RAHİBE TERESA İKİ

Tuncer Altunbulak

Bazı sorular vardır insanın beynini parçalar, ruhunu ezer. Çünkü cevapları ağırdır; ağır ağır iner insanın kalbine, usulca ve sinsice yerleşir insanın yüreğine ve bir ömür boyu acıtır insanın duygularını ve bilincini. İşte bugün böyle bir sorunun muhatabı olacağız. Ünlü bir gazeteci Rahibe Teresa’ya şöyle bir soru sorar, der ki: "75 yaşına geldiniz. Öldüğünüz zaman dünya aynı kalacak, sömürü devam edecek. Açlar, yoksullar daha da çoğalacak; zenginler yine dünyanın keyfini sürecekler. Yaptığınız onca güzel şey neyi değiştirdi?"

Teresa, kendine has tebessümle gülerek: "Ben asla dünyayı değiştireceğimi, tüm yoksulları ve yoksunlukları, acıları ve bütün kötülükleri ortadan kaldıracağımı düşünmedim. Böyle bir söz hiç ağzımdan çıkmadı çünkü böyle bir şey düşünmedim. Çünkü bütün bunlara gücümün yetmediğinin bilincindeyim. Ben çok temiz bir su damlası olmaya çalıştım ve bunu da başardım. Yüzlerce insanın yarasını sardım, sorunlarına derman oldum, yaralarını yıkadım, acılarını paylaştım. Veremlileri, saralıları ve daha da kötülerini kokladım, öptüm; onlara yalnız olmadıklarını hissettirdim. Daha da ileri gittim; yüzlercesini iyileştirdim, yüzlerce kadının doğumuna yardımcı oldum. Sizce bütün bunlar az mı, boşuna mı olmuştur?" der.

Sevgili okurlar, sözünü ettiğim yer işte burasıdır. Keşke herkes, hepimiz Teresa gibi olabilsek. Bütün bunlar zor işlerdir ama imkânsız işler değildir. Teresa nasıl başarmışsa herkes başarabilir, hepimiz yapabiliriz. Önemli olan niyettir, tercih meselesidir. Teresa; dünya insanlığına, hastaların en kötüleri ve en iyileşmez olanlarına, ölümle burun buruna yaşayanların yanında olmuş; onları sarıp sarmalamış, yüzlercesini sağlığına kavuşturmuş. Ne güzel; silah satıp dünyayı kana bulayanlardan değil, sömürenlerden hiç değil, insanlığı ayaklarının altına alanlar gibi değil...

Şimdi bütün bu anlattıklarım çoğunuza hayal gibi gelebilir. "Teresa kimdir, nasıl bir insandır, bütün bu işleri neden ve niçin yapmıştır?" diyebilirsiniz. Ben de sizlere, Rahibe Teresa’yı daha iyi öğrenmek istiyorsanız onun hakkında yüzlerce öykü ve roman yazıldığını söyleyebilirim. O, dünyanın tanıdığı en önemli kadındır; o, hayata, hayatın en kötü işleyişine meydan okumuş bir insandır.

Aslında hepimiz becerebiliriz. Dünyada insan olarak var olmamızın en önemli nedenlerinden biri de bu tür işleri yapmaktır; hastalara, acı çekenlere, açlara, evsizlere bakmak, onlarla ilgilenmektir.

Teresa gazeteciye evli olup olmadığını sorar. Adam nereden bilsin ne diyeceğini, "Evliyim," der. "Gidin, eşinize beni anlatın." Çocuklarının olup olmadığını sorar. Çocuklarının olduğunu söyler. "Çocuklarla siz beş kişisiniz. Ben şu anda beş kişiyle yaptığım işleri paylaşmışım. Bundan daha güzel bir iş olabilir mi?"

Rahibe Teresa’ya 1979 yılında Nobel Barış Ödülü verilir. Ödülü almaya sahneye çıktığında bütün dünya insanlığını şaşırtan şu güzel sözleri söyler, der ki: "Ben bu ödülü amalar, cüzzamlılar, veremliler, tifolular, itilmiş, kakılmış ve ötekileştirilmişler adına alıyorum." Salonda bulunan herkes ayağa kalkar, onu ayakta alkışlarlar ve bu olay tarihte görülmüş sıra dışı bir olay olarak kayda geçer. İlk defa bir törende ödülü alan kişi; ezilmişler, horlanmışlar, hastalar ve sömürüye, baskıya maruz kalmış insanlar adına aldığını söyler, hem de emperyalistlerin yüzlerine karşı söylemiştir.

Sevgili okurlar; hayatınız boyunca bir kahvede, bir lokantada, bir vapurda, trende, kamuya açık her yerde size hizmet veren insanlara canıgönülden hiç teşekkür ettiniz mi? Onların gönüllerini alıp hal hatırlarını sordunuz mu ya da onlara karşı yaptığınız herhangi bir hatadan dolayı özür dilediniz mi? Rahibe Teresa size böyle bir şeyi hatırlatıyor mu?

Demokrasi istiyoruz ya sevgili dostlar; hiç kimse halka kendi keyfinden demokrasi falan getirmez. Demokrasi ve insan hakları kendiliğinden de gelmez. Demokrasinin olması için demokrasiyi isteyenlerin canıgönülden mücadele vermesi gerekir. Bütün bu işlerde en başta sevgi ve anlayış gelir. Rahibe Teresa, "Ben bir su damlası oldum," diyor ya; bütün insanlar isterlerse Teresa gibi temiz birer su damlası olabilirler. Bu bir tercih meselesidir.

Bizim ülkemizde de dünyanın her yerinde de Teresa’nın örnek verdiği, onlarca, yüzlerce su damlası olmaya çalışanlar vardır. Ama tam karşısında su damlalarının önünü kesmeye, hatta kirletmeye çalışanlar da vardır. Hayat böyledir; hayat bütün güzellikleriyle ve çirkinlikleriyle vardır. Bütün çirkinlikler iyiliklerden çıktığı gibi bütün iyilikler de yine kötülüğün içinden çıkmıştır. İyi olan insanları takdir edelim ve onların arkalarından gidelim.

Son olarak şunu da söyleyelim ki Türkiye, 50 yıl, 100 yıl öncesinin Türkiye’si değildir. Ülkemizin sosyolojisi değişti; Türkiye artık bir köylü toplumu da değil çünkü halkın yüzde 98’i kentlerde yaşamakta. Ülkemizin ileri toplumlar seviyesine gelmesi için Rahibe Teresa’nın söylediği gibi hepimizin bir temiz su damlası olması gerekir. Hepimiz tercihlerimizi ülkemizin huzura, güzelliklere kavuşması için yapmalıyız

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.