KOCAELİ İLİNDE TEOG NEYİ ÖLÇER?

KOCAELİ İLİNDE TEOG ÖNCESİ İL ÇAPINDA YAPILAN

DENEME SINAVI  EĞİTİM ÖĞRETİMDE NEYİ ÖLÇER? 

   Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu hafta bütün Kocaeli İlinde TEOG öncesi deneme sınavı yapma kararı aldı. Kocaeli İlinde yapılan bu deneme sınavı ile öğrencilerin müfredat doğrultusunda yetenek ve bilgi konusunda ilerlemesini ölçmek için hazırlanmış testlerle bir başarı ölçümü gerçekleştirmeye çalışılınıyor. Başarı ölçümünü tamamıyla test sınavları ile ölçmeye çalışabiliriz. Fakat bu ölçme değerlendirme sistemi ile bilgi ve yetenekler arasındaki farkı ortaya çıkaramayız. Ayrıca bu uygulama ile test sonuçları okulun etkililiğinin tek göstergesi olarak kabul ediliyor. Okuldaki eğitim-öğretimin amacının gerçekleşip gerçekleşmediğini testle ölçme eğilimini ortaya çıkarıyor. Hatta direkt testlere bağlı ölçme değerlendirme sistemi sistemin kendisi oluyor. Böylece okul eğitim-öğretiminin amaçları deneme testlerinin sayısına indirgeniyor. Eğitimdeki bu pedagojik anlayış;  eğitim-öğretimde sadece okullar arası öğrenciler ve öğretmenler arasında rekabetin ortaya çıkmasını sağlıyor.

   Bu piyasacı, ezberci, kalıp bilgiyi ölçen elemeci eğitim sistemin içinde öğretmenler de dönüşüyor. Bu sistemin bir parçası haline fiili olarak geliyorlar. Dolayısıyla bu testleri çok iyi uygulayan öğrencileri görmek ve değerlendirmek için öğretmenler üzerinde velilerden, okul yöneticilerinden ve bizzat öğrencilerden gelen çok büyük bir sosyal baskı vardır. Öğretmenler öğretim zamanının artan büyük bir bölümünü test hazırlamaya ayırmaktadır. Bu süreç öğretmenleri öğrenmeye dönük akademik ve entelektüel çaba yerine tıka basa doldurulmuş testler için çaba harcar hale getirmiştir. En kötüsü de öğretmenlerin kendi aralarında rekabetin artmış olmasıdır. Bu durum öğretmenler üzerinde psikolojik baskı yaratır haldedir.

   Bu eğitim-öğretim sistemi içinde öğrencilerin akademik başarısı sadece sınavlara göre belirlenir. Bu sistemle öğrencilerin yeteneklerini entelektüel sanatsal birikimlerinin azaltılarak sadece testlerle, ezberci, kalıp bilgiyi ölçen eğitim-öğretim planlanmıştır. Bu başlı başına öğrenmenin derinliği ve kapsamının daraltılmasıdır. Öğretmenlerin bir kısır döngü içerisine sokulmasıdır. Öğrenci ve öğretmenlerin istediği gibi davranmaları ve yaratıcılıklarının engellenmesidir. Ortaya çıkan okul; eğitim-öğretimi çoklu, yaratıcı, üretken, demokratik, bilimsel okullar yerine herkesi tek tipleştiren eğitim olarak ortaya çıkmıştır.

   Gebze İlçesindeki okullara şöyle bir baktığımızda kapitalist toplumsal eşitsizliğin bütün okullara yansıdığını ve okullar arasında ekonomik, toplumsal, sosyal olarak hiyerarşik bir yapının çıktığını görürüz. Mutlukent’teki okullarla, Beylikbağında ki okulları gözümüzün önüne getirmemiz yeter. O zaman öğretme ve öğrenme koşullarına doğrudan etki eden toplumsal eşitsizlik okullara direkt yansır. Bunları somutlarsak okul aile birliklerinin bütçelerine bakmamız yeter. Yetersiz ve adaletsiz bir parasal birikimi görürüz. Okullardaki bütçenin denetimi her türden personel sağlama, okulların kendi özgün programlarını yapma olanakları, kadrolu ücretli öğretmen çalışma oranı, velilerin ekonomik durumu-eğitim düzeyleri, çocukların psikolojik, toplumsal, pedagojik olarak yeterli düzeyle okula gelme oranı gibi bir yığın ekonomik ve toplumsal parametreyi konuşabiliriz.  Şunu da hatırlatayım bu yazı kamu okulları için yazılmıştır. Bu şartlar altında testlerle yapılacak değerlendirmeler bilim dışıdır. İsterseniz elli tane deneme sınavı yapın sonuçlar değişmez. Toplumsal eşitsizlikle akademik başarısızlık arasındaki bağı görmek gerekir. bu eğitim anlayışıyla varılabilecek sonuç budur. Bütün bu planlamalar normal olarak bu anlayış içinde yapılıyor zaten.

   Sonuç olarak Kocaeli çapında yapılan deneme sınavları sonucu belli okul sıralamaları belli deneme olarak kalır. Eğitim bilimciler de yapılan testlerin nasıl bir test nasıl bir deneme olduğunu değerlendirirler, tartışırlar. Rastgele.