Restorasyon programı

Sevgili okurlarım;

Uzunca bir süre, seçime girecek olan ve öncelikle de TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin seçim bildirgelerini irdeleyeceğim. Sizleri fazla sıkmama umuduyla, bu konudaki düşüncelerimi paylaşacağım.

Öncelikle CHP’nin programı…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 7 Haziran Milletvekili Genel Seçimleri için açıkladığı seçim bildirgesini kamuoyuna deklere ettiğinde baştan sona dinledim, sonraki gün ise okudum.

Bildirge, kapitalizmin restorasyonunu hedefleyen iyi bir metin…

Yani, önseçimde üyeleri yüzünü ne kadar sola dönse de, merkez yönetimi, emek kesiminin taleplerini öne çıkaran bir program yerine kapitalizmin krizlerini kazasız belasız aşabileceği, sömürü düzenini daha rahat sürdürebileceği bir dönüşüm programı hazırlamış.

Kılıçdaroğlu’nun sunumunda,

‘’Sözümüzü tutarız, çünkü biz, yüreğinde Cumhuriyet değerlerini taşıyanların, Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı çağdaşlaşma yolundan ilerleyenlerin partisiyiz. Biz geçmişinden güç alan, ama yüzü her zaman geleceğe dönük olanların partisiyiz. Biz, kalkınma için, kalkınmış Türkiye için, “özgür insan” için mücadele edenlerin partisiyiz. Biz “ne ezen, ne ezilen; insanca, hakça bir düzen” diyenlerin partisiyiz. Biz “hiç umut yok mu?” diye soranlara, “umut insanda” diye yanıt verenlerin partisiyiz. Biz korkunun yerine umudun ülkesini kurmak için çalışanların partisiyiz. Biz, Cumhuriyet Halk Partisiyiz’’ dediği programa bakalım…

İlk başlık ‘’özgürlük, hukuk devleti ve demokrasi’’ olacak.

‘’CHP ülkemizde özgürlüklerin, demokrasinin ve hukuk devletinin sağlam temellere oturtulmasını, sosyal adaleti gerçekleştirmenin, ekonomik gelişmeyi sağlamanın ve bilgi toplumuna ulaşmanın temel koşulu olarak görmektedir. Bu hedeflere ulaşmak ancak demokratik değerlerin ve hukuk devleti ilkelerinin kurumsal ve ahlaki düzeyde tam olarak yerleştirilmesi ile mümkündür.’’

‘’Kuvvetler Ayrılığı ve Hukuk Devleti’’ programın bu bölümünün temel direği…
Deniliyor ki;

‘’Yürütmenin denetlenmesi, demokrasinin ve hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden biridir. Bu ilkenin korunması için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yürütme üzerindeki denetimi eksiksiz ve kusursuz olarak işletilmelidir. TBMM, millet iradesinin devredilemez ve indirgenemez bir yansımasıdır. CHP,  yürütme karşısında Meclis’in yetkilerini güçlendirerek, denge ve denetleme işlevlerinin tam olarak yerine getirilmesini sağlayacaktır. CHP, milli iradenin; bir zümrenin, bir menfaat çevresinin, bir liderin ya da bir ailenin özel çıkarları için kurban edilmesine izin vermeyecektir. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren iç ve dış politika kararlarının, TBMM’den kaçırılarak kapalı kapılar ardında ve gizli pazarlıklarla alınmasına son verecektir. CHP, Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin en önemli kurumu olan TBMM’yi kuvvetler ayrılığı ilkesinin özüne sahip çıkarak güçlendirecektir.’’

Devamında, şu ifadeler de yer alıyor…

‘’CHP, yargıyı özerklikten uzaklaştıran, Anayasa Mahkemesi’ni ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu siyasi müdahalelerle yönlendiren bir iktidarın, hukuk devletini ortadan kaldırdığına inanmaktadır. CHP iktidarında yargı erki üzerindeki tüm siyasi baskılar ortadan kaldırılacak, yargının tam bağımsızlığı sağlanacaktır. 
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı makamı her düzeyde yetki ihlallerine ve yetki aşımına sebep olmaktadır. Cumhurbaşkanlığı makamı, bilinçli olarak siyasallaştırılmış ve Anayasa’da çizilen görev tanımının ötesine geçmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamının anayasal yeminden kaynaklanan konumu ve yetkileri kasıtlı olarak ihlal edilmiş ve Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğu kötüye kullanılmıştır. Yürütme organı, görev tanımının sınırlarını aşmış, hukuku ihlal eden bir konuma sürüklenmiştir. Tarafsız olması gereken kurumlar partizanlığın sembolü haline gelmiştir. CHP, gerekli yasal düzenlemeleri yaparak ve yasaların tam olarak uygulanmasını sağlayarak parlamenter sistemi güçlendirecektir. Cumhurbaşkanlığı’nın yürütme, yasama ve yargı üzerinde kurduğu hukuk dışı baskıları ortadan kaldıracaktır. ‘’ 

Özgürlükler ve İnsan Hakları başlığı altındaki önemli bir diğer bölüme gelince…

Deniliyor ki;
’’Öncelik, hukukun üstünlüğünü ve temel hakları yeniden tesis etmek, korkuya son vererek özgürlükler cumhuriyetini kurmaktadır. Ülkemizin genç, kadın, emekçi ve kırılgan tüm kesimlerinin her türlü baskıcı ve ataerkil güç odaklarına karşı savunulması gerekmektedir. Haklarına sahip çıkan özgür bireyler, demokratik ve kalkınmış bir toplumun temel taşıdır. Haklar ve özgürlükler siyasetini hayata geçirerek yurttaşlarımızı güçlendirecek ve özgürlüklerini teminat altına alacağız. Haklar ve özgürlükler siyaseti, demokratik yurttaşlık anlayışının temelini oluşturmaktadır. Ayrım yapmaksızın tüm yurttaşları etnik, dinsel, sınıfsal ve cinsel tahakküm biçimlerine karşı koruyan, dezavantajlı gruplarla dayanışmayı öngören tek siyaset biçimidir.

Yurttaşlığı sembolik bir hukuki statü olarak değil, bireyleri demokratik dönüşüm ve dayanışma gücüne kavuşturan bir siyasi fırsat olarak tanımlamaktayız. Yurttaşlığı, barışçı ve demokratik bir gelecek için dayanışmayı seçen insanların demokratik yönetim iradesine sahip olması olarak tanımlamaktayız.’’ 

 

(Sürecek)