Korunması ihyası mümkün değil. Bakıyoruz, koruyoruz

Tavşancıl’da şerhli tarihi konutlar arasında 1800’lerde inşa edilen, Gülgün Tepecik’e ait bahçeli ev de yer alıyor. Evin varislerinden Çiğdem Tepecik, “Bu evin afet riski taşıması, ihyası, koruma altına alınması mümkün değil, bakıyor koruyoruz zaten" dedi

Haber dizisi: 3

 Dilovası’nın Tavşancıl Mahallesi’de bir taraftan Cumhurbaşkanlığı, diğer taraftan Bakanlık oluru ile Dilovası Belediyesi’nin dahil olduğu ihya ve Taşhan ve projeleri kapsamında dinlediğimiz, görüştüğümüz kişiler; incelediğimiz listeler ve yazışmalardan sebep şunu söylemek mümkün. Dilovası Belediyesi konunun ve sorunun merkezine rantı koymuş, itiraz edenlerin fiyat yükseltmeye çalıştığını sanıyor. Halbuki biz itiraz sahiplerinden birinin dahi, varsa ortaya konan bir bedel, o bedelden yakındığına tanık olmadık.

Korunup ihya edileceği söylenen evler, yapılar arasında günümüzdeki varisleri tarafından kaderine terk edilen, gerçekten kamusal korumayı gerektirenler de var ama o binaları yapanların günümüzdeki sahipleri, torunları hatta torunlarının çocukları tarafında halk ağzıyla, “el bebek gül bebek” bakılıp edende.

YAZLIK MİSALİ

Kamu korumasına gerek olmayan ve bugünkü varislerinin her tür şerhe ve kamulaştırmaya karşı durduğu yapılar ekseri, yazlık haline çevrilmiş durumda. Sonbahar ve kış aylarını Kocaeli’nin veya İstanbul’un diğer ilçelerinde geçiren sakinler, ilkbahar ve yaz aylarında soluğu Tavşancıl’da alıyor.

Tavşancıl Mahallesi’nde tescilli yapılara ait taşınmazlar arasında Gülgün Tepecik üzerine 565 Ada 5 Parsel’de kayıtlı 361 metrekarelik bahçeli ahşap ev de yer alıyor. Ev, yaşayan bir tarih. İçinde gezdiğinizde Türkiye’nin 1970’li 1980’li yıllarının anlatıldığı dizilerin ev içi çekimlerine sahne olabilecek bir tarzda. İlkbahar ve yaz aylarında kullanılıyor. Evin hikâyesini, Gülgün Tepecik’in kızı Çiğdem Tepecik’den dinledik:

ÜÇ NESİL BURADA DOĞDU

“Tavşancıl’da 200 yıllık bir geçmişimiz var. Bu ev, dedelerimizden kalma. Benim takip edebildiğim üç nesil, burada doğdu. Dedemin, oğlu için yaptırdığı, bildiğim kadarıyla 210 yaşında olan bir ev burası. Günümüzde; kuzenlerimizin de inisiyatifiyle tamamen tek tapu olarak 82 yaşındaki annemin üzerinde.

Evi ben, annem, erkek kardeşimiz, arkadaş gruplarımız yaz mevsiminde kullanıyoruz. Geçen yıl vefat eden babamız da yaz aylarını burada geçirirdi. Altı aylık o süreçte her gün 3 – 10 arası insan bu evde yaşıyor. Sonbahar ve kış aylarımız, Körfez İlçe’de, Yarımca’da geçiyor.

15 YIL ÖNCE TAMİRATLARIMIZI YAPTIK

15 yıl önce çatı tadilatı, dış cephe tadilatı ve bütün prosedürlere uygun olarak tamiratlarımızı yaptık. Yarımca’da oturuyor, yılın 6 ayı burada ikamet ediyoruz. Düzenli olarak bu evin açık olması koşuluyla, elektriği suyu bağlı. Uzun süre kullanılabilir diye, kapısına doğalgaz getirttik.

Düzenli kullanılan, akarı kokarı olmayan bir ev. Arka taraftaki bahçemizde yaşlı ağaçlar var. Onlarla birlikte, atalarla birlikte yaşayan hiçbir sıkıntısı olmayan ev.

Dolayısıyla bu evin bir afet riski taşıması, ihya edilmesi, koruma altına alınması mümkün değil koruyoruz zaten.”

KÜLTÜR BAKANLIĞI’NIN PROJESİ

UYGULANACAK SANARAK KATILDIK

Gerek evlerinde gerekse mahallede yapılmak isteneni analitik olarak anlayana kadar bir ay geçtiğini belirten Çiğdem Tepecik sürece dair şunları kaydetti: “Mahalle muhtarımız Kenan Keleş’in çağrısı ve davetiyle 07 Ekim’de sabah 09.00’da belediyenin düzenlediği bir toplantıya katıldık. Toplantıda benzer konumda olan arkadaşlarım, Lale Akman ve Oya Aydın kardeşler de katıldı. Toplantı için köye geldik.

3 yıllık mazisi olan, Kültür Bakanlığı projesi vardı. Projeye göre Bakanlık köy meydanındaki bütün evleri iyileştirecek, cephe düzenlemesi yapacaktı. Ahşapsa röleve yapılacak, diğerleri boyanacak gibi bir çalışma. Böyle biliyoruz, benimsiyoruz, destekliyoruz. ‘Bununla ilgili karar alındı ve uygulamaya başlanacak’ düşüncesiyle 07 Ekim’deki toplantıya geldim.

YERLERİNİZİ ALDIK. PARALARINIZI VERİYORUZ!

Belediye Başkan Yardımcısı Edip Bingöl tarafından; konunun tamamen Kültür Bakanlığı’ndan çıktığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlandığı, evlerimizi onarmalarının mümkün olmadığı, böyle bir paranın ancak kamulaştırma ile harcanabileceği, evlerimizin kamulaştırılıp paralarımızın da hesaplarımıza yatırılacağı söylendi. ‘Biz yerleri aldık. Paralarınızı veriyoruz’ şeklindeki açıklama bizde şok etkisi yarattı, öyle kaldık hepimiz.”

Tavşancıl Mahallesi sakinlerinden, 86 yaşındaki dayısı Oğuz Dinç’in yaşadığı, betonarme yapının da aynı kapsamda, tescilli yapı olduğunu kaydeden Çiğdem Tepecik  şöyle devam etti: “Bunun gibi bir sürü ev var. Biz anlayamadık. Ne olduğunu sorduk. Para konuşmaya başladılar. ‘Para mara konuşamayız. Hiçbir şey anlamadık. İlk kez duyuyoruz bu projeyi’ dedik.

Bize sürekli, ‘Kültür Bakanlığı’nın 60 milyon TL’lik bütçesi yetmedi. 200 milyon TL başka bütçe bulduk. Onları ancak evlerinizi alırsak yapabiliyoruz’ dediler. Bir sürü süsleme laf sarf ettiler. Biz te toplantıdan, ‘Başkan ile görüşelim lütfen. Olmadı. Ayıp olarak algılıyoruz bunu’ deyip çıktık. Fakat arkasından ne belediye başkanı bizi toplantıya çağırdı, ne biri arayıp bilgi verdi.”

 

Çiğdem Tepecik, “Bu ev, dedelerimizden kalma. Benim takip edebildiğim üç nesil, burada doğdu. Dedemin, oğlu için yaptırdığı, bildiğim kadarıyla 210 yaşında olan bir ev burası” dedi.

 

200 yılı aşkın süre kullanımda olan ev Singer’i andıran dikiş makinesi, sandukası ile birlikte dönem dizilerine film seti olmaya namzet.

 

Tepecik Ailesi’ne ait evin bahçesinde yaşı binayla eşdeğer görünümlü ağaçlar dikkat çekiyor.

 

15 yıl önce çatı tadilatı, dış cephe tadilatı ve bütün prosedürlere uygun olarak tamiratlarımızı yapılan evde yaşam yılın altı ayı sürüyor.

**

Başkan Şayir, ‘Köylü

çocuğuyum’ dedi, gitti

Toplantı sonrası konuyu araştırmaya başladıklarını belirten Tepecik,  “Olayın iki boyutu var. Bir yerinde, Pazar yeri denen bir sokak var. 40 küsur parseli ve binayı anladığımız kadarıyla, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kamulaştırmışlar. Orada insanların mağduriyeti, oturdukları evler var. Taşhan yapacaklarını, turistik merkez yapacaklarını söylüyorlar.

Bizim evlerimize gelince; 12 tescilli ahşap yapı 12 de arsa şeklinde yapıya dair Bakanlığa, ‘Bunları ihya edelim mi?’ diye sorulmuş. Bakanlık da, ‘Olur’ demiş. Belediye de gidip, ‘O zaman tapuya gidip şerh koyalım’ denmiş. Bizim evlerde kamulaştırma yok. Ben bunu tapudan kendim öğrendim. Belediye bizi top gibi oradan oraya attı. ‘Bakanlığın çalışması, sorumlu biz değiliz’ denildi. Tapuya gidip öğrendik ki, muhatabımız belediyeymiş” dedi.

 

Bir süre önce Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir’in katılımıyla bir toplantı daha gerçekleştiğini belirtip o toplantıda Şayir’in konuyla ilgili bilgisinin olmadığının açığa çıktığını kaydeden Tepecik, “Toplantıda kendi arabasından, yaptığı yardımlardan söz etti. Soru sorma gereği de hissetmedik. Yanındaki imar müdürü ve belediye başkan yardımcısına, konuyla ilgili kimseye söz vermedi. Tablolardan bir şeyler gösterdi. ‘Turistik merkez. Canlanıyoruz. Yardım edin. Sizi düşünüyorum. Ben de köylü çocuğuyum. Paraya ihtiyacım yok. Audi’mi sattım. Çocukları okuttum’ gibi açıklamalarla toplantıyı bitirdi. ‘Gidiyoruz’ deyip gitti” diye konuştu.

Bir ayı aşkın süredir belediyeyle çok cebelleştiklerini, ‘Para verelim, arsa verelim’ gibi itici tavırlarla karşılaştıklarını kaydeden Tepecik, En feci durum; kamulaştırma var. Yaşlılarımız var. ‘Pazarlığa gelin. Tek tek gelin’ deniyor. Tapularımızı şerh konuldu. Bugün başkasına satmak istesek satabiliyormuşuz ama şerhli yeri kim satın alır” dedi.

 

Çiğdem Tepecik

 

ÜÇ MÜTEAHHİT ESKİTTİ: Dilovası Belediyesi tarafından yaptırılan binalardan biri, bugüne kadar üç müteahhit eskitti, işi üstlenen bıraktı gitti. Bir şehir efsanesine göre Kurtuluş Savaşı yıllarına atıfla ‘müteahhit gömüt buldu, alıp kaçtı’ ama realitede sebebi, ekonomideki halin inşaat sektörüne yansıyan hali.

 

**

 

12 taşınmazdan 3’ü için

mahkemeye itiraz edildi

 

Çiğdem Tepecik, Kocaeli 2’nci İdare Mahkemesi’ne, evlerinin ihya edilmesi gerekmediğini gösteren bir dava dilekçesi verdiklerini söyledi. Köyde dayısı Oğuz Dinç ile birlikte kendisiyle bağlantılı üç kişi olduğunu ve idare mahkemesine konunun aynı olmasından sebep aynı yazı/dosya ile başvurduklarını kaydeden Çiğdem Tepecik,  “İdare mahkemesi, Çevre Bakanlığı’na yazmış. Dosya istiyor. Benim onlardan iki aydır istediğim dosyayı Çevre Bakanlığı istiyor. Şu anda veremedikleri için ek süre istemişler. Dava da o aşamada. Bekliyoruz” diye konuştu.

VARDAR’IN DİZİ ÇEKİMİ YAPILAN EVİ

Öte yandan şimdi yaşamını Ankara’da sürdüren, beldelik dönemi CHP Tavşancıl Belde Başkanlığı da yapan Erkal Vardar’ın ve eşinin oturduğu; 585 Ada 1 Parsel’de Ayşe Suzan Hergüner, Hakkı Hergüner, Neşe Hergüner, Güzin Hergüner, İsmail Hergüner ve Sabri Hergüner hisseli 264 metrekare, bahçeli ev de rezerv yapı alanları arasına girdi. Geçtiğimiz yıllarda bir dizi çekimi için de kullanılan binada yapılmak istenene dair de Erkal Vardar’ın itiraz ettiği, yargıya başvurulduğu öğrenildi.

YAPAMIYORSAK, SANA SATMAYALIM!

12 tescilli yapıdan üçü için yargıya gidildiğini, çok hisseli ve yıkık haldeki binalardan ötürü diğerlerinin bilinen bir itirazı olmadığını kaydeden Çiğdem Tepecik, “Biz, belki de örnek olacağız. Ben de ses kaydı da var: Belediye ile görüşmelerimizde, ‘Siz bu evleri yapabilecek misiniz. Bütçeniz yetecek mi?’den giriyorlar konuya. Biz evleri geri alalım. Yapabiliyorsak yapalım. Yapamıyorsak yapabilene satalım, sana satmayalım. Bütün derdimiz bu.

Elebaşı olduğum için, özel görüşmeye çağırdılar. Benim kaç lira istediğimi anlamaya çalıştılar. Para konuşuyorlar sürekli. Hiç para konuşulmayan ortamı algılamadılar. Atalar, dedeler, 200 yıllık zeytin ağaçlarından söz ediyorum. İtirazımızı piyasayı yükseltmek gibi algılıyorlar. Hiç anlamadılar derdimizi. Dedelerimin yerini koruyor, para harcıyorum buraya.

OTEL BEN DE YAPARIM

Belediyenin yaptığı iki örnek bina var, ‘onlar gibi olacak’ diyorlar. Ne yapacaklarını soruyorum, ‘Otel yapacağız’ diyorlar. ‘Otel ben de yaparım. Destekle beni’ dediğimde anlamıyorlar. ‘Belediyeye ait’ STK’lara vereceklerini söylüyor, fütursuzca konuşuyorlar” dedi.

MAHALLE MUHTARI, EMLAKÇI GİBİ

Mahkemeye dava dilekçesini Ankara’da Bölge İdare Mahkemesi başkanlığı yapan kuzeninin desteğiyle hazırladıklarını, avukatlarının olmadığını kaydeden Tepecik mahalle muhtarı Hüseyin Keleş’in de ‘Hiçbir şey bilmiyorum’ konumunda hareket ettiğini belirtip, Benim gözlemlerime göre bir yıldır arsa topluyor. Köydeki herkesin esprisi o zaten, muhtar değil emlakçı diyorlar. Bizimle konuşmuyor. Toplantılara istediklerini çağırıp istediklerini çağırmıyor” diye konuştu.

 

Mahkemeye yapılan başvuruda, Çiğdem Tepecik’in dayısına ait Oğuz Dinç’e ait, tescillenen bu betonarme yapı da yer aldı.

 

Belediyenin içinde yer aldığı “ihya” projesi kapsamında yapılacak çalışmaya dair binaları kaderine terk edilen, çok hisseli parsellere yönelik uygulamada bilinen bir itiraz yok.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAŞAM Haberleri