İnsan, güçlü olmak ister. Güçlü görünmek, güçlü hissetmek, güçlü kalmak…
Ama insanı insan yapan şey yalnızca güçlü yanları değildir. Onu asıl tanımlayan, çoğu zaman zaaflarıdır.
Peki, zaaf nedir?
Bir insanın paraya karşı koyamaması mı? Makama, övgüye, alkışa, hırsa yenik düşmesi mi? Yoksa sevdiklerine, alışkanlıklarına, korkularına teslim olması mı?
Aslında zaaf, insanın en zayıf noktasıdır. Kimi zaman bir duygu, kimi zaman bir istek, kimi zaman da vazgeçemediği bir düşüncedir.
Her insanın bir zaafı vardır.
Kiminin öfkeye, kiminin övgüye, kiminin güce, kiminin de yalnız kalmama isteğine…
Sorun, zaaf sahibi olmak değildir. Çünkü zaafsız insan yoktur. Sorun, insanın kendi zaafını bilmemesi ya da bildiği hâlde onun esiri olmasıdır.
Tarih, zaaflarına yenilen insanların hikâyeleriyle doludur. Büyük imparatorluklar, büyük şirketler, güçlü liderler ve başarılı insanlar… Çoğu zaman dışarıdan gelen bir düşman yüzünden değil, kendi zaafları nedeniyle kaybetmiştir.
Çünkü insanın en büyük rakibi bazen karşısındaki değil, içindekidir.
Bir insanın karakterini güçlü olduğu anlar değil, zaaflarıyla karşılaştığı anlar belirler. Çünkü gerçek irade, hiç düşmemek değil; neye düşebileceğini bilmek ve ona rağmen doğru olanı yapabilmektir.
Belki de olgunluk, kusursuz olmak değildir.
Kendi zaaflarını tanımak, onlarla yüzleşmek ve onların sizi yönetmesine izin vermemektir.
Şimdi gelelim meseleye…
Zaafı olanı aday yapmayın kardeşim.
Bu kadar insan kendini yüzüstü bırakılmış hissediyorsa, bunun sorumluluğu sizin üzerinizde.
Yeni Parti’yi kurmuşsunuz. Hayırlı olsun.
İnsanlara yeni bir umut veriyorsanız, eskilerin yaptığı hataları yapma lüksünüz yok. Makama zaafı olanı makamla, paraya zaafı olanı parayla, güce zaafı olanı yetkiyle sınamayın. Sonra da “Biz nerede yanlış yaptık?” diye sormayın.
İnsan seçerken sadece ne söylediğine bakmayın. Geçmişine bakın. Ticaretine bakın. Dostluklarına bakın. Zor zamanda ne yaptığına bakın. Eline güç geçtiğinde nasıl davrandığına bakın.
Siyaset, insanın karakterini değiştirmiyor. Çoğu zaman zaten içinde olanı ortaya çıkarıyor.
Yeni bir parti kurmak kolay olan tarafı.
Zor olan, o partiyi eski siyasetin insanlarından, alışkanlıklarından ve zaaflarından koruyabilmek.
İnsanlar artık tabelanın değişmesini istemiyor. Siyasetin değişmesini istiyor.
Bundan sonra yanlış insanı aday yaparsanız, yanlış kişiye yetki verirseniz, makamı hak etmeyene makam dağıtırsanız bunun bahanesi olmayacak.
Çünkü artık kimi seçtiğiniz de sizin karakterinizin bir parçası olacak.
Yeni Parti kurulmuş.
Hayırlı olsun.
Ama unutmayın:
Bundan sonraki her hata size yazar.