Senin babanın patronu bir melekti yavrum!

Aktan Uslu

Malumunuz Didim günlerimde, tatilde veya kendimden sebep “tatilde”; dönüşte yazı dizisine dönüşecek çalışmalarımı bence fazla abartmadan sürdürüyorum.

Yorumlarım günlük rutinde sürüyor. Henüz aksatmadım.

Gebze gündemini takip edebildiğim kadarıyla, uzaktan takip ediyorum. BMİS Gebze 2 No’lu Gebze Şube Başkanı Necmettin Aydın’ın gazetemizde yer alan Farplas’a dair açıklamalarını ve Hanifi Surun’un konuya dair yorumunu okudum.

**

Bizim mesleğin en önemli kazanımlarından birinin hatta en önemlisinin yeni insanlar tanımak olduğu kanaatindeyim.

Didim veya ülkemizin bir başka benzer konumdaki ilinde, ilçesinde bulunmak, bulunduğunuz yerde ülkenin hatta şayet ki yabancı dil bilginiz varsa dünyanın tüm coğrafyasından insanlar tanımayı beraberinden getiriyor.

Dün akşam (11 Ağustos) Bursa, Orhangazi’den bir aile ile tanıştık. Ben gayet doğal bir şekilde Cargill’i sordum:

“İznik Gölü’nü kurutmaya devam ediyor. Okul, sağlık ocağı yaptılar. Olan bitene herkes göz yumuyor. Gölün suyu çekilmeye devam ediyor…”

Malumunuz veya şimdi bilginiz olacak. Söz konusu işyerinde Tek Gıda-İş Sendikası örgütlenmesi sonrası da Anayasa, yasa adına ne varsa çiğnenerek işçiler atılmış..

Direniş esnasında Bursa’dan İstanbul’a yürüyüşte yer almış ve Gebze’den de geçmiş..

1280 günlük mücadele sonrası sendika yetkiyi almıştı.

**

BMİS Gebze 1 No’lu Şube’nin örgütlü olduğu, uzun süre direndiği Systemair’in günümüzdeki işverenleri Ayça – Ayşegül Eroğlu kardeşler ekomagazin programlarının da afili konukları olarak sıklıkla medyada boy göstermiş, “Kaliteli havanın kadın mimarları” gibi tanımlamalara da maruz kalmışlardı.

Haziran ayında bir laboratuvarlarına dair basın toplantısı vardı. Direniş sona erince uzun süredir gitmemiştim. HSK yazısı silinmiş ve sadece Systemair olarak adlandırılıyordu. Yanılmıyorsam artık yüzde 100 veya yüzde 90 oranda yabancı sermaye firması. Firma İsveç firması. Soran eden olursa Avrupa’nın demokrasi beşiği ülkelerinden İsveç firması.

Tanıtım toplantısına biz de davet edildik. Hatta şaşırdım. Direnişi en çok gündeme –aslında neredeyse tek- Gebze gazetesi olarak akredite yöntemi uygulasalardı diyecek hiçbir şey yoktu.

Ben akrediteyi siyasi arenada, iktidar partileri, belediyeler uyguladığında yanlış buluyor, tepki gösteriyorum. Haricinde, her kişinin kurumun öyle bir hakkı var.

Toplantının düzenlendiği gün elbette ki fabrika önünde direniş yok. Olsa, zaten o süreçte düzenlemez, erteler veya yazılı bilgilendirme ile yetinirlerdi diye düşünüyorum.

O gün Systemair’e giderken de, toplantı esnasında da hep sendika mevzuuna dair soru yöneltip yöneltmeme kafamı kemirdi durdu. Bunun iki gerekçesi var.

Önemsiz ve çiğnenebilir gerekçe; “Keyif kaçırma...”

Toplantı esnasında bir ara içten içe çok sinirlenip sorma kıvamına geldim.

Ya Ayça Eroğlu, ya Ayşegül Eroğlu üretimin yanı sıra İsveçli Systemair firmasının o laboratuvar için dünyada diğer fabrikalar dururken fabrikalarını tercih etmelerinin milliyetçi duygularını falan kabarttığını söyledi.

Çakma milliyetçilik örneği..

Sendikal örgütlenme sonrası Anayasa ve yasa çiğneyen mi milliyetçi..

Anayasa yahu yasa, “Milliyetçiyim” diyen koruyup kollamayacak, gereğini yerine getirmeyecek de kim getirecek?

Sendikal konuyu sormaktan yine çaydım. Şöyle ki..

Madem soruyorum, her ne yanıt veriyorlarsa yazmak zorundayım. Bu mesleki bir ilkedir.

Üstelik, laboratuvar açılışı haberinden ayrıştırarak, tamamen farklı bir haber olarak açıklamayı haberleştirmeliyim. Bu mesleki bir gerekliliktir.

Sormadım çünkü her ne söyleyeceklerse, gerekirse bu kelimeden ötürü savcılıkta ifadeyi bile göze alıyorum ama hangi yalanı söyleyeceklerse, o yalana aracı olmak istemedim.

**

Farplas, malum…

Farplas’ın sahibi veya çok üst düzey yöneticisi Ahu Büyükkuşoğlu Serter, Avrupa’nın en iyi iş meleği!

Yeşilçam’ın efsanevi repliklerinden, “Senin annen bir melekti yavrum”a atıfla,

“Senin babanın patronu bir melekti yavrum”u, fabrikalarında sendika örgütlendikten sonra türettirdi.

İddiam odur ki bir gün gelecek..

Sendikal örgütlenme sonrası işçisinin Anayasal ve yasal haklarını çiğneyen, açlıkla terbiye etmeye çalışan kadını erkeğiyle patronlar, işçilerinden önce ölürse, cenaze namazlarında imam kritik soruyu sorduğunda, “Hakkımız haram olsun” diyen gruplara denk geleceğiz.

Sözün özüne gelince..

Orhangazi’de İznik Gölü’nü kurutup işçisine olmadık eziyet çektiren Cargill’in ilçede yaptığı okuldur, sağlık ocağıdır her tür “hayır” yatırımı her tür hak hukuksuzluğuna göz yumulurken, karşılığındaki kamusal rüşvetidir. O yatırımlarda da bir verip, beş almaktadır.

Farplas ve Systemair de örnektir ki sermayenin dini imanı olmadığı gibi kadını erkeği de yok.

Hatta Farplas örneğinde olduğu gibi, anne dahi olsalar vahşi kapitalist, vahşi kapitalisttir.

Ondan sebeptir ki

Ahu Büyükkuşoğlu Serter’e de, her bir kişiye de Allah uzun ömürler versin ancak malum, ölümden kaçış yok. Melek hatta Avrupa patentli melek.

“Senin annen bir melekti yavrum” bir Yeşilçam klasiği ve efsanevi repliği idi. Filmin sahnesi üzerinden de kurguluyorum.

Ahu Büyükkuşoğlu Serter’in vefatı sonrası dünyaya gelen Farplas’ın işçilerinden birinin çocuğu babasına, Serter şahsında patronunu soruyormuş. “Senin babanın patronu bir melekti yavrum…” diye yanıt veriyormuş.

O filmin o repliği ne kadar kurgu ve kadar gerçek ve doğruysa, benim kurguladığım da o kadar gerçek ve doğrudur.

Vahşi kapitalizmde sermayenin dindar geçinen dincisi de (Ülker, Tayaş…) milliyetçi geçineni de (Systemair) melek geçineni de (Farplas) yalan diyorum.

Başka da bi’şi demiyorum..