SELAMÜN ALEYKÜM

Kenan Seyrek

Türkiye’de bazı kesimlerin çekindiği, söyleyen kişiye dindarlığını ele veren biriymiş gibi bakılmasına sebep olan bir söz: “Selamün aleyküm.”

Bazen bunu söyleyene yobaz, gerici, çağ dışı biriymiş gibi bakanlara rastlarsınız. Öyle tesirli bir sözdür ki kimi zaman gizlenmiş din karşıtlığını bile aşikâr hâle getirir.

Oysa bu selamın taşıdığı mana ne gericidir ne de çağ dışıdır.

Benzer selam ifadeleri İslam’dan önce de vardı. Yahudilik geleneğinde benzeri kullanıldı. Kur’an’da Hz. İbrahim kıssasında da “selam” ifadesini görürüz. İslam ile birlikte ise “Selamün aleyküm”, Müslümanların birbirleriyle selamlaşmasının en güzel ifadelerinden biri hâline geldi.

Manası da ne kadar güzel:

“Selam, barış ve esenlik üzerinize olsun.”

Bir bakıma karşındakine, “Benden sana zarar gelmez, benden yana emniyettesin.” demektir.

Gelin şimdi “gerici ve çağ dışı” diye yaftalanmak istenen İslam’a ve daha farklı gözle bakılabilen diğer semavi dinlerin tarihine şöyle bir bakalım.

Yahudiliğin tarihî kökleri MÖ ikinci binyıla kadar uzanır. Hristiyanlık miladi takvimin başlangıç döneminde ortaya çıkar. İslamiyet ise MS 7. yüzyılda Hz. Muhammed’e gelen vahiy ile tarih sahnesinde yerini alır.

Tarihî süreç ortada. Fakat mesele bazen tarih değil, insanın kafasındaki yaftadır.

Bir gün Mardin’deydim.

Mardin, farklı inançların, kültürlerin ve insanların yüzyıllardır birbirine dokunduğu kadim şehirlerimizden biri...

Bir dostumuzun iş yerinde oturuyorduk. İçeriye birisi girdi:

“Selamün aleyküm.” dedi.

Selamını aldık. Tanıştık, biraz sohbet ettik. Adam gittikten sonra dostum bana:

“Bu kişinin kim olduğunu biliyor musun?” diye sordu.

Konuşmasından, tavrından dolayı imam veya âlim olduğunu düşündüm.

“Kim?” dedim.

“Süryanilerin önde gelenlerinden.” dedi.

Şaşırdım.

Daha sonra kendisine ait kuyumcu dükkanına upğradım ve kendisine, “Sen de bizim gibi ‘Selamün aleyküm’ diyorsun.” dediğimde verdiği cevap benim için selamın kendisi kadar güzeldi:

“Bu selamın anlamı güzel. Herkes anlıyor. Bizce de karşıdaki insana ‘Benden sana zarar gelmez.’ demektir. O yüzden bu selamı veririm ve severim.”

O an o Süryani dostumuza baktım...

Sonra bu ülkede, bir kurumda veya sosyal hayatın herhangi bir yerinde “Selamün aleyküm” dediğimde, sanki kötü bir söz söylemişim gibi yüzüme garip garip bakanları düşündüm.

“Aranızda selamı yayınız.” diyen Peygamberimin sözündeki güzelliği, başka bir inanca mensup olmasına rağmen anlayıp hayatına taşıyan o adama muhabbetle baktım.

Biraz da haya ettim.

Demek ki bazen bir sözün hangi dine, hangi kültüre veya hangi insana ait olduğuna takılmaktan, o sözün taşıdığı güzelliği göremiyoruz.

İşte bu yüzden Gebze Haber Gazetesindeki ilk yazıma “Selamün aleyküm” diyerek başlamak istedim.

Aramızda bir ünsiyet oluşsun.

Bir yakınlık başlasın.

Muhabbet bizimle olsun; kötülük ve beraberinde ne varsa bizden uzak dursun.

Gebze Haber’de yazıyor olmak ve sizlerle bu vesileyle buluşmak elbette güzel. Ama bunu asıl anlamlı kılacak olan okunmak, anlaşılmak ve mümkünse bir insanın yüreğine güzellik adına dokunabilmektir.

Bu nedenle;

Her bir haneye,
okuluna giden öğrenciye,
ekmeğinin peşinde koşan çalışana,
evinin yükünü omuzlayan ev hanımına,
emekliliğinin tadını çıkarana,
hastanede şifa bekleyene,
demir parmaklıklar ardındaki kader mahkûmuna,
sokaktan geçerken gözü bu satırlara takılana...

Velhasıl, yolu bir şekilde bu yazıyla kesişen herkese ilk sözüm olsun:

SELAMÜN ALEYKÜM...

Selam, barış ve esenlik üzerinize olsun.