MUSTAFA KEMAL VE ÇANAKKALE RUHU

Cengiz Akgün

Tarihimizin en keskin virajlarından biri olan Çanakkale Savaşları, sadece bir askeri savunma başarısı değil; topyekûn bir varoluş mücadelesi ve küllerinden doğmaya hazırlanan bir milletin ilk çığlığıdır. 18 Mart 1915’te denizde kazandığımız o muazzam zafer, 2026 yılından geriye bakıldığında dahi hala aynı tazelikle göğsümüzü kabartıyor. Ancak Çanakkale’yi asıl "geçilmez" kılan, Gelibolu’nun sarp yamaçlarında yazılan o kara destanıdır.

Çanakkale denildiğinde zihnimizde beliren en güçlü siluet, kuşkusuz Mustafa Kemal Atatürk’tür. Henüz genç bir Yarbay olarak görev aldığı bu cephede, askeri dehasını ve öngörüsünü tüm dünyaya kanıtlamıştır. Müttefik kuvvetlerin 25 Nisan sabahı Arıburnu’na asker çıkardığını haber aldığında, kimseden emir beklemeden insiyatif alması, tarihin akışını değiştiren o meşhur "stratejik zeka"nın ilk büyük tezahürüdür.

Onun, cephanesi bittiği için geri çekilen askerlere hitaben söylediği:

"Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir."

bu söz, sadece bir emir değil; bir milletin kaderini bir avuç toprağa mühürleyen bir adanmışlık yeminidir. 57. Alay’ın o gün sergilediği kahramanlık, Mustafa Kemal’in liderliğinde birleşerek "Çanakkale Ruhu" dediğimiz o sarsılmaz iradeyi oluşturmuştur.

Çanakkale, Mustafa Kemal için bir "staj" yeri değil, Türk milletinin onu tanıdığı ve güvendiği büyük bir sahne olmuştur. Anafartalar Grup Komutanlığı dönemindeki başarıları, onu sadece başarılı bir subay olmaktan çıkarmış; Anadolu halkının gözünde "Anafartalar Kahramanı" mertebesine yükseltmiştir. Buradaki başarısı olmasaydı, muhtemelen Kurtuluş Savaşı’nın o birleştirici gücü eksik kalacaktı.

Atatürk’ün Çanakkale’deki başarısının sırrı, sadece askeri teknikte değil, insan psikolojisini ve coğrafyayı mükemmel analiz etmesinde gizlidir. Düşmanın nereden geleceğini daha onlar yola çıkmadan sezen o ileri görüşlülük, bugün dahi askeri akademilerde ders olarak okutulmaktadır.

Bugün, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin o siperlerde atıldığını biliyoruz. Çanakkale; farklı etnik kökenlerden, farklı şehirlerden gelen binlerce vatan evladının "biz" olduğu yerdir. Mustafa Kemal’in orada gösterdiği azim, daha sonra Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine ilham vermiştir.

Sonuç olarak Çanakkale; hem bir imparatorluğun vedası hem de genç bir Cumhuriyet’in müjdecisidir. Mustafa Kemal Atatürk ise bu müjdenin en büyük mimarıdır. Onun askeri dehası siperlerde parlamasaydı, bugün üzerinde özgürce yaşadığımız bu toprakların hikayesi çok daha farklı ve karanlık olabilirdi.

Mustafa Kemal ve şehitlerimize saygıyla...