1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. 6284 “vazgeç” telkiniyle uygulanamaz
6284 “vazgeç” telkiniyle uygulanamaz

6284 “vazgeç” telkiniyle uygulanamaz

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın tartışıldığı günleri geride bıraktık. Arada yine bir süre gündem tükettik ama kadına şiddetin ardı arkası gelmiyor, önü kesilmiyor. Konuyu Avukat Saide Arslan Çalışkan ile konuştuk: Vazgeç telkiniyle uygulanamaz

A+A-

suuuuur.jpg

** İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın tartışıldığı günleri geride bıraktık. Arada yine bir süre gündem tükettik ama kadına şiddetin ardı arkası gelmiyor, önü kesilmiyor. Konuyu Avukat Saide Arslan Çalışkan ile konuştuk

 

** Çalışkan kadına şiddetin önemini göremeyip onu aile kurumu içinde yok saymaya çalışan zihniyetin karar uygulayıcılıklarında yer almasının en büyük engel olduğunu söyledi: “Vazgeç” telkiniyle 6284 uygulanamaz

 

6284 sayılı kanun, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını savunanlar ile uygulanmamasını savunanların bir süre önceki karşılıklı tartışmaları esnasında da ülkemiz gündeminde bir süreliğine yer edinip sonra gündeme, girdiği gibi çıktı. Özetle şiddete uğrayan veya uğrama ihtimali bulunan kadın ve çocukları şiddetten korumayı içeren yasayı Gebze Belediyesi CHP Meclis Üyesi Avukat Saide Arslan Çalışkan ile görüştük. Çalışkan, 6284’ün uygulanmasında en önemli engel olarak kadına şiddetin önemini göremeyip onu aile kurumu içinde yok saymaya çalışan zihniyetin karar uygulayıcılıklarında yer almasını gösterdi:

 

ŞİDDETİN SÜREKLİLİĞİNİ

ÖNLEDİĞİNDEN ÖNEMLİ

 

 

 

 

-      İstanbul Sözleşmesi ve 6284.. Nedir ve neden uygulanmalıdır?

 

-      İstanbul Sözleşmesi ile şiddet mağduru; şiddete uğradığını ispata zorlanmadan, şiddete uğradığını resmi makamlara bildirdiği an, kanunda yer alan koruma tedbirlerinin alınmasını sağlayabilmektedir. Bu yönü ile çok önemlidir. Zira kanun öncesinde, şiddete uğradığını adli makamlara bildiren ve çoğunluğu kadın olan mağdurlar, koruma talep ettiklerinde, kendilerinden şiddet uğradıklarını ispatlayıcı kanıt isteniyor, ispat edilemediğinde koruma tedbiri alınmıyor ve birçok kadın şiddeti sürekli yaşamak zorunda kalıyordu. Bunun önüne geçmesi açısından çok önemlidir. 

 

UZAKLAŞTIRMA VE ANINDA DESTEK

 

-      Elbette yeterli olmadığı gibi, uygulamada yaşanan bir takım sıkıntılar nedeniyle de eksik kalan hususlar vardır. Eski durum ve yeni durum arasında bir karşılaştırma yaparsak: İstanbul Sözleşmesi ve 6284’ün hayata geçirilmesi ile kadın en azından evde gördüğü fiziksel kalıntıları olmayan sistematik şiddetten korunmak istiyorsa, bu şiddeti adli makamlara bildirdiğinde, eşinin müşterek haneden, işinden, ailesinden uzaklaştırılması konusunda hiçbir ispata gerek kalmadan karar alınabilmektedir. Eğer bu konuda bir ihlale muhatap olursa da, kolluk güçlerine haber verdiğinde anında destek alabilmektedir.

 

UYGULAMAYI ZORLAŞTIRAN TELKİNLER

 

-      Uygulama sorunları elbette hâkiminden kolluğa varana kadar detaylı bir eğitim ile giderilebilir. Zira halen daha kadın eşinden ne kadar şiddet görürse görsün; birey olarak önemini de kavramayıp onu aile kurumu içeresinde yok saymaya çalışan bir zihniyet karar verici makamlarda ve kararı uygulayıcı görevlerde yer aldığı için, en basit müdahale şekli olan kadını şikâyetinden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Bu telkinlerle, kanunun uygulanması zorlaştırılmaktadır. 

 

ERKEKLERİN GÜNAH

ÇIKARTTIĞI GÜN…

saiiiideeee.jpg

 

-      25 Kasım… Sözlük veya tarihteki tanımlamanın dışında sizde ne anlam ifade ediyor?

 

-      Her kadına yönelik bir takım hakların verildiği ya da bir takım özel anlamı olan günlerin olduğu gün, ben o günü kutlamak ya da o günü bize lütfedenlere müteşekkirliğimi bildirmek istemem. Zira bu günler bende ikinci sınıf olma hissi uyandırdığından, anneler günü dışında kadına yönelik özel hiçbir günü kişisel olarak kutlamak istemem. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü benim için de aynı niteliktedir.  Bir günde hatırlanıp ertesi gün unutulan, çocukluğundan ölümüne kadar tarih boyunca örselenen kadının, erkek egemen bir yapıda yine erkeklerden gelen bir davranıştan ötürü, erkeklerin günah çıkardığı gün olmaktan başka bir şey ifade etmiyor. Ne bu günün özel bir gün kılınmasından önce ne  de sonrasında, kadına yönelik şiddet, ayrımcılık son buldu. O yüzden 25 Kasım benim için diğer günler gibi, tıpkı adındaki anlamı ifade ediyor.

 

ekiiip-004.jpg

 

 Saide Arslan Çalışkan, Çalışkan Hukuk Bürosu’ndan hukukçu mesai arkadaşları Fatma Azgün, Berçin İdacı ve Murat Kaki ile

 


**

 

GEBZE’DE HAKİM’İN “BELKİYLE” OLMAZ DEDİĞİ ZANLI EŞİNİ ADANA’DA BIÇAKLADI

 

Özlem öğretmen ne

ilk ne de son mağdur!

 

uzguuun.jpg

 

 -      Meslek hayatınızda kadına yönelik başta cinsel taciz ve fiziksel şiddet olmak üzere dava konuları gelmiştir diye düşünüyorum. Yaşanmışlıklar üzerinden paylaşmak istedikleriniz var mı?

 

-      Birçok olaya tanık oldum. Cinsel taciz de var fiziksel şiddette. Cinsel taciz ve tecavüze yönelik olanları paylaşmak istemiyorum. Adları gizli kalsa da onlardan bahsetmem sanki onlara o acıları bir daha yaşatıyormuşum hissi verecektir bana. Ancak eşinden şiddet görmüş bir öğretmene dair bir anımı anlatmak isterim.

 

SABAHA KADAR İŞKENCE

 

-      Bir sabah ofisimin kapısını kırklı yaşlarda bir kadın çaldı. Eşinden boşanmak istediğini söyleyen bu kadın, benim kapımı tesadüfen çalmıştı. Çok çaresizdi. Tir tir titriyordu. Kapıyı açan sekreterim ile konuşurken sesindeki korku ve tedirginliği, telaşı duyuyordum. O kendisini anlatmaya, sekreterim de onu anlamaya çalışırken, sesindeki yorgunluğu  sezdim, sandalyemden kalkıp koridora çıkıp, onu odama davet ettim. Yalnız sesi değil, bedeni de titreye titreye, bana sabaha kadar çektiği işkenceyi anlattı.

 

EVDEN KAÇIP SOKAKTA SABAHLADI

 

-      Kamyon şoförü olan kocası, alkol alıp elinde bıçakla sabaha kadar hakaret ve  tehdit etmiş, sabaha karşı sızmış, can havli ile kendini sokağa atmış. Sonra da, mesainin başlaması ile birlikte  avukat ofisi aramaya başlamıştı. Tabelamı  görünce ilk çaldığı kapı benim kapım olmuş. Eşi ona fiziksel, psikolojik tüm şiddeti uygulayıp, tehditle elindeki tüm parayı alıyormuş. Boşanmak istiyordu, ancak o güne kadar eşi eğer ondan boşanırsa canı ile tehdit ettiği için, ölmekten korktuğundan, boşanmaya cesaret edememişti. Nihayetinde bütün gece yaşadığı  boğazına dayanan bıçağın etkisi ile her gün bu işkenceyi yaşamaktansa sonuçları ile karşılaşmak adına boşanmaya karar verdiğini söyledi.

 

-      Bu arada telefonu durmadan çalıyor, o sürekli reddediyordu. Telefona baktığımı görünce, ‘eşim beni arıyor’ dedi. Beni arıyor. Cevap vermesini istedim. Telefonu açıp, avukat bürosunda olduğunu, boşanmak istediğini söyledi. ‘Yerini söyle geleyim, birlikte müracaat edip, anlaşmalı boşanalım’ diye ısrar edince, bana sordu, ‘gelsin mi’ diye.  ‘Senin için sorun değilse gelsin. Ama sen başka bir odaya geç, önce ben görüşeyim’ dedim. Adamı çağırdı ve geldi.

 

HUKUK BÜROSUNDA ÖLÜM TEHDİDİ

 

-      Kapıyı açar açmaz, adam  bağırıp çağırmaya,  eşini öldüreceği yönünde tehditler savurmaya  başladı. Halen leş gibi alkol kokuyordu. Sakinleştirmeye çalıştık. Baktık sakinleşmiyor, dışarı çıkmasını istedik. Çıkmıyor, eşinin adını söyleyip, ‘çık dışarı seni öldüreceğim’ diye avazı çıktığı kadar bağırıp, odalara girmeye çalışıyordu. Yanımda çalışan erkek katip, adamı kucakladığı gibi, merdivenlere kadar götürüp oraya bir çuval gibi bırakıp kapıyı kapattı. Adam merdivenlerde bağırmaya devam edip, sonra sokağa çıktı.

 

POLİS ARACINA DA SALDIRDI

 

-      Kadın o kadar korkmuştu ki, onu hemen karşımızda olan adliyeye, polis noktasına götürmeye zor ikna ettim. Beraber polis noktasına gidip, polis arabası çağırtıp, karakola gitmek üzere araca bindiğimizde adam araca saldırdı. Polis aşağı indiği an, bu tarzların her zaman yaptıkları gibi, kaçtı. Biz karakola gittik. İfadelerimizi verdik, polisten kadını Adana’daki ailesinin yanına göndermesi konusunda  gerekli güvenceyi alıp, ofise geldim. Sonra kadınla görüştük ve sağ salim ailesinin yanına gitmişti.

 

BELKİLERLE KONUŞMAYIN

 

-      Sonrasında bu olay nedeniyle adam hakkında dava açıldı ve ben de şahit sıfatıyla duruşmaya çağrıldım. İfademi verdim ve hâkim bana, ‘sizin yanınızda kadına fiziksel şiddet uyguladı mı?’ diye sordu. ‘Bıraksak uygulayacaktı. Biz olmasaydık belki öldürecekti’ dedim. Hâkim, ‘belkilerle konuşmayın’ dedi. Hâkimle aramızda ufak çaplı bir tartışma yaşandı. Ben duruşmadan çıktım. Aradan birkaç ay gibi bir süre geçmişti.

 

BELKİ GERÇEKLEŞMİŞ HÂKİM BEY

 

-      Gazetenin orta sayfasında Adana’da bir öğretmenin eşi tarafından okul bahçesine konuşmak için çağrıldığı, kadın yanına gidip konuşurlarken, cebinden çıkardığı bıçakla boğazını kestiği yazıyordu. Ağır yaralı kadın benim ailesinin yanında can güvenliğinin olacağı düşüncesi ile gitmesine yardımcı olduğum zavallı kadındı. Gazeteyi alıp, hâkimin yanına gittim. ‘Hâkim bey şahit olarak ifademi aldığınız olaydaki ‘’belki’’ gerçekleşmiş. Buyrun’ deyip, masasının üzerine gazeteyi bırakıp çıktım. Bir avukatın gözü önünde eşini öldürmekle tehdit edecek derecede gözü dönmüş bir adamı sokağa salan adalet sisteminin ne ilk ne de son mağduruydu o zavallı kadın.”

 

**

 

Gebze’de es, Adana’da pas geçildi

 serbeeeeest.jpg

 

Avukat Saide Arslan Çalışkan’ın isim vermeden paylaştığı şiddeti Gebze Lisesi Türk Dili ve Edebiyat Öğretmeni Özlem Yılmaz yaşadı. Ölümün Gebze’de kıyısından, Adana’da eşiğinden dönerken onu bıçaklayan eşi, “İyi hal” gerekçesiyle de bir müddet tutuklu yargılandıktan sonra serbest bırakıldı.

 

 

http://www.ilkhaber-gazetesi.com/dunya/ogretmen-esinin-bogazini-kesen-kocaya-tahliye-h5571.html

 **

Çocuğa taciz iddialarında

Hiçbir detay atlanmamalı

taciiiiz.jpg

 

-      Çocuğa taciz vakalarında ve davalarında yaygın/ortak kanı: Çocuğun beyanı esastır… Öyle midir, niçin?

 

-      Evet, öyle diyebiliriz. Ancak  salt çocuğun beyanı soruşturma ve kovuşturma sürecinin başlaması açısından önemli olup, bu süreçte  çocuğun  bir uzmanın gözetiminde  beyanı alınmaktadır. Bu hem çocuğun psikolojik durumunun yaşadıklarından etkilenmemesi açısından hem de çocuğun anlattıklarının isnat edilen suç açısından ne kadar tutarlı olduğunu irdelemek için önemlidir. Uzman değerlendirmesi ve kovuşturmayı yapan savcının değerlendirmesi ile çocuğun beyanları doğrultusunda şüphelinin beyanı alınıp, deliller toplanıp, birlikte değerlendirilerek, davanın açılıp açılmamasına karar verilmektedir.

 

-      Gerek kovuşturma ve gerekse yargılama sürecinde son derece titizlikle yürütülmesi gereken bir süreç olup, burada çocuğun beyanının bir uzman eşliğinde alınması esastır. İsnat edilen suç çocuğun psikolojik, fiziksel, ruhsal bütünlüğünü etkilemiştir. İlerde de etkileri ile geleceği açısından da bir sürü sıkıntıyı beraberinde yüksek olasılıkla getirecektir. Yargılama sürecinin ona bir de bu yönden ruhsal sıkıntı vermemeyi amaçladığı gibi, şüpheli  açısından da çok ağır ve tüm yaşamını etkileyecek bir suç olduğunda, çok sağlıklı ve hiçbir detayın atlanmadığı bir süreç olarak yürütülmesi gerekir. Ancak uygulamada aksaklıklar elbette var ve bir hayli de yüksek oranda olan bu aksaklıklar, sonuçları açısından birçok çocuğun mağduriyetine sebebiyet vermektedir.

 

 

-      Sizce belediye ve belediye meclisleri kadına yönelik her tür şiddetin, kadına şiddetten ayrıştırılmayan çocuğa tacizin, onunla ilişkili çocuk işçiliğin  önüne neyle geçer..

 

-      Yılın 365 günü bu konuyu kendine görev edinmiş, aktif bir müdürlüğü kurup, işlerlik kazandırarak. Önüne tam olarak geçer mi bilemiyorum, ancak en azından azaltabilir. Bu konuda CHP Meclis Grubu olarak iki yıldır bir dizi önerilerimiz oldu, iki yılda ancak bu konuda çalışma yapacak fırsat eşitliği komisyonunu kurdurabildik. Umarım kalan üç yılda da projelerimizi hayata geçirebiliriz.

 

**

 

 

 

HALBUKİ AKP’DE BİRİ İL DİĞERİ İLÇE KADIN KOLLARI BAŞKANI

 

Bırakın öneri sunmayı

Öneri engellediler

 sukuuut.jpg

 

 

-      Kurulmasını önerdiğiniz ve içinde yer aldığınız fırsat eşitliği komisyonu… değerlendirir misiniz?

 

-      Komisyonun ilk toplantısında görüş ve önerilerimi sundum. Bir takım çalışmalar yapılması konusunda kararlarda aldık. Ancak komisyonun diğer dört üyesi benim kadar heyecanlı olmadığından olacak ki, ilk barajı mali performans programına girmesini istediğimiz önerilerimiz konusunda bu komisyondan gördüm. Beni hayretler içerisinde bırakan, bu komisyonun kadın üyelerinin plan bütçe komisyonu başkanı ile birlikte, mali performans programına girmesini önerdiğimiz kadın ve dezavantajlı kesime yönelik tekliflerimizin tamamına eleştirel yaklaşmaları, kendilerinin bırakın öneri sunmayı, hiçbir önerimizin kabul görmemesi yönünde tavır göstermeleri ve bu komisyonu sanki bir angarya olarak görmeleriydi. Oysa komisyonun bir üyesi AKP İl Kadın Kolları Başkanı, bir diğeri AKP Gebze Kadın Kolları Başkanı. 

 

SÜKUTU HAYALE UĞRADIM

 

-      Komisyonun toplumsal ve bireysel anlamda çok büyük faydaları olabilirdi, ancak kurulan komisyonun başkan ve üye çoğunluğu bu komisyonun varlık nedeni ve yapması gerekenleri yeterince içselleştirmediği için, bütün beklentilerim sükûtu hayale uğradı. Umarım ilerleyen sürçte beni yanıltırlar. Bu komisyonun AKP’li  başkan ve üyelerinin komisyona işlerlik kazandırmak için faaliyete geçmeyecekleri konusundaki düşüncem konusunda yanılmayı çok istiyorum. 

 

BÜYÜKŞEHİR’DE İŞLER DEĞİLKİ

İLÇELERDE DE KURULSUN

 

-      KBB’de çok önceden kurulan bu komisyon birçok belediyemizde hala yok. Bu aslında bir tezatlık da değil mi?

 

 

-      Bu komisyonun KBB ‘de olması ve diğer ilçe belediyelerin birçoğunda olmamasının en büyük sebebi, KBB’deki komisyonun işlerliğinin olmamasından kaynaklı. Zira işlerliği olsaydı, ilçelerdeki çalışmaların ilçelerdeki komisyonlarca yürütülebilmesi için, bu komisyonların kurulmasını tetiklerdi. Ancak ne yazık ki belediyelerde, imar ve plan bütçe komisyonu dışındaki komisyonların pek işlerliği yok. Bu komisyonlar da kanun gereği işler halde, aksi halde zorunluluk olmazsa onların dahi işlerliği minimuma iner.

Bu haber toplam 1253 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.