Şu 10 madde

 

 

Hükümetin Kürt sorunu ve terör meselesi üzerinden yol alıp ‘barış’ diye tanımladığı süreçte çözüm ararken, Kürt hareketinin doğal lideri Abdullah Öcalan’ın önerdiği 10 maddelik çözüm paketi, iyice değerlendirilmelidir.

Başlangıcından itibaren sınıf mücadelesi verdiğini gizlemeyen, ülkeyi dinci gericiliğin pençesi içine alıp faşizmin kalıcı yasalarını oluşturmaya çalışan AKP ile yürütülen ‘çözüm süreci’ müzakerelerinde gelinen noktada, bu 10 maddenin çıkış olacağı ya da gerçekten çözümü tarif eden bir sonuç yaratacağı tartışılabilir.

Tartışılmayan tek şeyin, Kürt hareketinin önderliğince kaleme alınmış bu maddelerin olmazsa olmazlığı.

Hükümet, bu maddeleri azaltmak ya da bunu sağlayamazsa öngörüleri kapsamında esnetmek için çeşitli adımlar atıyor. HDP ile hükümetin aralıklı sertleşmelerinin nedeni de bu.

Peki, çözüm sürecinin kritik eşiği sayılan bu 10 madde neleri içeriyor ?

Biraz buna bakıp değerlendirmelerimi paylaşayım…

Demokratik siyaset tanımı ve içeriği

Kimin tanımlayacağı ve nasıl bir belirlemenin ortaya çıkacağı net değil. Muhtemelen taraflardan birinin dayatması üzerine metne girecek, dolayısıyla da mutabakat sağlanmış olmayacak. Yani, adına ‘’BARIŞ’ın kritik eşiği’’ denilemeyecek bir bağıtlama olacak.

Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması

Bu madde, ülke bütününde bir talebe denk düşüyor aslında. Ama, ‘’olmazsa yerel özerklikle de yetinilebileceği’’ mesajını içeriyor.

Özgür vatandaşlığın, yasal ve demokratik güvenceleri

Sınıflar mücadelesinin henüz sona ermediği, aksine giderek keskinleştiği bir dönemde, sömürü mekanizmasını bir yüzyıl daha yıkılmaz hale getirmek için varını yoğunu ortaya koyan sermaye ve onun siyasal temsilcilerinin böylesi yasal güvenceleri masa başında vermesini beklemek, bana göre olanaksızdır.

Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar

Ne demekse ? Biraz daha açıkça ifade edilmesinde yarar olduğunu düşünüyorum. Sermaye sınıfının da bir demokratik siyaset algısından hareket ettiği düşünülürse, bu maddenin altı mutlaka emekçileri de kapsayacak biçimde doldurulmalıdır. Gerisi, tamamen bir algı operasyonuna hizmet eder.

Çözüm sürecinin sosyo ekonomik boyutları

Bu madde, elbette ki ülke toprakları üzerindeki yaşamın ve yaratılan ekonomik değerlerin adil paylaşımına işaret ediyor. Ama, talebin içeriği, olanakların en azından yüzde 50’sinin bir sınıfın elinden alınıp diğer sınıfın emrine verilmesi, böylesi metinlerin söz ya da imzayla karar altına alınmasıyla gerçekleşemez.

Çözüm sürecinde demokrasi güvenlik ilişkisinin, kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması

Demokrasi=Güvenlik denklemi, bizim gibi ülkelerde pek yaşam bulamayacak bir düzenlemedir. Çünkü, demokrasi diye tanımlanan yeni dünya düzenindeki sömürü çarkını durdurmak, demokrasiyle (özellikle de burjuva demokrasisiyle) mümkün değildir.

Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri

Bu başlık, sermayenin de, toplumun gazını almak adına artık kabul etmeye başladığı hatta gerçekleştirilmesiyle birlikte sorunun önemli oranda çözümünün sağlanacağı algısını yaratmaya çalıştığı bir anlayışa işaret ediyor. Bu başlıktaki üç sorunun çözümü savaşsız ve sömürüsüz bir yaşamın içinde söz konusu olabilir.

Kimlik kavramı, tanımı ve tanımlanmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi

Bu madde, alt kimliklerin ayrıştırılması, sonrasında da farklı kimliklerin yan yana yaşamasını sağlayacak demokratik kültürün geliştirilmesine bağlıdır. Halen Osmanlı kültürünün bertaraf edilemediği, hatta yeniden özendirildiği bir toplamda, çözüm sürecinin bir yüzyıl devam etmesi zorunluluğuna işaret etmektedir.

Demokratik cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması

Bu maddede, içinde eşitlik olan, mekanizmaların ortak kullanımı ve yaratılan değerlerin eşit paylaşımına denk düşen bir Türkiye sözleşmesi aklıma geliyor. Öyle olunca da, ‘’gelin yola çıkmış, ya kısmet demiş’’ özdeyişiyle ne kadar uyumlu olduğunu anımsatıyor.

Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa

Elbette ki tüm bu düzenlemeler yeni bir anayasayı gerektirir. Böyle bir düzenlemeye TOPLUMCU ANAYASA başlığı altında bakarsak, sürecin diğer tarafı olan AKP’den böyle bir Türkiye Sözleşmesi’ne evet demesini beklemek olanaksızdır. Bu da göstermektedir ki, taraflar, sürecin bu aşamasında da vuruşa vuruşa mevzi kazanmanın yollarını arayacaktır.

ÇÖZÜM SÜRECİ ve BARIŞ mı ?

Bence, başka bahara…