Sözün, müziğin ve direnişin iç içe geçtiği 50 yıl, Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen özel bir konserle taçlandı. Türk halk müziğinin kendine özgü ve derinlikli sesi Sadık Gürbüz, sahneye çıkarak sanat yaşamının 50. yılını dinleyicileriyle birlikte kutladı.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmasına karşın tercihini sanattan yana kullanan Gürbüz, sekiz yıl süren tiyatro emekçiliğinin ardından müziğe yönelmiş; yarım yüzyıllık müzik yaşamına sekiz albüm, üç sinema filmi müziği ve çok sayıda tiyatro bestesi sığdırmıştır. Aynı zamanda sinema ve televizyon dünyasındaki oyunculuk çalışmalarıyla da tanınan sanatçı, bu konserle birlikte sanat yolculuğunun en güçlü anlatımını ortaya koydu.
Her eserinde bir iz, her yorumunda bir hikâye karşımıza çıktı. Müziğinde içsel ve tarihsel bir yolculuğun saklı olduğunu hissettirdi. Onun bu büyük serüveni, bir duruşun, bir hafızanın ve toplumcu sanata katkının güçlü bir ifadesi olarak sahnede yankılandı.
Sadık Gürbüz, geçmişten bugüne uzanan repertuvarıyla dinleyicilerini hem nostaljik hem de derin bir müzikal yolculuğa davet etti. Konserde, sanatçının kültleşmiş yapıtlarının yanı sıra geçmiş dönemlerde siyasi gerekçelerle yayımlanmasına izin verilmeyen eserler ve son dönemde ürettiği yeni türküler de seslendirildi.
Ruhi Su geleneğinden beslenen usta sanatçı, aşkı da kavgayı da türkülerle anlatmayı sürdürdü. Pir Sultan Abdal’dan Ruhi Su’ya kadar pek çok ozanın ve şairin sözleri onun sesiyle yeniden hayat buldu. Nâzım Hikmet’in, Sabahattin Ali’nin, Enver Gökçe’nin ve Şennur Sezer’in şiirlerinden bestelediği unutulmaz eserleri de dinleyicileriyle buluşturdu.
Bu buluşmada, Sabahattin Ali için “Nâzım’dan sonra en iyi mahpushane türkülerini söyleyen kişi” dedi. Enver Gökçe’nin adını andı, seyirciye alkışlattı. Ahmed Arif’in şiirinden bestelediği Adiloş Bebe’’ için “O şiir benim müzik alanına girmemi sağlayan, neden olan türküdür” sözleriyle duygularını paylaştı. Nâzım Hikmet için ise “Nâzım ne demektir? Umut demektir. Direnmek demektir. Sol memenin altındaki cevahir demektir” diyerek onun sanatındaki anlamı vurguladı. Gönül isterdi ki ondan Arkadaş Zekai’den bestelediği ‘’Pencere’’ ezgisini de duyabilseydik.
8 Mayıs akşamı gerçekleşen bu özel buluşma, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda bir hafıza tazeleme, bir yeniden buluşma ve bir sanat yolculuğunun en anlamlı duraklarından biri oldu.
Katılamayanlar üzülmesin; Sadık Gürbüz’ün 50. sanat yılı konserleri farklı sahnelerde dinleyicileriyle buluşmaya devam edecek. Sanatçı, 15 Mayıs’ta saat 20.30’da İstanbul Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da ve 12 Haziran’da saat 20.30’da Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde sahne alacak.