RUHİ MÜCERRET’İN ROMANI

 “Aptallar kötüleri zeki zanneder”

 “Takım ruhu kisvesinde sürü psikolojisini körüklüyordum.”

“Yeğenimi yaşatmak için şerefimi piyasaya sürmüştüm. Anlıyordum ki, iyi niyet ile masumiyetin alakası yok.”

“ Vicdan ile bilincin birbirinden kopmayacağını anlayınca dananın kuyruğu kopuyordu.”

Bunlar, Ruhi Mücerret adlı romanın rastgele bir sayfasından aldığım cümleler. Kitabın sadece bir sayfasındaki bütün cümleler neredeyse aynı değerde.

Roman yazarı Murat Menteş’i Yeni Şafak Gazetesindeki yazılarıyla tanımıştım. Gezi olayları sırasında, geziyi destekleyen ve iktidarı eleştiren yazıları nedeniyle işten çıkarıldı. Şimdilerde Afili Filintalar adlı internet sitesinde yazıyor.

İlk kafa karışıklığımı kitabın ismiyle yaşadım. Ruhi Mücerret kelimeleri, İstiklal Marşını çağrıştırıyordu. Kitabın kapağında bir silah, bir uçak, bir de dantel örtülü siyah-beyaz görüntülü, 70’li 80’li yılların televizyonu var. Televizyon görüntüsünde ise Cüneyt Arkın ve Orhan Gencebay. Bütün bu simgeler bir birinden öylesine farklı ki, ne alaka, diyesim geliyor.

Bu yetmiyormuş gibi, kitabın ilk sayfasında 100 yaşındaki Ruhi Mücerret çıkıyor karşıma. Bir yazar 100 yaşındaki adamı roman kahramanı yaparak ne yazabilir ki?  Yazsa bile hangi okuyucunun dikkatini çekebilir, diye meraklanıyorum. Tatsız bir merak açıkçası. Murat Menteş’i beğeniyorum ancak romanda hayal kırıklığına uğramaktan korkuyorum.

Kitabın ilk sayfalarını biraz tereddütle açtım. Sonrasında ise bol bol güldüm, düşündüm, yazarın zekâsına hayran kaldım. Murat Menteş de,  Hakan Günday, Emrah Serbes gibi dili çok iyi kullanıyor. Biraz dalgacı ve sarsıcı. Kendisine has figürlerle kelimelere dans ettiriyor diyebilirim.

Roman, okurunu gerçekle masalsılık arası bir yerde tutuyor. Bazen roman kahramanı, okuyucu ile interaktif bir iletişime geçiyor sanki. Roman ortasında “sevgili okur, şu anda bu kitabı okuyorsun” gibi cümlelerle ilk Türk romancısı Ahmet Mithat Efendi’yi hatırlatıyor. Ahmet Mithat Efendi de, romanlarını yazarken, aniden romanın akışını durdurur, yazar olarak araya girer ve “ey okuyucu” diye okura seslenir, söyleyeceklerini söyler sonra romana tekrar devam ederdi.

Romanla ilgili dikkatimi çeken bir başka özellik, kullanılan kelime, cümle ve olayların çok hareketli oluşu. Kitabı okurken, roman kahramanlarının değil de yazarın, yazarken soluk soluğa kaldığını hissediyor, aynı heyecanı ve gerilimi okuyucu olarak ben de yaşıyordum. Garip bir duyguydu.

Ruhi Mücerret romanında,  gerçek yaşamda bir araya gelmesi pek mümkün olmayan insanlar, etkileyici bir kurguyla bir araya getirilmiş. Eser, kapak imgelerinden başlayarak roman kahramanlarına, tarihsel öğelere, metinleraraslık gibi birçok niteliğine kadar, daha çok postmodern edebiyatın özelliklerini yansıtıyor.

Baştan sona ironi dolu bir kitap. Eğlenceli ve düşündürürken güldürüyor.