“SÜMERBANK” RÜYASI

Dilek ALP

Canım ülkemin dört bir köşesinde, farklı mahallelerde okullara gitmiş, bambaşka kültürlerde, renkli yaşam tarzlarının içinde belki de tek ortak noktamız pamuklu yatak takımlarımızdır. Ve o takım kuvvetle muhtemel Sümerbank’tır… Ya da poplin masa örtümüz,  gerçek deriden ayakkabılarımız, tabak takımlarımız, perdelerimiz, kesme su bardaklarımız… Sümerbank’ı bu anlamda bir dönemin toplumun her kesimine hizmet veren dengeleyici öğesi olarak görebiliriz. Aynı zamanda değerli olan bir başka yönü de, yalnızca toplumun farklı katmanlarındaki pek çok eve değil, onu üreten insanların da evine girmiş olmasında. Yani Sümerbank’ı bu ülkede yaşayan farklı kuşaktan pek çok insan için hem kişisel değer, hem de toplumsal bellek noktasına taşıyan bir kültür miras olarak görmeliyiz.

Cumhuriyetin ilanından sonra ülkenin ekonomik kalkınması için çalışmalara başlanmıştı. Osmanlı’dan kalan borçların kapatılması için yeni ekonomik atılımların yapılması kaçınılmazdı. İşte bu hedefler doğrultusunda Atatürk tarafından gerçekleştirilen “Sümerbank” bu çalışmaların büyük projelerinden biridir.

1931 yılında 1. Sanayi Planı yapılarak Sümerbank kurulmasının temeli atılmıştır. Sümerbank’ın temel görevi sanayi planının uygulanması yani sanayi tesislerinin kurulması ve diğer devlet kuruluşlarına da örnek olmasıydı. Bu amaç gerçekleşirken gereksinim duyulacak finans sorununu çözmek için Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuş ise de dönemin getirdiği iktisadi şartların elverişsizliği bankadan istenen verimin alınamaması ile sonuçlanmış ve banka kapatılmıştı. Bankanın işletmeleri Devlet Ofisi’ne devredilmiş ve 11 Temmuz 1933 tarihinde Sümerbank kurulmuştu.

İzmir’de düzenlenen I. İktisat Kongresi’nde milli sanayileşme ve kalkınmada tarıma dayalı sektörlerin desteklenmesi ve üreticilerin rekabete uyumlu duruma getirilmeleri kararı alınmıştı. Bunun için ilk elden üretimde modern alet ve makinelerin kullanılması yoluyla fabrikalaşmaya geçilmesi ve sonuçta şirketleşmeye gidilerek yerli girişimci sınıfının meydana getirilmesi planlanmıştı.

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın ana hedef ve stratejisi, ülkenin yerüstü kaynaklarını değerlendirerek ithalata konu olan özellikle şeker, dokuma ve kâğıt başta olmak üzere temel gereksinim maddelerinin yurtiçinde üretilmesi, yerel veya bölgesel, tarımsal üretime ve doğal kaynaklara dayalı sınai üretim birimleri kurmaktı.

Adını Atatürk’ün verdiği Sümerbank’ın ilgileneceği işler;

Ana hammaddesi memlekette yetişen ve henüz üretim miktarı tüketimi karşılayamayan sanayi,

Ham ihracat mallarını imalat veya kısmen imalat haline koyarak kıymetlendiren ve sürümünü kolaylaştıran sanayi,

İmalatı ülkede yapılan ve büyük miktarda tüketimi olan ve hammaddelerinin ithal edildiği ancak fabrikaları yapılır ise ülke içinde de hammadde üretiminin yapılabilmesi mümkün olan sanayi,

Hammaddesi ithal olunan yurt içinde de üretilme imkânı bulunmayan fakat imalat aşamalarının memlekette yapılmasının faydalı olacağı planlanan sanayi kollarıdır.

Sümerbank’ın kuruluş amaçlarında bu yatırım faaliyetleri yanında işletilen fabrikalarda gerekli olan istihdamı kurmak için işçi, usta, uzman ve mühendis yetiştirmek üzere okular açmak, bu istihdam için üniversitelerde öğrenci okutmak, yurtdışına eğitim ve staj için öğrenci göndermek de önemli bir husus olarak ele alınmıştır.

Sümerbank’ı tarihi kılan ilk görev 1. Planda yer alan projelerin gerçekleştirme görevinin de Sümerbank’a verilmiş olmasıydı. Planda yer alan projeler, dokuma, maden, selüloz, seramik ve kimya sanayileri olmak üzere beş sektörde toplanmıştı. Dokuma, maden, selüloz ve kimya sanayine ilişkin yatırımlar Sümerbank tarafından bizzat gerçekleştirilirken, sömikok, Şişecam ve kükürt sanayine ilişkin yatırımlar İş Bankası tarafından yürütülüyordu. Bu tesisler sadece üretmekle, milli ekonomiyi kalkındırmakla kalmamakta, yöreyi de baştanbaşa değiştirmekte, yeni bir kimlik kazandırmaktaydı.

Atatürk’ün açılışına katıldığı ve kuruluş itibariyle diğerlerinden ayrılan fabrika ise Nazilli Basma Fabrikası’dır. Basma makineleri hariç hemen hemen tümüyle Sovyet kredisiyle ve makineleriyle donatılan ve 25 Ağustos 1935’te temeli atılan fabrika 9 Ekim 1937 tarihinde üretime geçmiştir. Nazilli Basma Fabrikası, Atatürk’ün tasarladığı etrafını da değiştiren, modernleştiren fabrika modelinin ilkidir. Bu fabrika üretimin yanı sıra araştırma geliştirme faaliyetlerinin yapıldığı laboratuvar, istihdam politikası bağlamında bir okul, spor ve sanata desteğiyle bir kültür kompleksi de olan yaşam alanıdır. Dolayısıyla fabrika kurulduğu ilçeyi kısa süre içerisinde kalkındıran, değiştiren ve yeni yatırım alanlarına vesile olan bir yapıya dönüşmüştür. 1937 yılında Çocuk Kütüphanesi ve 700 kişilik tiyatro salonuna sahip olan fabrika yine aynı yıl Sümer Spor ile bölgede gençler için spor yapma imkânları da sağlamıştır.

28 Kasım 1935’te temeli atılan ve 2 Şubat 1938 tarihinde üretime geçen Bursa Merinos Fabrikası da İngiliz tarzı üretim sistemine sahip bir fabrika olarak kurulmuştur. Yine 1937 yılında temeli atılan ve 1940 yılında üretime geçen diğer fabrika da Malatya Bez Fabrikası’dır.  Bu fabrika yerli sermayenin katkılarıyla yani İş Bankası, Ziraat Bankası ve Sümerbank ortaklığıyla kurulan fabrikadır. Sümerbank yukarıda bahsedilen fabrikalar dışında da birçok kuruluşa kaynaklık etmiş ve işletmesini üstlenmiştir. 1934 yılında üretilen mamullerin satışını da yapabilmek ve piyasayı düzenlemek amacıyla Sümerbank mağazaları kurulmuştur. Sümerbank yerli ve milli kuruluşların gelişmesinde öncü olduğu gibi bu fabrikaların bulunduğu bölgelerde toplumsal hayata da etki etmiş, yarattığı istihdam ile fabrikalarda çalışan işçi, usta, uzman ve mühendislerin yaşam şartlarına dair okul, kreş, tiyatro, spor kulüplerinin açılması Atatürk’ün kurmayı düşündüğü modern vatandaş tipinin inşasında da etkili olmuştur. Kurulduğu dönemden bu yana halkı ucuza ve kaliteli şekilde giydiren Sümerbank, mağazalarında her gelir grubuna vadeli kumaşlar temin etmiş, Türk ailelerinin giydiği giysilerden, perdesine ve halısına kadar hayatının içinde olmuştur. Kurulduğu yerlerden işçileri seçmiş olması bölgede istihdam yaratması bağlamında etkili olmuştur.

Sümerbank bünyesinde kurulan uçak ve traktör üretim fabrikaları, 1950 sonrasında ABD ile olan ilişkiler ve anlaşmalar bağlamında üretimini azaltmış veya kapanmıştır. Sümerbank, kuruluşundan itibaren dokuma sektöründe 30, Deri ve kundura sektöründe 4, Çimento, Kimya, Demir Çelik, Ticaret ve kâğıt sektörlerinin de dâhil olmasıyla 56 işletmeye finanstan işletmeye kadar çeşitli alanlarda kaynaklık yapmıştır. Bankacılık sektöründe de 49 şubesiyle sanayi alanında milli ve yerli girişimci sınıfın güçlenmesinde etkili olmuştur.

Sümerbank, kuruluşundan 2001 yılına kadar; başta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün eğitim elbisesi, iç çamaşırı, postal, çadır, paraşüt, çarşaf, battaniye, havlu vb tüm ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, Azerbaycan, Ürdün, Arnavutluk, Bosna Hersek vb ülkelerin ordu ve polis teşkilatlarının ihtiyaçlarını da karşılamıştır. 

Ancak 1980’li yıllarda Türkiye’nin batıdan etkilenerek özelleştirme merakına girmesi, ülkeyi üretme çizgisinden uzaklaştırmış ve özelleştirme fikrinin ülkeye girmesine, üretmekten ziyade tüketme eğilimi olan bir topluma dönmememize neden olmuştur. 11 Eylül 1987 tarih, 12184 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Sümerbank’ın özelleştirilmesine karar verilmiştir.

Özelleştirme sürecinde şirket yeniden yapılandırılarak, Sümer Holding A.Ş. adını almıştır. 1988'de Sümerbank Holding kurulmuştur. Sümerbank 21 Aralık 1999'da TMSF'ye devredilmiş, ardından 9 Ağustos 2001 tarihinde Oyak Grubu’na satılmıştır. Sümerbank’ın özelleştirilmesi Türkiye için hem maddi hem de manevi anlamda büyük bir kayıptır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren milli kimliğimizi oluşturan bu eserler, ilk etapta özelleştirilmiş, daha sonra da birçoğu yabancı firmalara satılmıştır. Bunu takip eden yıllar, ekonomik gelişmelerin tetiklemeye devam ettiği sosyokültürel yaşamın daha da hızla dönüşmesi anlamına gelirken, Sümerbank için 2001 yılı hikâyenin sonu oluyor.

Bu konuda günümüzde beni sevindiren tek çalışma, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü’nün yürüttüğü “Dijital Tekstil Desen Arşivi” projesi oldu. Proje kapsamında Sümerbank’tan geriye kalan desen arşivinin bir bölümü dijital ortama aktarıldı. İzmir Halkapınar Basma Sanayii’nden alınan kumaş albümlerinden oluşturulan arşiv, 1956–2001 yılları arasında üretilen Sümerbank desenlerini kapsıyor. Temelde, “özgün desenlere sahip, dayanıklı, ucuz ve kaliteli, zarif kumaşlar üretmeyi ve yeni bir yaşam biçiminin ve kültürünün oluşumuna katkı sağlamayı hedefleyen” Sümerbank’ın yarattığı desenlerden bir sosyokültürel eğilim ve günlük yaşam okuması yapmak mümkün.

Dünyanın birçok yerinde birbirinden farklı üretim hikâyeleri tarihe geçti. Ve bu hikâyelerin kimisi bir efsaneye dönüşüp günümüze kadar gelirken, bazılarının sonu hüzünlü oldu. “Canım ülkemin unutulmaz hikâyeleri çok fazla ve sonu iyi bitmeyen hüzünlü hikâyelerden birisi de Sümerbank oldu” demek beni kahrediyor. Hala usanmadan “NEDEN?” diye sorup cevabı bilmeme rağmen ısrarla kendimce çözüm arıyorum…

Kaynak Kitaplar:
I. İktisat Kongresi Notları
Atatürk Kütüphanesi
Sümerbank Tarihçesi