YILDIZLI’DAN ELEŞTİRİLERE YANIT

Cengiz Akgün

Geçtiğimiz günlerde bu köşeden kaleme aldığım CHP Kocaeli’de Patron Kim Kavgası başlıklı yazım partinin yerel dinamiklerinde ciddi bir yankı buldu. Yazının ardından ismi metinde geçen CHP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Harun Özgür Yıldızlı aradı. Siyasette eleştiriye tahammülün azaldığı ve diyalog kapılarının kapandığı bir dönemde Yıldızlı’nın sergilediği tutum hem demokratik olgunluk hem de cevap hakkının kullanımı açısından kıymetliydi.

Harun Özgür Yıldızlı partinin mutfağından yani il başkanlığı koltuğundan gelen bir isim olarak örgütü tanımanın verdiği özgüvenle önemli açıklamalarda bulundu. Gazetecilerin eleştirmesinin doğal olduğunu ve bu eleştirilere bakarak nerede hata yaptıklarını kontrol ettiklerini belirten Yıldızlı siyaset hayatı boyunca hiçbir zaman bireyler üzerinden hesap yapmadığını ifade etti. Delege pazarlıkları veya gruplaşmaların içinde olmadığını vurgulayan Yıldızlı tek amacının partisini ilk seçimde Kocaeli’de birinci parti yapmak ve sosyal demokrat anlayışı iktidara taşımak olduğunu söyledi. İl başkanlarının değişebileceğini ancak seçilen kim olursa olsun herkesin başkanı olduğunu dile getirerek birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Yıldızlı’nın bu birleştirici tonu ve eleştirilere gösterdiği olumlu yaklaşım şüphesiz önemlidir. Ancak madalyonun diğer yüzünde CHP Kocaeli’nin genel tablosunda kronikleşmiş bir duyma ve anlama problemi olduğu gerçeği de gün gibi ortada duruyor. Parti içindeki en büyük engel bireyselliğin kurumsal kimliğin önüne geçmesidir. Maalesef Kocaeli’de siyaset ideolojik derinlik veya tarihsel misyon yerine çoğu zaman kişiye endeksli taşra siyaseti üzerinden yürütülüyor. Bireysellikten ve şahsi beklentilerden arınıp partinin başarısı adına ortak bir çaba içine girilememesi en büyük eksiklik olarak dikkat çekiyor.

CHP’nin Kocaeli’de gerçek bir seçim zaferi kazanması için bu iç çekişmelerin ötesine geçen somut bir stratejiye ihtiyacı var. Kocaeli bir işçi ve sanayi kenti olduğu için partinin sadece belirli yerlerde değil fabrikalara sendikalara ve dar gelirli semtlere daha güçlü nüfuz etmesi şarttır. Seçim kazanmak sadece ideolojik söylemlerle değil kentin trafik hava kirliliği ve deprem hazırlığı gibi kronikleşmiş sorunlarına gerçekçi projeler üretmekle mümkündür.

Parti artık ayakları yere basan bir yapıya kavuşmalı ve bireylerin ya da çevrelerinin bekası adına siyaset yapmaktan vazgeçmelidir. Eğer hedef gerçekten başarıya ulaşmaksa partinin kurumsal kimliği her türlü delege hesabının üstünde tutulmalıdır. Yıldızlı’nın vurguladığı birlik ve bütünlük çabası sadece söylemde kalmamalı tüm kademelerin ortak refleksi haline gelmelidir. Aksi takdirde patronun kim olduğu kavgası sürerken asıl patron olan halkın beklentileri yine karşılıksız kalacaktır.