Makamlar Ölür Nâzım Hikmet Yaşar

Halil Yeni

Bir kaynakçası yoktur anlatacağım bu olayın. Nâzım’ın ağzından da duyulmamıştır hiç. Fakat kurgu ve cevap Nâzım’lık olduğu için yaşanıldığı düşünülmektedir.


13 yıl boyunca Bursa Cezaevi’nde hapis olan Nâzım Hikmet, cezaevini bir atölyeye dönüştürüp koğuş arkadaşlarını okuma-yazmaya, resme, şiire, romana ve tekstil işçiliğine yönlendirirken aynı zamanda cezaevi yönetimine de farklı konularda yardım etmektedir.


‘’Memleketimden İnsan Manzaraları’’ ve ‘’Kuvâyi Milliye Destanı’’ kitaplarının tamamını, ‘’Piraye’ye Mektuplar’’ ve ‘’Yatar Bursa Kalesinde’’ kitaplarının bir kısmını Bursa Hapishanesi’nde yazar. Kitap çevirileri yapar, tiyatro oyunları ve film senaryoları kaleme alır.


Bir gün denetim için cezaevine Adalet Bakanlığı’ndan müfettiş gelir. Denetim bittikten sonra müdüre: “Nâzım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir.” der.


Gardiyanlar Nâzım’ı odaya getirirler. Müdürün koltuğuna iyice kurulup yayılan müfettiş, şairi tepeden tırnağa süzer ve: “Demek Nâzım sizsiniz.” der. Ona oturması için yer göstermez, ayakta bekletir. Kısa bir devlet nutku çekip: “Sakın kendini özel biri olarak görme. Senin burada herhangi bir mahkûmdan farkın yok.” diyerek gidebileceğini söyler.


Sırtını dönüp giden Nâzım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe: “Ömer Hayyam adını duydunuz mu?” diye sorar.


Müfettiş hemen atılır: “Tabii ki duydum. Kim duymaz Hayyam’ı.”


Nâzım konuşmasını sürdürür: “Peki, Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?” diye sorar.


Müfettiş şaşırır. Hükümdarın kim olduğunu bilmez.


Nâzım devam eder: “Görüyorsunuz, sanatçıyı bildiniz ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak; ama dönemin Adalet Bakanı’nı ve sizi kimse hatırlamayacak!” der ve çıkar.


Müfettiş yaptığı yanlışı anlayıp Nâzım’ı geri çağırmaya çalışsa da boşunadır. Nâzım çağrıya yanıt vermez, geri dönmez…

Çünkü Nâzım haklıdır. Bugün kimse dönemin Adalet Bakanı’nı ya da müfettişlerini hatırlamazken, her 3 Haziran’da ölüm yıldönümünde şair milyonlarca kişi tarafından anılır.


Ve işte bu yüzden Nâzım’ın sözü, bir mahkûmun daracık hücresinden yükselip zamanın duvarlarını aşmıştır. Devletin unvanları, makamları ve koltukları unutulmuş; ama bir şairin sesi, halkın belleğinde yankılanmaya devam etmiştir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.