibini almış görünüyor. O kadar ki, dumanlar Kanada'ya kadar ulaştı...

► Meselenin seyrini değiştirme ihtimali hiç mi yok?
Aslında öyle olasılık var. Tehlike kendini daha çok hissettirdiğinde insanlar içine hapsoldukları ataletten kurtulup, sürece bilinçli bir şekilde müdahale edebilirler. Kritik anlarda insanlar temel soruları, asıl sorulması gereken soruları sormaya daha çok meyillidirler... Fakat büyük felâketten önce harekete geçmek en iyisidir... Kaldı ki, son dönemde 38 ülkede yapılan bir anket, insanların %60'ının iklim değişikliğinin yarattığı büyük tehlikenin farkında olduğunu ortaya koyuyor... Aslında bu umut verici ama vakitlice şirketlerin emir ve komutasındaki politikacıları, hükümetleri defetmeleri gerekiyor... Zira, zaman daralıyor...

► Sorunun çözümü için öncelikle ne yapmak gerekiyor?
Fosil yakıt kullanımını radikal olarak azaltmak şart. Mevcut kömür, petrol ve gaz rezervlerinin en az %80'nin toprağın altında kalması gerekiyor. Alternatif enerjilere, yenilenebilir enerjilere önemli kaynak ayırmak, yatırımlar yapmak gerekiyor. Buna 'enerji geçişi' [transition énergétique] deniyor ama 'geçişi' gerçekleştirmek sanıldığı kadar kolay değil.

Sadece enerji alanında radikal değişiklik yapmak da yeterli olmaz. Mevcut üretim, tüketim ve yaşam tarzını da radikal olarak değiştirmek gerekiyor. Kapitalizm sınırsız büyümeye endeksli bir işleyişe sahiptir. Her seferinden her şeyin daha çok üretilme zorunluluğu var... Orada durmak diye bir şey yoktur ve kapitalizm dahilinde başka türlü yapmak da mümkün değildir... Dikkat edersen, onca sayısız zararlı ve/veya lüzumsuz şey üretiliyor ve tüketiliyor... Oysa, bir şey üretmek demek, doğadan bir şey çekmek, azaltmak/eksiltmek demektir. Tabii üretirken de, tüketirken kirletmek de demektir...

Tüketimin öteki adı yok etmektir... İyi de bu dünyanın kaynakları sınırlı... Sonsuz değil... Eğer öyleyse, insanlığın ve uygarlığın içine sürüklendiği kısır döngüden çıkmak için, öncelikle üretimin yönünü radikal olarak değiştirmek, üretimi ve tüketimi kısmak, onca lüzumsuz, onca saçma şeyin üretimine son vermek, gerçekten gerekli şeylerin üretimine odaklanmak gerekiyor. Velhasıl, farklı bir yaşam tarzı, farklı bir uygarlık tercihi yapmanın gerekli olduğu bir zamandayız... Kapitalizm dahilinde insanlığın bir geleceği yok!

(Söyleşinin uzun hali ozguruniversite.org'dan okunabilir)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak Birgün

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.