Ne olacak bu köprünün hali ?

 

Bir projelendirme ki, sormayın gitsin. Gerçekten önemli ama bu projenin gündeme getirilmesiyle başlayan süreçte, yasal gerekliliklerin pek düşünülmediği ortaya çıkıyor.

Hem de, köprü bitme aşamasına geldiği süreçte…

İzmit Körfezi Geçişi Köprüsü’nden söz ediyorum elbette.

Yargı, Körfez Köprüsü’ne Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu muafiyeti tartışması üzerine sert bir fren koyuyor.

Konuyu yargıya taşıyan kişi Bursa’da faaliyet gösteren, Çevre ve Ekoloji Hareketi (ÇEHAV) avukatlarından Erol Çiçek. Açlan davaya bakan mahkeme, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve İzmit Körfez Geçişi Projesi’nin ÇED raporundan muaf sayılamayacağına karar veriyor.

Davacı Erol Çiçek, mahkeme kararının uygulanmasını ve inşaatın durdurularak 30 gün içinde ÇED sürecinin başlatılmasını istedi.

Yasa da böyle diyormuş.

Ankara 12. İdare Mahkemesi, süreç, ilgili Anayasal düzenlemeler, uluslararası metinler, yasa ve yönetmelik değişiklikleri, konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi (AYM), Danıştay kararları ve AİHM içtihadını bir arada değerlendirerek, özellikle de AYM kararlarının bağlayıcılığı ilkesini göz önüne alarak, 'artık muafiyet kapsamında düşünülemeyecek olan Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve İzmit Körfez Geçişi Projesi için ÇED sürecinin başlatılması yolundaki davacı isteminin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına'’ karar veriyor.

Peki bu karar ve yasa uygulanmış mı, uygulanmamış mı ?

Tabi ki uygulanmamış durumda…

Sahi, A. Çiçek’in mahkeme kararı sonrası bakanlığa başvurup Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve İzmit Körfez Geçişi Projesi’nin inşaat faaliyetlerinin durdurulması ve ÇED sürecinin başlatılması kararının uygulanması talebi ne oldu ?

Koskoca hiçbir şey olmadı…

Herhangi bir işlem yapılmadı,

Halk bilgilendirilmedi,

Yasa koyucularla uygulayıcılar arasındaki bu çelişki halen güncelliğini koruyor,

Ve, yasalar yok sayılıyor…

Bu yok saymaca ne ilk ne de sondur. Yıllardır böyle uygulamalar oluyor. ‘’Biz yaparız, yasa arkadan gelir’’ anlayışıyla hareket eden işbitirici kadrolar yüzünden, ülke yasa ve hukuk tanımaz bir bürokrasinin esiri oluyor.

Mahkemeler karar veriyor ama o kararlar geriye doğru yürütülemeyeceği için yasal gerekler yerine getirilmeden, projelendirmenin zorunlulukları askıya alınarak işlem hayata geçiriliyor. Ve, yıllar sonra ortaya çıkan aksaklıkların yarattığı ağır sonuçlara da, ‘kader’ benzetmesiyle tahlil yapılıyor.

24 Ocak 1980 tarihinde ülkeye dayatılan piyasacı neo-liberal politikaların erozyona uğrattığı yasal ve bürokratik zeminlerde aktif biçimde görev alanların da kolu kanadı kırılmış durumda.

Hal böyle olunca, başlıktaki sorunun yanıtını herkes kendince verebilir.

O köprü, yasal gereklilikler yerine getir4ilmese de yapılıp bitirilecek ve ulaşıma açılacak. Çünkü, yerli ve yabancı sermayenin yeni Türkiye Projeksiyonu’nda benzer çok sayıda projenin hayati önemi bulunuyor.

Bu projelerden asla vazgeçilemez.

Yasalar ve yasal düzenlemeler mi, önemli değil onlar geriden gelebilir.

Yasaları uygulayıcı bürokratlar mı, onlar da önemli değil, uygulamada sorun çıkartmasınlar yeter, nasıl olsa korunurlar.