Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB)

 Halk arasında “temizlik hastalığı”, “titizlik hastalığı”, “tertip-düzen hastalığı”, “sayma hastalığı” gibi ifadelerle tanımlanan,...

 

Halk arasında “temizlik hastalığı”, “titizlik hastalığı”, “tertip-düzen hastalığı”, “sayma hastalığı” gibi ifadelerle tanımlanan, tam türkçe karşılığı “saplantı-zorlantı bozukluğu” olan hastalıktır. Özelliği “obsesyon”, “takıntı”ya da “saplantı” denilen, kişinin yanlış olduğunu bilmesine rağmen aklına gelmesine engel olamadığı düşünce, dürtü ya da imgeler olması, bunların oluşturduğu sıkıntıdan kurtulmak için “kompulsiyon” ya da “zorlantı” denilen davranışlar ya da düşüncelerin olmasıdır.

Kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülür. Genetik faktörler hastalığın ortaya çıkmasında önemlidir. Gebelik ve doğum sonrası dönem, bir yakının kaybı ya da stres yaratan yaşam olayları OKB gelişimi ya da belirtilerin şiddetlenmesi açısından riskli dönemlerdir. Belirtiler çok erken yaşta başlamasına rağmen belirtiler uzun süre bir kişilik özelliği olarak düşünüldüğünden doktora başvuru ortalama 15 yıl sonra olur. OKB genellikle süreğendir, zaman zaman hastalık belirtileri alevlenir, zaman zaman azalır, takıntılar zamanla değişebilir.

En sık görülen takıntı kirlenme/bulaşma ya da temizlik takıntılarıdır. Kişi kirli olduğunu düşündüğü yerlerden mikrop bulaşabileceği ile ilgili endişe yaşar, el sıkıştığında, kapı kollarına, otobüs ya da dolmuşlardaki tutunma yerlerine dokunamazlar. Dakikalarca ellerini yıkayabilir, saatlerce banyoda kalabilirler, temizledikleri bir yeri defalarca tekrar tekrar temizleyebilirler, eşi çocuğu eve geldiğinde kapıda dışarıda giydikleri elbiselerini değiştirmelerini, ellerini yıkamadan hiçbir yere dokunmamalarını isteyebilirler. Emin olamama ya da kuşku takıntısı bir eylemin yapıldığından emin olamama durumudur,  “kapıyı kilitledim mi”, “ocağı kapattım mı”, “ütünün fişini çektim mi” diye emin olamaz birçok kez kontrol edebilirler. Simetri ve düzen takıntıları olan kişiler bulundukları ortamlarda dağınıklığı toplamadan, eşyaları simetrik duruma getirmeden duramazlar. Tekrarlayıcı şekilde belli sayıda dua etme, sayı sayma, belirli kelimeleri tekrarlama, yazdıktan sonra silip yeniden yazma şeklinde takıntılar olabilir. Hastalık takıntısı hayatını tehdit eden ya da bulaşıcı bir hastalığa yakalanma endişesi şeklinde ortaya çıkar(kanser, AIDS, zührevi hastalıklar gibi). Böyle kişilerde sürekli ilgili beden bölgesinin kontrolü, sık hastane ve doktor başvurusu, tetkik isteme, hastalık olmadığına dair onay arayışı olur. Saldırganlık takıntıları olan kişilerde kendisini veya başkalarını öldürme veya yaralama düşünceleri olur. Bu kişiler bıçak, makas gibi sivri veya kesici nesnelerle aynı yerde bulundurmaktan, diğer insanlarla yalnız kalmaktan, yüksek yerlerde bulunmaktan, yol kenarlarında bulunmaktan kaçınabilirler. Kadın hastalarda doğum sonrası dönemde bebeğine zarar verme endişesi olabilir. Aile bireyleriyle ya da akrabaları ile cinsel ilişki kurma,  eşcinsel olma gibi utanç verici ve kabul edilemez şeyler yapma veya benzeri şeyler söyleme endişesi şeklinde takıntılar olabilir. Bazı kişilerde toplum içinde ya da toplu taşım araçlarında gaz çıkarma, küçük abdestini tutamama gibi endişeler olabilir ve bu nedenle yolculuklara çıkmaktan kaçınabilirler. Günah işlemek ya da dini içerikli takıntılar da ülkemizde batılı toplumlara göre çok daha sık görülür. Bu şekilde takıntıları olanlar kendilerini Allah’a karşı geliyor, küfür ediyor gibi hissedebilirler ve bu nedenle sürekli dualar etme, sürekli tövbe etme zorlantıları olabilir. Biriktirme takıntıları olanlarda gerçek anlamda maddi ve manevi değeri olmayan birçok şey biriktirilir, satın alınır. 

OKB ilaç tedavisi ya da bilişsel davranışçı terapi ile etkili şekilde tedavi edilebilir. En başarılı tedavi her ikisinin birlikte uygulanmasıdır. İlaç tedavilerinin etkisi daha kısa sürede başlarken, terapinin etkisi daha kalıcı olur.  OKB diğer psikiyatrik hastalıklara göre tedaviye daha dirençli bir hastalıktır. Bu nedenle ilaç tedavisi daha yüksek dozlar ve daha uzun süre ilaç kullanımını gerektirir. Çünkü ilaç tedavisine cevap verme süresi de diğer psikiyatrik hastalıklardan uzundur. Bu nedenle doktor doktor dolaşmak yerine aynı merkezde düzenli olarak hem ilaç hem de terapinin planlanması etkili bir tedavi için en uygun yoldur.

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

SAĞLIK Haberleri