Makarna, Hazır Çorba ve Üniversite Öğrencileri

Halil Yeni

 

Yıllar önce İstasyon Mahallesi’ndeki Ticaret Lisesinde okurken, Gazi Üniversitesi’ nin Maliye Bölümü’ nü “Dereceyle’’ bitirmekle övünen öğretmenime, yoksulluğun öğrencilerin elini kolunu, düşünü, umudunu bağladığını söylemiştim.

 

Üniversite tercihlerinde özgür kararların verilebilmesi ve yaratıcılıkların ortaya çıkabilmesi için üniversitelerin ücretsiz olması ve harçların kaldırılması gerektiğini söylediğimde, beni susturup ‘’Komünistlik yapma’’ demiş ve ‘’Devlet bütçesinin buna yetemeyeceğini’’ söylemişti. Ogün ‘’Komünistliğin’’ iyi bir şey olduğunu anlamıştım.

Kocaeli Üniversitesi’ nde okurken, Abbas Güçlü İle Genç Bakış programının bir bölümü kampüsümüzde yapılmıştı. Aralarında dekanların ve rektörün de bulunduğu pek çok katılımcı vardı. Önceden seçilmiş öğrenciler içeri alınmış, kapılar kapatılmıştı. Zorladık girdik içeri. Önceden hazırlanıp öğrencilerin ellerine sıkıştırılmış sorulara, ‘’Yeter artık’’ deyip, konuşmak için mikrofonu aldık. O ana kadar kahkahalar ve alkışlar üzerinden giden program birden ciddiyete bürünmüştü. “Bizim asıl derdimiz ücretsiz eğitimdir’’ demişti biri, yanındaki ne uzatarak mikrofonu. “Milyarlarca harç veriyoruz’’ dedi başka biri. “Eğitim eşit olmalı,  parası olmayan da özgürce okumalıdır!’’demişti başkası…  Hal böyle olunca, konu birden değişip, “ Eğitim parasız olabilir mi ?  ”ye gelmişti. O koca koca Dekanlar, Rektörler, bunun güzel bir ütopya olduğunu parasız eğitimin olamayacağını söylemişti.

 

Sonra eylemler geldi. ‘’Eşit, parasız, bilimsel eğitim istiyoruz’’pankartı altında, dövizi elinde, sloganı dilinde yürüdü öğrenciler yıllar boyu.  Kulak bile asmadı YÖK, Rektörler, Devlet yöneticileri.  Parasız eğitim istiyoruz diyerek başlayan yürüyüşlerde YÖK’e çıkan tüm sokaklar bariyerlerle kilitlendi. İlk polis suyu geldi. Sonra biberi, sonrada copu indi ülkenin geleceği olan öğrencilerin üzerine her eylemde.

 

Üniversitelerde harçlar kaldırılsın, ya da eğitim ücretsiz olsun diye eylem yapan öğrenciler Rektörlükçe fişlendi. Kınama cezası verildi. Uzaklaştırıldı. Okuldan atıldı. Sonra öğrencilerin ölüm haberleri geldi, memleketimin farklı yerlerinden. Yazdı. Okul kapanmıştı. Gelecek dönem eğitim parası için çalışmak gerekiyordu inşaatta, tersanede, ocakta. İş cinayetlerinde öldü öğrenciler inşaatta, tersanede, ocakta… 

 

Devlete göre çaresi yoktu. Ya paşa paşa ödenecekti harç yâda mahpusta yata yata. Yattı Berna ve Ferhat. AKP' nin Roman açılımı çalıştayında “Parasız eğitim istiyoruz’’ pankartı açtıkları için 19 ay tutuklu kaldıktan sonra, mahkeme tarafından 8 yıl 5 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı öğrenciler.

 

Yıllar yılı verilen mücadeleler sonuç getirdi ve harç paraları sonunda kalktı. Peki ya üniversite öğrencilerinin beslenme, barınma ve yeterli eğitim alamama sorunu devam etmiyor mu? Üniversiteler yaklaşık bir ay önce açıldı ve eğitime başladı. Şimdi aklınıza ve vicdanınıza soruyorum, elini neye atsa karşılığında büyük paralar isteyen etiketlere çarpan öğrencilerimizin insanca yaşama koşullarını sağlayamayan bir eğitim yapılanması, sizce de yetersiz ve rahatsız edici değil mi? 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.