SAĞ-LİBERAL POLİTİKALARIN SONUCU

 

     “Çatı aday” adı verilen ve CHP-MHP liderlerince saptanan ismin üzerinde, Kılıçdaroğlu’nun  övgüleri sürmektedir. Bu övgülerin; “Cumhuriyet ve devrime şu kadar yararı olmuş, ulusa ve ülkeyle  ilgili şöyle zorlu işlerde sorumluluk almış” noktasında olması beklenirken, beyanatın nezaket sözcükleriyle genişletilmiş olması dikkat çekicidir. Çünkü adayın özgeçmişinde böyle kayıtlar yoktur. Çatı adayı, nasıl bir uzlaşmanın adayıdır, bilememekteyiz. Ama son zamanlara kadar iki AKP’li kişiyle yani Gül-Erdoğan cenahıyla esaslı işbirliğinde olduğunu bilmekteyiz.

    Yeni Sağ-liberal politikaların geliştirildiği CHP, bizim tanıyamadığımız bir duruma gelmiştir. Geçmişte CHP’nin Altıok’u yani; Cumhuriyetçi, halkçı, devletçi, devrimci, laik ve ulusalcı çizgisiyle hiç işi olmamış kişiler transfer edilerek Belediye ve parlamento ya seçtirilmiştir. Devşirilenleri çoğu sonradan da esas karakterlerine dönüş yapmamışlar mıdır?

   CHP programına giren; özelleştirme, piyasa ekonomisi, NATO ile işbirliği daima özden gerileyişler değil midir? Halbuki bir parça yakın tarih bilgisi olanlar bilir ki, 1950 yılında muhalefete düşen CHP’nin 1957 yılında ve 1977’de %42 oy kazancı olmuştur.1957’de İnönü, “İlk Hedefler Beyannamesi” başlığında topladığı sosyal ve ekonomik siyasetlerle yükselirken 1977’de “Toprak işleyenin, su kullananın” sloganıyla Ecevit de önemli bir oy yükselişi sağlamıştır. Ecevit’in sonraki yıllardaki ödüncü politikalarla, 2002 seçiminde kendisini Meclis dışında bırakarak, partisini de % 2 noktasına indirmesi de hatırlanmalıdır.

      “Çatı” adayı denilen kişinin Cumhuriyet ve devrime gönül vermiş insanları asla tatmin etmeyeceği ortadadır. Kılıçdaroğlu “Saygıdeğer” kişi olarak nitelediği kişinin, Genel Başkanı olduğu partinin tarihsel genetiğine hiç uymadığını niçin düşünmemiş, konuyu yetkili kurullarında neden tartışmaya açtırmamıştır?

      Bu tutumun zararlarını hep birlikte göreceğiz. Çatı, tutmamıştır.