Siyaset, her şeyden önce bir meşruiyet zeminine muhtaçtır. Ve o meşruiyetin yegane kaynağı, arkasındaki halk desteğidir. Eğer bir siyasetçinin arkasındaki kitlelerin iradesi, meydanların coşkusu ve sandığın rızası yoksa, yapılan o siyaset ne inandırıcıdır ne de anlamlı. Hepsinden öte, meşru hiç değildir.
Eğer ki siyaset sadece yasal kurallardan, ihtişamlı genel merkez binalarından ve devasa makam koltuklarından ibaret olsaydı; o zaman ne halka gerek kalırdı ne de seçimlerin bir anlamı olurdu. Birkaç bürokratik işlemle, soğuk duvarlar arasında memleket yönetilir giderdi. Ama demokrasi bu değildir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşananlar, tam da bu açık gerçeğin canlı bir örneği niteliğinde. Karşımızda iki farklı CHP portresi ve iki farklı siyaset anlayışı var. Bir yanda partisinin sandığından, yani tabanından yetki alarak seçilmiş, sokağın nabzını tutan ve halkın arasında siyaset üreten Genel Başkan Özgür Özel duruyor. Diğer yanda ise mahkeme kararlarıyla partiye atanan, siyaseti sokakta değil, genel merkez binasının koridorlarında yapma ısrarından vazgeçmeyen Kemal Kılıçdaroğlu var.
Bir tarafta halkın içinde, meydanlarda geleceği arayan bir irade; diğer tarafta ise binalara sıkışmış bir siyaset ısrarı.
Ki, bu ısrar giderek onları dibe çekiyor.
Siyasetin en acımasız ve en gerçekçi kantarı sandıktır. Tam 13 yıl boyunca girilen 13 seçimi de kaybetmiş bir figürün, bugün hala hiçbir şey olmamış gibi çıkıp iktidar olmaktan bahsetmesi ne yazık ki inandırıcılıktan uzaktır.
Toplum bu tablonun net bir şekilde farkında. Bugün sadece CHP’ye gönül vermiş seçmenin yüzde 90’ından fazlası Kılıçdaroğlu’na karşı büyük bir öfke beslemiyor; aynı zamanda toplumun tarafsız, partisiz, sadece memleketin geleceğini düşünen geniş kesimleri de bu duruma büyük tepki gösteriyor.
Unutulmamalıdır ki, halkın sırtını döndüğü bir siyasetçinin, genel merkez koridorlarında ne kadar güçlü göründüğünün hiçbir hükmü yoktur. Siyaset binalarda başlasa bile, yalnızca sokakta ve halkın kalbinde yaşar. Bu gerçeği göremeyenler, kendi inşa ettikleri binaların yalnızlığına mahkum olmaktan kaçamazlar.
Siyasette başarısızlık vardır fakat önemli olan geride saygın iz bırakabilmektedir.
Ayrıca, ülkenin ekonomi, işsizlik, yokluk ve yoksulluk gini bunca sorunu varken CHP'yi karştırarak gündemi unutturmak isteyenlerde Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresi sayesinde amaçlarına ulaşmış durumda.