Merhamet’in Kalbi Çocuk…

ZEYNEP ESKİ

Kıymetli Gebze Yeni Haber Gazetesi ve www.gebzehaber.net okurları.

 

Şiddet olaylarını son zamanlarda maalesef okullarda, sokakta aslında her yerde duyuyoruz. Uzun uzun düşünüyoruz. Sohbet esnasında, velilerimden ya da çevremden ‘Peki ne yapmalıyız, nasıl önüne geçmeliyiz’ ya da ‘Çocuğum noktasında ona nasıl destek olmalıyız’ cümlelerini sıklıkla duyuyorum. Ortak konu hep aynı yere çıkıyor gibi: Merhamet duygusu.

 

Ne oldu bizim güzel çocuklarımıza. Nasılda böyle kavgacı çocuklara dönüştüler. Lütfen izledikleri videoları, oynadıkları oyunları kontrol edelim. Herkes kendi çocuğundan başlarsa bazı olumsuzlukları düzeltebiliriz.

 

Aslında şunu düşünmeden geçemiyorum: 80’lerde 90’larda en güzel çocukluğu yaşamış günümüzün bir öğrenci velisi olarak; kendi çocukluğumuzda olduğu gibi ailemiz ile yapılan geziler, piknikler ve ziyaretleri düşünüp birlikte geçirdiğimiz zamanların süresini, saatini artıralım. Çocuklarımız ile birlikte olursak, sohbet ortamlarını artırırsak merhamet duygusunu tam anlamı ile verebilirsek başarıya ulaşabiliriz.

 

Aile içinde sevgili, saygılı, yardımsever ve anlayışlı olmak, çocuktaki merhamet ve vicdan duygusunun gelişmesine fayda sağlar.

Çocuklar çevresindeki olumsuzluklardan ne kadar uzak kalırsa ve güzel örnekleri ne kadar sık görerek büyürse, merhamet duygusu da o kadar gelişir.

Günlük hayattaki fırsatları kullanalım. Eğer çocuğunuz bir başka çocuğa zarar verecek bir şey yaparsa onu hemen azarlamak yerine diğer çocuğun nasıl hissettiğini anlamasına yardım edin, daha da önemlisi zarar gören çocuğun kendini daha iyi hissetmesi için neler yapabileceğini düşünmesini sağlayın. Çocuklar bizim beklediğimizden daha iyi çözümler üretebilirler.

Son zamanlarda çocukların oyun diye adlandırdığı, sınıf içinde birbirlerine şaka diye tabir ettiği sınırları zorlayan davranışlarda bulunduğunu duyuyoruz. Belki sürekli aynı konuyu tekrar ediyoruz ama çocuklarınız için yapacağınız fedakârlıklar, onların yanında olmanız ve bunu ona tam anlamı ile hissettirmeniz davranış bozukluğunu da görmenize sebep, çözüm üretmenize yardımcı olacaktır. Çünkü bazen çocuğunun bu davranışından haberi olmayan veliler olduğunu da görüyoruz.  ‘Benim çocuğum asla yapmaz’ kelimesini duyduğumda içimde kopan fırtınanın tarifi yok aslında. Kimse çocuğunun olumsuz davranışlar içinde olduğunu görmek istemez ama yapılan yanlışları görmemek, uyarmamak öğrenci içinde bir rahatlamaya sebep olabilir. ‘Bağırın, kızın vurun’ demiyorum tabi ki ama olumsuz davranışları görmezden gelmeyin. Durduramadığınız zaman eline telefon ya da tablet verip sessiz kalmasını sağlamayın. Aksine bu durumu aile bireyleri ile konuşarak yardımcı olmayı deneyin.

Kayıtsız şartsız benim çocuğum haklı’ diyerek yola çıkmayın. Bu durum gelecekte karşısına çıkacak olumsuz olaylarda, ‘Bu bana ait değil, bu hatayı ben değil karşımdaki yaptı’ düşüncesine neden olur. Suçu kendinde hiçbir zaman aramaz. Dolayısıyla bunun en büyük bedelini de yine büyükler, aileler öder. Bu algı gelecekte kişilik bozukluğuna sebep olur. Yanlış karşısında çocuk özür dilemeyi öğrenmeli. Hatasını kabul edip çözüm aramalı.

Çocuklarınıza her zaman sarılın ve sevginizi gösterebilen bir ebeveyn olun. Çocuğunuzun okulunu, okula giriş çıkış saatlerini, okulla ev arasındaki sürenin ne kadar olduğunu bilin ve takibini iyi yapın. Çocuklarınızı koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. “Unutmayın ki, yarının geleceği olan çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır ve bizim çocuklarımızdır.”

 

Haftaya yine bu sütunlarda sizinle olmak temennisi.

 

Öneri ve katkılarınıza dair zeynep.boz@hotmail.com üzerinden şahsımla iletişime geçebileceğiniz duyurusuyla