Kılıçdaroğlu’nun butlan yönetimine destek verenlerin dilinde son günlerde tek bir ezber var: "YENİ Parti’ye geçenlerin neresi yeni? Burada görev yapanlar orada yine il başkanı, ilçe başkanı, delege seçilecek; değişen hiçbir şey olmayacak."
Dışarıdan bakıldığında, yüzeysel bir değerlendirmeyle evet bu söylenti haklıymış gibi görünebilir. Öyle ya aynı adamlar bu kez YENİ Parti'de köşe başlarını tutmak isteyecektir. Hatta hazırlık dahi yapıyorlar belki de!
Ne var ki YENİ Parti’de eski tas eski tarak dönemi devam edemez, etmeyecektir.
Bu harekete destek verenlerin, yönünü buraya çevirenlerin asıl beklentisi; yeni yüzler ve taze isimlerle yeni nesil bir siyaset üretmektir. Aksi takdirde adres zaten belliydi. Siyaseten bitik durumdaki Kılıçdaroğlu’nun antidemokratik, kişiye bağımlı, seçim yenilgilerini zerre kadar umursamayan CHP’si orada duruyor. Orada kalınır; eskilerle, yıpranmışlarla ve siyaseten tükenmişlerle "particilik" oynanmaya devam edilirdi.
Az olsun, bizim olsun denilerek parti içinde iktidar olunmak önceliklenirdi!
YENİ Parti kuruluş aşamasını tamamlayıp kurultay sürecine geçtiğinde, 'yenileşme' adımlarının atılması kaçınılmazdır. Bu çatı altında artık en çok delegeyi elinde tutanların, milletvekilinin ya da il başkanının emir eri olanların değil; tabanın, yani doğrudan partinin öz üyelerinin söz sahibi olacağı parti içi demokrasi inşa edilmelidir. İşte tam da bu yüzden yenileşme sadece isimlerle sınırlı kalmamalı, tüzüğe kazınacak devrim niteliğinde kurallarla güvenceye alınmalıdır.
Genel başkanlık makamının en fazla üç dönemle sınırlandırılması, koltuğa yapışan ve siyaseti kişisel ikbal sahasına çeviren anlayışa indirilecek en büyük darbedir. Liderlik bir ömür süren bir saltanat değil, süresi belli bir hizmet bayrağı olmalıdır.
Bölgecilik, mezhepçilik, hemşericilik ve adamcılık gibi eski siyasetin tedavisi olamayan tüm hastalıklar bu partinin kapısından içeri sokulmamalıdır.
''Tıpış, tıpış gidip oy verecekler'' diyenlerinde, o söze biat edenlerinde, her seçim yenilgisinde enseyi karartıp fakat yine de yanlışın peşinde koşanlarında YENi Parti'de asla yeri olmamalı.
Özetle; sözün de, yetkinin de, kararın da doğrudan parti üyelerine ait olduğu, genel başkanların bile görev süresiyle sınırlandığı gerçek bir parti içi demokrasi kurulmalıdır. YENİ Parti ancak bu somut adımları atarsa adının hakkını verebilir.