Siyasetçilere

Ahmet Rıdvan

“Dünya düzeni değişiyor” diyorlar.
Ağırlık merkezleri kayıyormuş. Yeni güç dengeleri kuruluyormuş.

Peki size bir soru sorayım:

Dünya bile değişirken siz neden değişmiyorsunuz?

Yıllardır aynı sahneyi izliyoruz.
Kin, nefret, komplo, hakaret…

Siyaset dediğiniz şey bir yönetme sanatı olmalıydı.
Ama siz onu bir kavgaya çevirdiniz.

Bazen izlerken insanın aklına şu geliyor:
Bu bir siyasi rekabet mi, yoksa bir iç savaş mı?

Biz sade vatandaşlarız.
Yıllardır sizin kavgalarınızı, bağırışlarınızı, birbirinize attığınız suçlamaları izliyoruz.

45 yaş üzerini artık bir kenara bıraktım.
Ama 7 ile 45 yaş arasındaki milyonlarca gencin umudunu tüketmeye hakkınız yok.

Geçen gün bir siyasetçiyi izledim.
Sanırsınız muhalefete değil, kan düşmanına konuşuyor.

Gözlerinden kin akıyor.

Oysa bu ülke sizin değil.

Bu ülke 86 milyon insanın.

Devletin kaynakları kimsenin babasının malı değil.
Siyaset bir miras değil, emanet.

Ve emaneti alan herkes şunu bilmeli:

Nasıl seçildiyseniz, aynı şekilde seçilmeyebilirsiniz.

Bu iş biraz Yin ve Yang gibi, siyahla beyaz gibi.
Seçilmenin zıttı seçilmemektir. Tamamen denge.

Bugün siz seçilirsiniz, yarın başkası.

Topluma Saygı

Seçilmiş insanlara komplo kurarsanız, onları değersizleştirirseniz aslında halka saygısızlık yapmış olursunuz.
Çünkü o insanları oraya getiren şey halkın iradesidir.

Belki bazıları bunu unutuyor.
Ama bu ülkede demokrasi toplumun hafızasına kazınmıştır.

Ve siyasetin yolu bazen iktidara değil, seçim barajına da çıkabilir.

Muhalefete de bir çift sözüm var;

Muhalefet dediğiniz şey her şeye karşı çıkmakmıdır?
Muhalefet, doğruya doğru diyebilme cesaretidir.

İyiye iyi, kötüye kötü diyemeyen bir muhalefet denge kuramaz.

Denge kurulmazsa siyaset refleksle çalışmaya başlar.
Etkiye tepki doğar.

Bir süre önce şöyle yazmıştım:
“Çevrendeki herkesi yönetmek senin sorumluluğundadır.”

Belki de muhalefetin en önemli görevi bu,
İktidarı dengelemek ve doğruya zorlamak.

Unutmayın:
Görevi ne olursa olsun hiçbir insan tamamen yönetilemez değildir.

Her insanın bir dili, bir anahtarı, bir şifresi vardır.
Siyasette bu şifreleri çözme sanatı.

Biz halk olarak artık bu kavgadan yorulduk.

Gerçekten yorulduk.

Artık başka şeyler konuşun.

Bilimi konuşun.
Üretimi konuşun.
Gençlerin geleceğini konuşun.
Dünyadaki büyük dönüşümü konuşun.

Ama hâlâ aynı yerde sayıyoruz:

Hakaret.
Komplo.
Aşağılama.

Oysa Anadolu’nun eski bir sözü var

Bir tatlı söz, bir tatlı hareket yılanı deliğinden çıkarır.

Eğer kişisel çıkarlarınız ülkenin çıkarlarının önüne geçmiyorsa artık şunu öğrenin

Kazanmayı da…
Kaybetmeyi de…

Siyasetin özü bu.

Ve unutmayın:

Tarih bazen çok sessiz yazar.
Ve tarihin hangi tarafında olacağınızı tercihleriniz belirleyecek.

Sevgiler.

Ahmetridvanata@hotmail.com