17 Temmuz Cuma Hutbesinde "Kur’an-ı Kerim" Vurgusu!
Her hafta Türkiye genelindeki milyonlarca Müslümanı cami saflarında bir araya getiren cuma namazında, bu haftanın irşat konusu dinimizin yegane kılavuzu oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve 81 ildeki tüm camilerde ortak olarak irad edilen 17 Temmuz 2026 tarihli Cuma hutbesinin teması "Kur’an-ı Kerim" olarak belirlendi.
Hutbede, ilahi kelamın sadece lafızdan ibaret olmadığı; bireysel huzurdan toplumsal adalete, aile saadetinden devletin bekasına kadar her alanda hayat veren bir can suyu olduğu ayet ve hadisler ışığında cemaate aktarıldı.
Hayatın Karışık Yollarında Tek Güvenli Liman
Günün erken saatlerinden itibaren camilere akın eden vatandaşların dinlediği hutbede, Kur’an-ı Kerim'in insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran sarsılmaz bir bağ olduğuna dikkat çekildi. Modern çağın karmaşası içinde yönünü bulmaya çalışan her insanın, ancak ve ancak onun ilkelerine sarılarak huzura kavuşabileceği belirtildi.Özellikle aile içi huzursuzlukların ve toplumsal güvensizliklerin temelinde, hayat rehberimiz olan yüce kitaptan uzaklaşmanın yattığı samimi bir dille vurgulanırken; "Kur'an'ın adaletini, ahlakını ve rehberliğini kuşanan toplumlar sarsılmaz birer kale haline gelir" mesajı verildi.
İşte 17 Temmuz 2026 Cuma günü tüm Türkiye'deki minberlerden inananlara hitap eden o anlamlı hutbenin tam metni:
KUR'AN-I KERİM
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Rabbimizin kıyamete kadar gelecek bütün insanlara bahşettiği nimetlerden, engin şefkat ve merhametinin tecellilerinden biri de Kur’an-ı Kerim’dir.
Kur’an-ı Kerim, hakkı batıldan ayırt eden ilahi kelamdır. O, asla sıradan bir söz değildir. [1] Kur’an-ı Kerim, sözlerin en güzeli ve en mukaddesidir. O, hidayet kaynağı, şifa membaıdır. Kur’an-ı Kerim, insanlığı; hak ve hakikate, iyilik ve adalete, huzur ve muhabbete sevk eden Rahmani bir muştudur. Ayet-i kerimede buyrulduğu üzere, “Bu Kur’an, en doğru olana iletir; dünya ve ahiret için yararlı işler yapan müminlere, büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” [2]
Aziz Müminler!
Kur’an-ı Kerim, rahmet peygamberi Allah Resûlü (s.a.s)’in en büyük mucizesidir. Onun tek bir harfi dahi değişmemiştir, asla değiştirilemeyecektir. Yüce Rabbimiz, “Şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik. Onun koruyucusu da elbette biziz” [3] buyurarak, bu gerçeği beyan etmektedir.
Kur’an-ı Kerim, insan ürünü değildir; Allah Teâlâ’nın kelamıdır. O, bir benzeri şöyle dursun; bir suresinin, hatta bir ayetinin dahi benzerinin getirilemeyeceği yüce bir kitaptır. Kur’an; Cenâb-ı Hak ile bağımızı güçlendiren, çevremiz ile ilişkilerimizi düzenleyen bir kılavuzdur.
Kıymetli Müslümanlar!
Kur’an-ı Kerim’in rehberliğine sarılan kişiler yolunu kaybetmezler. Onun ilkeleriyle hayat süren aileler huzur bulurlar. Onun ahlakını kuşanan toplumlar güven içinde yaşarlar. Onun adaletini benimseyen milletler güçlü olurlar. Hayatında Kur’an-ı Kerim’e yer vermeyenler, onun emirlerine ve yasaklarına riayet etmeyenler, ayetlerini alaya alanlar ise ancak kendilerini küçük duruma düşürürler. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: “…İşte bu kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.” [4]
Değerli Müminler!
Devletimizi, vatanımızı, milletimizi, birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmenin yolu; değerlerimize sahip çıkmaktan geçmektedir. Bilelim ki; bu değerlerin içerisinde Kur’an-ı Kerim vardır, sünnet-i seniyye vardır. Meşruiyetini İslam’dan alan örfümüz vardır, kültürümüz vardır. Mutluluğun yolu da işte bu değerleri öğrenmekten ve hayatımıza aktarmaktan geçmektedir.
Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Şüphesiz bu Kur’an, Allah’ın sizlere bir ikramıdır...” [5]
[1] Târık, 86/13,14.
[2] İsrâ, 17/9.
[3] Hicr, 15/9.
[4] Zümer, 39/23.
[5] Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 1.
Kaynak: Abbas ÇAKAR
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.