Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, günlük alınan enerjinin doymuş yağlardan gelen oranının yüzde 10'u, trans yağlardan gelen oranının ise yüzde 1'i aşmaması öneriliyor. Yağ türlerinin öne çıkan özellikleri ve kullanım alanları ise şöyle şekilleniyor:
Ayçiçek, Mısır ve Soya Yağları: Ağırlıklı olarak omega-6 yağ asidi içeriyor. Soya yağı, içeriğindeki omega-3 ile diğer ikisinden ayrılıyor.
Zeytinyağı ve Kanola Yağları: Oleik asit bakımından zengin yapılarıyla biliniyor. Zeytinyağı doğal antioksidan içeriğiyle Akdeniz tipi beslenmenin temelini oluştururken, kanola yağı omega-3 ve omega-6'yı bir arada barındırıyor. Zeytinyağında taklit ve tağşiş riskine karşı ambalajlı ve izlenebilir ürünlerin seçilmesi önem taşıyor.
Palm Yağı: Oda sıcaklığında yarı katı halde bulunması nedeniyle gıda sanayisinde trans yağ oluşturmadan kıvam ve raf ömrü sağlamak amacıyla kullanılıyor. Doç. Dr. Türkcan, palm yağının yalnızca doymuş yağ oranı üzerinden olumsuz değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ediyor.
Hindistancevizi Yağı ve Tereyağı: Bitkisel kaynaklı olmasına rağmen hindistancevizi yağı yüksek doymuş yağ içeriyor. Hayvansal kaynaklı tereyağı ile birlikte her iki yağın da tüketim miktarı ve porsiyon kontrolünün hassasiyetle yapılması gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar, tek bir yağ türünün tüm beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, mutfakta farklı yağların dengeli ve çeşitli biçimde kullanılmasının en sağlıklı yaklaşım olduğunu altını çizerek hatırlatıyor.