YENİ TÜRKİYE İLE BÖYLE TANIŞTIK

İsmail Kadı

Geçmiş zamanı bir toplasak, söylenen sözlerden utanacak çok kişi çıkar.

Ne diyorlardı o kibir dolu sözcüler?

O tepeden bakan mağrur kalemler, tarihi 2002 yılına endeksleyen şişmiş egolar.

Güya onlar yeni, biz eskiydik...

Her başlangıcın bir sonu vardı elbet.

Bizler geride kalmıştık.

İleriyi onlar temsil ediyor, bizler ise eski Türkiye’nin kötü alışkanlıkları olmuş çıkmıştık.

Onlar ise her şeyin önünü açıyorlardı!..

Bizler ise engelliyorduk.

Güya onlar 21. Yüzyıl rüyalısıydı, bizler 19. Yüzyılda takılıp kalmıştık.

Onlar okul birincisiydi, biz tembeller mevkiindeydik.

Bu kadar vasıfları bir arada bulunduranlar, yeni ahlakın temsilcisi olmayı çoktan hak etmiştiler bile.

Bütün hülyalar ve rüyalar bir Gezi sabahı yerle bir oldu.

Sırf çevreyi korumak amacıyla bir araya gelen insanlar ne olduklarını anlamadan çadırları başlarına yıkıldı.

İşte yeni Türkiye ile ilk kez o sabah tanıştık.

Sadece insanca yaşam isteyen gencini öldüren, kolunu bacağını kıran, sakat bırakan gerçekle yüzleştik.

Birçok kişi kabullenmek istemedi bu gerçeği...

17 Aralık sabahı o yeni cilalanmış Türkiye’nin görünmeyen bir yüzünü gördük.

Evleri bankalaşan bakan çocukları, ayakkabı kutularından çıkan üç beş milyon dolar paracıklar.

Tabii ki her şey bunlarla sınırlı değildi.

Uzun sessizliğin arkasından konuşan Türkiye’nin gerçekleri birer birer dökülüverdi.

Eski dostluklar gitti, yerini öfke aldı.

Söylenmeyen sözler konuşulmaya başlandı.

Ne çok birikmiş sırlar vardı.

Bir Gezi sabahı ile 17 Aralık sabahı birleşince, ne çok öğrenecek gerçeklerle buluştuk. 

Bakalım bu yolculuğun sonu nereye varır?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.