Yoksullaşmak, suskunlaşmak

 

Geniş ve farklı geleneklerin yan yana getirilerek oluşturulan toplumların (uluslar), yoksullaşarak suskunlaşma süreçlerini yaşaması kaçınılmazdır.

Tıpkı Türkiye ve Kocaeli’nde yaşanan örneklerinde olduğu gibi…

Kentimiz açısından bu yoksullaşmaya işaret eden üç farklı örnekleme yapacağım. İlk örnekleme, AKP Milletvekili Mehmet Ali Okur’un açıklamasına yansıdığı üzere, kent nüfusunun önemli bölümüne 1.5 yıllık süreçte yapılan yardımlar olacak.

2013 yılından 2014 yılı Haziran ayına kadar sosyal yardım ve proje destekleri kapsamında toplam 302 milyon 356 bin 156 TL’lik kaynak aktarılmış.

Kimlere mi ?

Sosyal güvencesi olmayan yoksul ailelere…

Bu yardımlar, o ailelerin çocuklarının okula gönderilmesi ve düzenli sağlık kontrolüne götürülmesinde kullanılmış.

Anne adaylarına da, hamilelik süresince sağlık kontrolüne gitmeleri ve doğumlarını hastanede yapmaları şartıyla Şartlı Eğitim ve Şartlı Sağlık Yardımları yapılmış.

Yoksulluğun boyutunu düşünebiliyor musunuz…

Bu derece yoksullaşan halkın önemli bölümü (ki bu yardımlardan yararlananların neredeyse tamamı) kendilerini yoksullaştıran politikaların sahibi AKP’nin peşine takılmış tam gaz yol alıyor.

Aynı sürede, gelir getirici proje destekleri kapsamında 628 aileye 3 milyon 485 bin 268 TL, ayrıca Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kapsamında desteklenen 5 proje için 387 aileye 2 milyon 790 bin 730 TL kaynak kullandırılıyor. Yoksul oldukları için sosyal güvenlik primini ödeyemeyen 63 bin 210 kişiye de 37 milyon 980 bin 672 TL’lik kaynak aktarımı sağlanıyor.

Yoksullaşmanın getirdiği sıkıntıları öncelikli olarak yaşayanlar, her zaman olduğu gibi işçiler. Bırakın yoksulluk düzeyindeki maaşlarını, o maaşı bile zamanında alamamanın yarattığı ek sıkıntılarla hem kendileri hem de aileleri yaşamsal bir krizin içine düşüyor.

Evet, 400 işçinin bağlı olduğu Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü 17. Şube Şefliği bünyesinde çalışan 40 taşeron işçi, şirketin maaşlarını iki aydır vermemesi yüzünden sıkıntılı.

Yani, yine taşeron sorunu…

Taşeron işveren ve ilgili ana işveren, karayolları işçisine, ‘’siz yoksul kölelersiniz. Biz istersek sorun çözülür’’ anlamında mesaj vermekte sakınca görmüyor.

Her geçen gün yoksullaşanlar ise ne yazık ki suskunluğunu koruyor…

Bir ses yükseldi Kartepe ilçesinden. Pek de alışık olmadığımız türden bu ses, hemen herkes irkilmesine neden oldu.

Geçen hafta sonu bir sel felaketi yaşanmıştı. Öyle böyle değil, devlet karayolu sular altında kalmış ve ulaşım 2-3 saat aksamıştı. Bu felaket de, tümünde olduğu gibi daha çok yoksulların canını acıttı.

Mağdurlara ne sıcak yemek, ne de barınacak sıcak bir mekan gösterme zahmetine katlanılmadı. Bu yüzden de, ‘aç mıyız, tok muyuz bakan yok’ haykırışı daha da fazla anlam kazandı.

Kartepe, yoksullaşarak suskunlaşmanın en çarpıcı örneklerinin yaşandığı ilçelerden biri. AKP kadroları, bölgede girdikleri her seçimden yüksek oy oranıyla çıkmışlardır. Bunun karşılığını da, ilçe halkını daha fazla yoksullaştırarak veriyorlar zaten.

Yoksullaşanlar mı, onlar da daha fazla suskunluğu tercih ediyor. Çünkü, ‘’sesimizi çıkartırsak, verdiklerini de keserler’’ gibi bir mantık hakim.

Sözün bittiği yer…

Bu tabloya bakıldığında, kentteki geniş kapsamlı biatın, AKP hayranlığının ve suskunluğun nedeni daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.