KENT SERİSİ 46: KÜLTÜREL ANTROPOLOG Dr. Julia BARTHA

Dilek ALP

Değerli Macar Bilim insanını 2017 yılında yakından tanıma fırsatım oldu. Macar Kral ve Kraliçesi, İlona Zrinyi ve İmre Thököly Derneği’nin Başkanı olduğum dönemde, Macar Türkolog olarak ülkemize verdiği büyük katkıları detaylı incelemiştim. Derneğimiz adına İzmit’te bir süre yaşadığı bilinen Macar Kralı İmre Thököly’nin restore edilmiş evini ziyaret ederek, yapının duvarına bilgi plakası yerleştirilmiş, kahvelerimizi içerken 40 yıllık dostluğumuza atıfta bulunarak karşılıklı anılarımızı tazelemiştik. Onun dışında UNESCO ile yürüttüğü kıymetli projeleri ve yazdığı kitapları takip etmek benim için her zaman gurur verici oldu. Yeni çıkardığı kitabı beni çok heyecanlandırıyor. Bu kadar değerli projeleri başarıyla yürüten bir kişinin bu denli mütevazı ve dünyaya, doğanın her canlısına saygılı oluşu da ayrı bir kazanım insanlık adına. Beni kırmayarak çok yoğun temposunun arasında “Kent Kültürü” ile ilgili minik bir söyleşi yapabildik kendisiyle. Benim için fikirleri çok önemli. Arşivimiz için değerli bir katkı olacağından eminim. Sözlerinin arkasındaki kuvveti hissedebilmeniz ümidiyle iyi okumalar…



1. Kentler kendilerini hangi özellikleri ile ifade etmelidir?
Bir şehrin karakterini, özelliğini ilk olarak kültürel kökenleri gösterir. Binaları nasıldır, manzaraya nasıl uyum sağlar, tarihi geçmişi nedir... Bu geleceğinizin temelidir. En önemli kültürel güç “ekolojidir.”

2. Bir kent planlanırken hangi meslek grubu uzmanlar birlikte çalışmalıdır? Neden?
Yukarıda yazdığım kriterlerden yola çıkarak cevaplamak gerekirse; örneğin bir şehir için mimari plan hazırlanması gerekiyorsa, en önemli uzmanlar: mimar, ekolojist ve jeolog olmalı. Projenin ölçeğine göre dâhil edilen meslek grupları çeşitlendirilebilir. Türkiye örneğinde bu özellikle önemlidir. Türkiye’de büyük ve tehlikeli depremler olduğu için özellikle bölge mimarlığını vurgulamak gerekir. Bu aşamada yabancı mimari unsuların bulunmaması çok önemlidir. Öncelikle yerel düşünülmelidir. Modern binalar aynı zamanda geleneksel kültürel unsurlarla da dekore edilebiliyor. Bunun da çok güzel örneklerini Türkiye’de gördüm. Mesela yapı seramikleri kullanılıyor ki benim en sevdiğim detaylar… Yerel ihtiyaçlar çok önemli kısaca.

3. Yeni bir kente geldiğinizde, o kent ile ilgili bilgileri nasıl toplarsınız?
Bir şehre ilk kez geldiğimde ilk araştırdığım şey onun tarihi geçmişidir... Geçmişi olan bir şehrin geleceği de vardır. Kültürel gelenekleri, halk yaşamının özellikleri, özellikle gastronomi... Bir yeri yaşanabilir kılan her şey kısaca.

4. Sizin gözünüzde marka olmuş kentlerin özellikleri nelerdir? Dünyada sizi etkileyen kentler hangileridir?
Bir şehre markasını veren tarihi geçmişi ve kültürel gelenekleridir. Her şeyden önce memleketimin üzerimde en büyük etkisi oldu. Türkoloji’nin beşiği, Macaristan’da yaşayan Kumanlar’ın başkenti Kacag şehri, Gyula Németh, Istvan Kongur Mandoky, İştvan Györffy ve benim, Doğu araştırmalarını yürüten dördüncü kuşak olduğumuz yerdir. Küçük bir kasaba olmasına rağmen mekânın mücevherleri (elmasları) olan 56 adet halka açık heykel bulunmaktadır. Diğeri tabii Paris, Prag, Budapeşte, Türkiye’de İstanbul, İznik, Kocaeli... Kocaeli benim için çok değerli bir bölge. Tarihimiz açısından kalbim burada kaldı diyebilirim. Burayı iki kez ziyaret etme şansım oldu. İlk kez 2016 yılında UNESCO Türk Millî Komitesi ve komite başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz hocamızın başlattığı Türk-Macar Araştırma Programı çerçevesinde detaylı olarak ziyaret ettim. Diğeri ise 2018 yılında uluslararası seviyede, UNESCO kriterleri dikkate alınarak değerlendirilen ‘Türk Nobel Ödülü’, olarak anılan dünya şairi Sayın Özkan Mert’in Kültür Onur Ödülü’nü aldığımda. Özellikle dernek üyeleri ve başkanı olarak sizin İlona Zrinyi ve İmre Thököly’nin anılarına bu kadar önem vermesi ve konuyla ilgili bilgi sahibi olmanız bana çok duygusal anlar yaşattı... Orada sizler sayesinde Macar olmak bana çok güzel hissettirdi. Gurur duydum.

5. Müzeler ve kütüphaneler bir kente neler katar? “Kent hafızası” ne anlama gelir?
Müzeler ve kütüphaneler bir şehir gündelik yaşamında çok önemlidir. Kente gelen ziyaretçiler için de tabii. Bir ülke ve gelecek ancak kültürlü, eğitimli insanlarla inşa edilebilir. Bu da ancak kent hafızasını oluşturan kent kütüphaneleri ve kent müzeleri ile mümkündür.

6. Günümüzde “Kültür Korumacılığı” neden bu kadar önemli? Türkiye de ve Macaristan’da durum nedir?
Kültürün korunması çok önemlidir. Kültüre zaman, emek ve para harcayan ülkelere bakmalısınız. Okullar, üniversiteler, bilim araştırmaları, kütüphaneler, bunlar aynı zamanda ekonomik bakımda da önde gelen ülkelerdir. Bu konuda eğitimli ve yaptığı işi seven insanlarla iyi çalışabilirsiniz. Macaristan’da korumacılık konusunda nice sorun var, ama temelde eğitim kaliteli, çok iyi. Sorunlar çözülebiliyor. Türkiye’de ise bu konudaki çabayı görüyorum. Daha iyi olacak. Ormanları ve doğası, kültürel zenginlikleri eşsiz güzel bir ülke, sosyal açıdan çok duyarlı. Bireysel olarak insanlar çok yardımsever ve nazik.

7. Macaristan’da Etnografya Bölüm Başkanı olduğunuz Jász-Nagykun-Szolnok Müzesi’nin diğer müzelerden farkı neydi?
Ben Szolnok ilçesinin merkez müzesinde Etnografya Bölüm Başkanı olarak çalıştım. Bu müze 13.yüzyılda yerleşen iki kuvvetli doğu etnik gurubu olan Kumanlar ve Yaslar’ın kültürel ve arkeolojik kalıntılarını ele almasıyla, ülkedeki diğer tüm müzelerden farkılaşıyor. Müzenin arkeolojik ve etnografik sergilerini ziyaret edenler bu iki halkın kültürel özelliklerinin anısını dolaylı yoldan koruyorlar. Ziyaretçiler bu farkı hissederek ayrılıyorlar müzemizden. Geçmişe ait en önemli bilgilere sahaip oluyorlar.

8. Kent kültürünün korunmasında kent halkına ve yerel yöneticilere nasıl bir sorumluluk düşüyor?
Bir şehrin kültürünü korumak , şehrin yöneticileri için kentle ilgili sürekli düşünme, çalışma ve ilgi anlamına gelir. Kentin geleceği ve faydası için kalıcı, yüksek kaliteli programlar düzenlenmelidir. Bir şehir, sakinlerine farklı kültürel yaşamlar sunabildiği takdirde yaşanabilir hale döner. Bu unutulmamalıdır.

9. Bize değerli zamanınızı ayırdığınız için gazetemiz adına çok teşekkür ederim.
Ben çok teşekkür ederim, bu nazik davetiniz ve değerli “Kent Serisinde” bana da yer verdiğiniz için.

DR. JULIA BARTHA KIMDIR?
Macar Türkolog

Dr. Julia Bartha, (Karcag, 1955 -) folklor ve kültürel antropolog, etnograf ve araştırmacıdır. Jász-Nagykun-Szolnok Müzesi’nin Ethnografya bölüm başkanlığını yapmıştır. Debrecen Üniversitesi Halk Bilimi Bölümü’nde dersler vermiştir. UNESCO tarafindan desteklenen Türk ve Macar araştırma grubunun üyesi, 2014-2017 arasında gerçekleştiren projenin Macar lideridir. Macar Bilim Akademisi’nin resmi üyesidir.

Araştırmaları: Macaristan’da yaşayan Kumanlar’ın kültürü ve Türk halk kültürünün ilişkileri. Makaleleri ve kitapları Debrecen Üniversitei ve Szolnok Müzesi tarafindan yayınlanmıştır. Yüzden fazla makalesi ve 18 kitabı vardır. Türk kültürünün özellikle örf ve adetleri ile çağdas edebiyatını araştırmıştır. Özel araştırma alanı Macar folkloru ve Türk ilişkileri, Türk halklarının etnografyasıdır. Çalışmaları müze yıllıklarında, özel dergilerde yayımlanmış bir bilim insanıdır. Cahit Sitki Taranci , Sezai Karakoç, Mitat Çibuk, Atilla İlhan, Nazim Hikmet, Necip Fazil Kisakürek, Ilhan Berk şiirlerini çevirmiştir.

Daha detaylı makele ve araştırma çalışmalarına www.academia.edu adresinden ulaşılabilir.
Wikipedia : https://hu.wikipedia.org/wiki/Bartha_J%C3%BAlia

BİLGİ:
Kültürel antropoloji, etnolojik, etnografik, dilbilimsel, sosyal ve psikolojik analiz yöntemlerine dayanarak kültürlerin gelişimini inceleyen bilim dalıdır. Kültürel antropologlar, kültürel çeşitliliği incelemek ve yorumlamak için etnografi (alan araştırmasına dayalı) ve etnoloji (kültürler arası kıyaslamaya dayanan) olmak üzere iki tür faaliyet gösterirler.