Yeni Türkiye

BARBAROS TANTAN

12 Eylül Faşist darbe yönetimi, Yeni Türkiye die tanımlanan piyasacılığin kuralsız biçimde uygulandığı, muhafazakarlık ve gericiliğin dayatıldığı reddedenlere de devlet gücünün acımasızca hissettirildiği dönemin başlangıcı için yakıcı bir işaret fişeğiydi.
Çünkü, Yeni Türkiye kurgusunu yapan ve piyasacılık kuramını topluma dayatan 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarının hayata geçirilmesi için darbeden başka seçenek bulamamışlardı.
12 Eylül döneminde 'resmi rakamlara' göre 650 bin kişi gözaltına alınıp, 1 milyon 683 bin kişi fişlenirken, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevlerinde ölmüştür. 171 kişi sorgularda ve cezaevi işkencelerinde can verirken, 50 kişi de idam edilmiştir.
Peki, bu ilk adımın faturası ne olmuştu ?
1 milyon 683 kişinin fişlendiği, 210 bin davanın açılırken, Sıkıyönetim mahkemelerinde 98 bin 404'ü örgüt üyeliğinden olmak üzere 230 bin kişi   yargılanmış, 21 bin 764 kişi örgüt üyeliğinden hüküm giymiş ve 14 bin kişi de vatandaşlıktan çıkartılmıştır.
Toplam 644 cezaevindeki hükümlü-hükümlülardan 14 'ü açlık grevinde yaşamını yitirmiş ve 171 kişi de işkence sonucu yaşamını yitirmiştir.
Yeni Türkiye inşa edilmek istenirken en fazla zulüm gören meslek sahipleri içinde gazetecilerin yeri ayrıdır.
İstanbul gazeteleri toplam 300 gün yayın yapamazken, 31'i tutuklu ve 13'ü hakkında gıyabi tutuklama bulunan gazeteciler hakkında toplam 4 bin yıl hapis cezası iştenmiş ve 3 bin 315 yıl 3 ay ceza kesilmiştir.
3 gazetecinin öldürüldüğü o dönemde,  39 ton gazete, dergi, kitap yakılarak yok edilmiştir. 
 Basın özgürlüğünü kısıtlayan 151 yasa yürürlüğe koyulurken, 927 yayın  yasaklanmıştır.
7 bin kişi hakkında idam cezası iştenmiş, 517'sine  ölüm cezası verilmiştir. Bu ceza 50 kişiye infaz edilmiştir.
İşte, Yeni Türkiye böylesi bir karanlık üzerine inşa edilmiştir.
Ardından Turgut Özal'lı, Süleyman Demirel'li, Tansu Çiller'li, Necmettin Erbakan'lı, Mesut Yılmaz'lı, Bülent Ecevit'li ve Recep Tayyip Erdoğan'lı dönemler.
Bu süreçte ekonomi günden güne çöktü. Siyasetin yaşadığı dezonformasyon sonrası tablo ortada. Toplumsal değer yargıları neredeyse bütünüyle değişti. Suç ve suçlu kavramı ile tiplemeleri de çok değişti. İntiharlar, boşanmalar, işsizlik ve yoksulluk arttı. Gelir dağılımı dengesi onarılamayacak biçimde bozuldu.
Eeee, daha ne olsun ki ?
Yeni Türkiye böyle...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.