Düşünüyorum
Kuralları gerçekten güvenlik için mi koyuyorlar, yoksa vatandaşın moral dayanıklılığını test etmek için mi?
Trafikte zaten her gün ayrı bir macera yaşıyodız.
Bir de üstüne yeni cezalar, yeni uygulamalar, yeni yükler ekleniyor.
Yetmiyor…
Denizde teknesi olan da rahat bırakılmıyor.
Özel tekneye, yata, marina ücretine, bağlamaya, bakıma, vergiye öyle kalemler geliyor ki; yakında sandal sahibi bile kendini holding patronu sanacak.
Madem tablo bu kadar renkli, ben de ülkemize uygun yeni ceza sistemini açıklıyorum:
Yeni Trafik Ceza Tarifesi (!)
- Sinyal vererek şerit değiştirmek
Fazla medeni davranış cezası → 1.750 TL - Kırmızı ışıkta durmak
Arkadaki sürücüyü sinirlendirme cezası → 2.400 TL - Yayaya yol vermek
Trafik akışını bozma cezası → 2.950 TL - Korna çalmamak
Şehir geleneklerine aykırılık → 1.100 TL - Yağmurda yavaş gitmek
Gereksiz tedbir alma cezası → 2.250 TL - Park çizgilerine düzgün park etmek
Aşırı disiplin cezası → 900 TL - Trafikte kimseyle tartışmamak
Sosyal hayata katkısızlık cezası → 2.100 TL
Denizcilik İçin Yeni Vergi Tarifesi (!)
- 5 metre tekne sahibi olmak
“Gereğinden fazla özgür yaşama isteği” vergisi → 18.000 TL - Yazın iki kez denize açılmak
Lüks tüketim katkı payı → 12.500 TL - Marinaya yanaşmak
Deniz manzarasından faydalanma bedeli → Günlük 7.800 TL - Tekne yıkatmak
Fazla temiz yaşam vergisi → 4.200 TL - Yatta kahve içmek
Premium keyif harcı → 950 TL - Gün batımını tekneden izlemek
Manzara kullanım bedeli → 3.600 TL - Mazot almak
Moral bozma bedeli → Depoya göre değişir
İşin aslı …
Bu ülkede vatandaş araba alsa vergi,
ev alsa vergi,
tekne alsa vergi,
çalışsa vergi,
harcasa vergi.
İnsan bazen “Ben mi yaşıyorum, yoksa kirada mıyım?” diye düşünüyor.
Devlet elbette gelir toplayacak.
Ama vatandaşın nefes aldığı her alana yeni bedel yazılırsa,
bir gün insanlar sadece yaşamaktan yorulur.
Unutmayalım…
Mutlu vatandaş, güçlü devlet yaratır.
Sürekli yüklenen vatandaş ise sadece sabreder. Bir yere kadar.